Şu rüya denen şey ne kadar da tuhaf değil mi?.
Yazıya böyle girişime karşılık: "Hah.. Ne güzel de bi tespitte bulunmuşsun.. Rüya hakkında kimsenin aklına gelmeyecek bir neticeye varmışsın.." mealinde alaycı sözlerinizi duyar gibiyim.
Alay etmekte alabildiğine özgürsünüz fakat son gördüğüm "tuhaf ötesi" rüyamı anlatırsam, böylesine malumu ilam eden bir klişeyle yazıma başlama ihtiyacı duyma tercihime belki hak verirsiniz.
Rüyalarımda (Bunlara rahatlıkla kâbus da denebilir ama hemen hepsi böyle olunca şahsen rüyasız kalmamak için ben bu gördüklerime rüya demeyi tercih edeceğim..) çoğunlukla acı çekerim, kolayca yapılacak bir şeyin illâki beni zorlayan versiyonunu denerim, zorluk yoksa yaratırım, yoluma türlü engeller çıkarırım, zorlanırım, nefessiz kalırım, resmen biterim..
İşte "rüyam" dediğim şeyler genelde bu minval üzre başlar ve biter.
Bu sabaha karşı gördüğümün de bunlardan farkı yoktu ama oldukça renkli sayılırdı hatta hoşuma gidecek sahneler dahi barındırıyordu.

Filmlerden izlediğim o sahnenin bir gün G(eri) '1' tuşu ile bana dönüşeceğini hiç düşünmemiştim o an'a kadar...
Bulunduğum kattaki '11' tuşu buna promosyon olarak basamadığım '13' tuşu en cansız şahittir...
Daha önceden tattığım ama o anda ki heyecanın geriliminden ısınan yalaz pembemsi ıslak öpüşme AYNAN'ın yansıması ile gözlerimden, beynime ulaşan yoldaki en aşılmaz engelleri düzlemsi eksensiz bir eğriyle geçmişti...
O an'a kadar hiç bir suça gösteremediğim ön koşulun cesaretini bulmuştum. Filmlerdeki fantezi olmaktan çıkıp gerçek olmuştu ve izlediğim o an'lı filmler ise basit bir düş...
Asansörün boşalmasına yakın kendine gelen diğer boşalmayı payladığım partnerim üstündeki eğrilerini küçük bir terzi edasıyla rutüşlüyordu ...
Kapı açılıp asansörü boşalmak için attığım ilk adımda bu düş'ü promosyonun tersindeki yaşıma iliştiremeyeceğimi bildiğimden dolayı dilin "YALINLIĞI" ile yetindim...
Karşıma tuhaf güzellikte bir chevrolet çıkmıştı, belli ki eski bir şehirden eskimeyen düşlerle park etmişti oraya.
O an'ın şiirselliğini üzerimden atamadan chevrolete yaklaştım, efsunlanmıştım sanki lastiklerindeki ışıma dünyanın tüm asfaltlarını yalamış görünümündeydi...
Bense çocuklaşıp kontak kutusunun üstündeki anahtarın orda unutulma şansımı denemek istiyordum...
Belki de başka bir şey dileseydim olacaktı!!! Anahtarı üstündeydi arabanın; elimi kapısına götürdüğümde ise kapı kilitliydi şaşırdım ?'! Hangi salak anahtarı üstünde bırakıp kapı kilitlemeyi unutmaz...
-Hadi kalk işe geç kalıyorsun!!!!!
- Ya uyumak istiyorum...
Ne bu ya bir rüyamı? bir düş? yoksa zamanda sıkışmış bir gerçek miydi?
Yüzümdeki düş'ü yıkamak için gittiğim yerdeki bana aşık yansımamdan Pamuk prensesi sevip sevmediğimi düşünmesini istedim...
Ayaktayken yıkamaya çalıştım yüzümüzü bu sefer düş'üz kaldım
Yarı ters 'L' haline gelip yıkamaya çalıştığımdaysa gerçeksiz kalmıştım
Anladım ki 45 derecelik bir açıyla yıkamalıydım yüzümü ve düşlerin sadece kambur insanlara ait olması gerçeğine inanmalıydım...
Yansımam ise her şeye rağmen Pamuk prenses çıkmazında girdiği yerdeki ışığı arıyordu...
Kamburlu düşleri yıkadıktan sonra fark ettim ki ayak başparmağım hiç ıslanmamıştı...
İki ayağımı bulunduğum konumda yıkayamayacağımdan olsa gerek ki kuru bir adım atma gereğini duydum...
A-Yine asansör bozuldu.Şu 5. kattakiler 30 kişi biniyorlar asansöre sonra bozulur tabi. Anasını satayım asansör bozuldu faruk koş. Birde adam hacı, zamanında gemiciymiş bilmediği dil yok. Kültür desen almamış. Ne iştir bu.
B- Mehmet amca(yüksek sesle)
C- Ne oldu.
B-Miting varmış metropolün orda. Bayrak sallicaz gidelim mi?
C- Tabiki gidelim. Sallayalım bayrağımızı.
A- Ulan mehmet amca hani mhp'ye verecektin oyunu, hani bir bok olmazdı bu chp'den, hani hepsi aynı boktu.
C- Ben Atatürk'ün partisine vereceğim
D- Abi soğanları hazırladım.
B- Tamam şimdi paketleri hazırla servis için. Şu Faruğa bir söylesene şu asansör işini çok kafasına takıyor.
A- Tövbe tövbe işine bak Mazlum bulaşma bana zaten rejimdeyim cinler tepemde.
D- Kesin kapısı açık kalmıştır. Ben bir keresinde 4.kattan düşmüştüm asansörle beraber. Nefessiz kalıyor insan. Zaten memlekette işini düzgün yapan yok ki.
C- Ne oldu asansör Faruk eve çıksam ben ajansa bakacağım.
A-Tamam, Mehmet amca geliyorlar tamirciler.
B- Mehmet Amca beşiktaş en son ne zaman kupayı aldı.
C- 1978'de aldı. Ey gidi zamanlar.
B- Ahh mehmet amca ahh..
C- Ahh Tayfunum ah..
A- Hah, geldi tamirciler biz bir bakalım.
D- Abi bir bak bakalım belki kapıya bir şey sıkışmıştır.
B- Sus be mazlum, servisleri hazırla sen. Faruğun siniri zaten tepesinde.
D- Tamam, abi ayar ince ayar çekiyorum şimdi.
B- Hadi, Mehmet amcaya da bir çay doldur.
SESSİZLİK BİR SÜRE

Bir çoğumuzun bilmeden, az birazımızın da bilerek uyguladığı bir yöntemdir lifehack.ing. Kısaca, hayatımızı kolaylaştıran basit numaralardır.
Bu ön bilgiden sonra metroyu sık kullananların çok işine yarayacak lifehacking yöntemine geçelim. Metroyu beklerken kapı önündekiler hep bir adım öndedir, bu nedenle hep kapı önünü tutturmaya çalışırız ve sadece şanslı ya da kurnaz olan bir kaçımız başarılı oluruz. %100 kapı önünü tutturmak için kafamızı sarı çizgiden sarkıtıp sarı çizgi ile tren arasındaki döşemeyi boydan boya süzüyoruz ve yandan bakınca toz bulutu gibi gözüken, yıpranmış ve bir o kadar da mağrur duran fayanslara doğru yol alıyoruz. Evet, metroya açılan zaman-mekan tünelinin kapısı onlar.