30 Aralık 1842'de doğan Osman Hamdi Bey'i bir çoğumuz eserleriyle tanıyoruz; hatta belki de en önemli eseriyle: Kaplumbağa Terbiyecisi.

Ancak Osman Hamdi Bey, sadece Türk resim sanatı açısından değil aynı zamanda Türk müzeciliği açısından çok önemli ve değerlidir. Kendisi ilk Türk müzecisidir ve Gülhane'de bulunan, ilk Türk müzesi olan "Arkeoloji Müzesi"ni kurmuştur. Bu bilgiyi üzülerek söylüyorum ki ben de biraz geç edindim, kimin kurduğundan habersizce gittiğim İstanbul Arkeoloji Müzesi gezisinde Osman Hamdi Bey'in büstü ve müzenin kuruluş ve kazı çalışmalarını sırasında çekilen fotoğraflardan oluşan panolar sayesinde öğrendim.

1945-1950 yıllarda Lut Denizi çevresindeki mağaralarda bulunan parşömenler 20 yy.ın en büyük el yazması eserlerindendir. ’’Qumran Kütüphanesi’’ olarak da bilinen bu eserler ikinci tapınak döneminin zengin faaliyetlerini göstermektedir ve kütüphane kavramını karşılamaktadır. Şöyle ki; parça parça parşömenlerden oluşan kütüphane 20.000 kadar parşömeni ve 100'den fazla kutsal kitabı bünyesinde bulundurur. Eserler İbranice, Yunanca ve şimdilerde yok olan aramaic dilinde yazılmıştır.
Bu parşömenler ana başlıklar halinde:
1)Tüm İncillerin ana başlıklar halinde toplanması,
2)İncillin çeşitli ilkelerinde ihmal edilen işlerin olduğu,
3)İncil ile alakalı yorumlar ve kıyametle ilgili görüşler çevresinde toplanmıştır. Bu parşömenlerin Esseniler tarikatına ait olduğu sanılmaktadır.



Sonraları ise, Avrupa Arkeologlar Birliği buralardaki yapının piramitlere benzetememiş ve insanların yaptığına inanmadığını söylemişti.
Testinin dibinden evliyalığa... Bizim toplum hep bu fıkralarla güldü. Ama kendi haliydi anlatılan, acizlikten gelen bilgisizlik. TAY, Türkiyemizin sahip olduğu topraklar üzerinde yaptığı bilimsel çalışmalarla, en ufak kum tanesinin biyografisini ortaya çıkarmayı hedef edinmiş bir organizasyon. İçinde çalışan gönüllülerle, Türkiye nin dört bir tarafından elde edilen bulguları dökümanlaştırmakta ve geleceğe aktarmaktadır. Şu ana kadar yaptıklarını aynen aktarıyorum:
5 yılda
7 bölge
75 il
91.872 km yol
2.800'ün üzerinde yerleşme

Aha, iste flash'i böyle şeyler için yaptılar : Becoming Human. Maymundan yeni gelmişliğimiz hakkında interaktif ve uzun bir belgesel. Biraz lame, mesela ilk insanlardan bahsediyor ve arkada sürekli afrika müzikleri çalıyor, işte bu primitif afrikalı yerliler ile şempanze karışımı bişeydi eski insanlar demeye getiriyor. Ama napalım.