
Zamanda
bir ağırlığım
ben
tik ve tok arasında
mesafe koyan
çeken ve çekilen
beklenen
bekleyen
gelecek ve gidecek
şimdi
bükülüp eğilen
ezgi olan
dillerde
hüzünlü ve neşeli
şarkılarda
zamanla
zamandayım
ben
bir hafif
bir ağır
bir
zamandayım
ben
sevgimle
seven
ne güzel
sevilen
sevişen
altın tozuyla süslü
eski epey eski
kömür gözü
parlayan zamanım
ben
benim
o
senin yaşadığın
yaşattığın
unutup andığın
ta kendisi
sevgilim
şimdi
benim zamanım
sevdikçe
sen
içte
bu nefeste
son nefese
zamanda
savaşan ve salınan
güzel bir ağırlığım
ben
zamanla
zamanında
hissedilen
bir zaman
varlığı bilinen
şimdi ve hep
seven
tik ve tok arasında
çok
pek çok
seven
“Sanat da yalnızca bir çeşit yaşamaktır. İnsan herhangi bir tarzda yaşayarak, bilmeden, buna hazırlanabilir. Gerçek olan her şeyde insan sanata, gerçek olmayan, yarı artistik mesleklerde olduğundan daha yakın ve onunla ilgilidir; çünkü yarı artistik meslekler, sanata yakın olacağız diye, her türlü sanat varlığını, gazeteciliğin, hemen hemen bütün eleştirmeciliğin ve yazın denen, ya da denmek istenen şeyin dörtte üçünün yaptığı gibi, doğrudan doğruya inkar ederek üstüne yürürler. Sizin bu duruma düşmenizi atlattığınıza ve kaba gerçeğin herhangi bir yerinde, yürekli ve yalnız kaldığınıza seviniyorum.”

Bu ifadeyi bir şairle yapılan bir röportajda okumuştum: “Kadınlar şairleri sevmezler”. O zamanlar anlayamamıştım bu sözü. “Nassı yani? Sen kalk kadınlar için şiir yaz. Onların (belki de sadece uykusuzluktan dolayı) hülyalı bakan gözlerinde bile ummanları gör, ondan sonra seni sevmesinler! İnanmıyorum!” şeklinde bir tepkim olmuştu.
Fakat zaman geçtikçe bu sözün aslı, zihnime soğuk su gibi sızdı. Yaşanacak ve görecek şeyler varmış demek ki! Anlamadığınız sözleri hemen unutmayın, saklayın. İlk duyduğunuzda anlamadığınız sisli ifadeler, zamanla zihninizde, gevşek bohçalar gibi çözüleceklerdir. Bunu derim başka şey demem!

Bir gazetede, fikir işçilerinin cinsel gücünün emekçilerden, söz gelimi hamallardan daha düşük olduğunu okumuştum. Sanki başıma kaynar sular döküldü! Kitaplarıma baktım. Yıllarca hayatın değişik alanlarında iktidarı ele geçirmek için okuduğumuz kitaplar, biz erkeklerin en büyük iktidar alanımızı zayıflatmış olamazlardı! İşin kötü yanı, bu da benim için yeni bir yazı demekti!
Haberin devamını okuduğumda fikir işçilerinin, zihinsel olarak sürekli meşgul olduklarından bir yere odaklanamadıklarını, dolayısıyla cinsel açıdan da sözgelimi bir ayakkabı ustası kadar güçlü olmadıkları yazıyordu. Konu hakkında kafa yorunca bir sürü şey kâğıda dökülüverdi.