Ne fikir hakları, ne emeğe saygı, ne kapitalist düzenin pazarlama, satış ve reklam kuralları, ne de sansür... Hiçbir şey ile açıklanamaz bu...
O kadar insan aylarca çalışıyor, bir kare ile verecekleri mesajı belirleyebilmek için. Defalarca aynı fotoğraflar çekiliyor. En sonunda tamam oldu deyip, emeklerinin ürününe karar veriyorlar. Sonra kuralları gayet belli olan reklam verme sürecine giriyorlar. Bir basın organına sayfalarında reklamın yayınlanması karşılığında yüklüce para ödüyorlar. Sonra da o reklam yayınlanıyor. Ama o da ne? Onların emeğini beğenmeyen birileri üzerinde rötuş yapmaya karar veriyor....
Aklım almıyor. Hiçbirini....

Bir faytona baktınız.
Ya da bir arabaya.
Bir mp3 oynatıcı.
Eski bir radyo.
Aile yadigarı bir koltuk.
Veya başka bir nesne...
Zamanın değişimiyle birlikte
teknoloji de ilerliyor.
Gelişen teknoloji hammadde işlenmesini
ve biçimlendirilmesini de kolaylaştırıyor.
Bu da bize, daha sağlam, daha dayanıklı ve daha
güzel görünen malzeme sağlıyor.
Bununla birlikte, bizlere daha ucuza üretilen ama
oldukça kalitesiz malzeme da sağlayabiliyor
gelişen teknoloji.
Bu da, ucuz ama kalitesiz ürünler olarak
karşımıza çıkıyor.
birkaç yıl önce, kuzey ırak'ta bir kürt devleti kurulmasına yol açabilecek gelişmeleri savaş sebebi sayıyorduk.
bugün ise cumhurbaşkanı abdullah gül ve iktidar bu oluşumdan kuzey ırak kürt yönetimi olarak söz etmekteler. cumhurbaşkanı abdulah gül'ün bir soru üzerine verdiği cevap çok önemli. türkiye'nin kuzey ırak kürt yönetimiyle ilişkilerde arabulucuya gerek duymadığı şeklinde. buda bire bir ilişki ve muhatabınızın resmen tanınması demektir.