''Filler, eskiden ormanda özgür ve bolluk içinde yaşıyorlardı.'' 1560. Don Kıristobal, Samos Kontu, Batı İlleri Genel Valisi.
---------------------------------------------
Uzun kapkara saçlı, kapkara sakallı, kapkara giyinmiş adamlar, ormanda su içen fillerin yanına yaklaştılar. Kapkara uzun çivili sopalarıyla fillere vurmaya başladılar. Canları yanan filler bağarmaya ve kaçmaya başladılar. Sopalı kara adamlar fillere vurarak istedikleri yöne doğru kovalamaya başladılar. Filler kaçıyor kapkara adamlar arkalarından sopalarıyla vurarak kovalıyorlardı. Az sonra filler adamların açtıkları 1 metre derinlikteki çukura düştüler.

2008 yılı geçerli olacak asgari ücret için taraflar bugün dördüncü kez toplanıyor. Yeni yıl için belirlenen asgari ücretin bu toplantıdan sonra açıklanması bekleniyor. Ülkemizde halen asgari ücret 16 yaşını aşan işçiler için 419,15 YTL net olarak uygulanmaktadır. Linkte geçmiş dönemlerdeki asgari ücret ve artış oranlarını da görebilirsiniz.
Müdür Stoa, iş günleri her sabah evinden çıkar servis otobüsünün geçeceği noktaya kadar yürür ve işçilerle beraber işine gider, yolda sohbet ederler.
ofisine girince, önce ceketini asar, masasının tozunu alır, merdivenlerden bir kat yukarıya çıkarak tuvalete girer ellerini yıkar saçını başını kıyafetini tekrar kontrol eder, bir kat daha yukarı çıkıp çay kahve istasyonundan bir bardak çay alıp masasına döner, çayını içerken, bir yandan da dosyalarına ve işlerine bakar,
yarım saat kadar sonra yardımcı gelir birbirlerine günaydın derler, yardımcı masasını silmeye başlar, yardımcının bütün masalarda bir gün öncesinden kalma tozlar varken bu masanın nasıl bu kadar temiz kalabildiğine şaşırdığını düşündüğünü bilir, çünkü yardımcı her seferinde gülümsiyerek siler masayı, 10 dakika sonra sabah çayı servis edilir. Bayan yardımcı Müdür Stoa'nın kendi aldığı çayın boşalan bardağını alırken yeni çayını bırakır masasına, birbirlerine bakarak günaydın derler.
Öğlen yemeğini yemekhanede yine işçiler ile beraber yer, yemeğini bitirince, içinde boş tabaklar olan tepsiyi tekerlekli tepsi dolabındaki boş rafa sürer, boş raf yok ise mutfağa götürür, işçilere afiyet olsun, çalışanlara kolay gelsin der ve çıkar yemekhaneden, çalışmaya geri döner, ne kadar yoğun olursa olsun, günde enaz iki kere işçiler çalışırken aralarında dolaşır, yaptıkları işer hakkında bilgi alır ve onlara küçük küçük espriler yaparak bildiği ip uçlarını verir, iş yüklerinin azalmasına destek olur.
Akşam servis araçları kapıya yanaşınca ofisinin elektriklerini kendi kapatır ve yine servis aracı ile evine gider.
Sabah ve akşam servis aracının en arka koltuğunda cam kenarında oturur, evinin uzaklığı nedeniyle servise ilk binen ve son inen Müdür Stoa'dır. Evi ile işi arasındaki bu yolculuk 1 saat 15 dakikadan az sürmez, İlk önce O günaydın der, sen son iyi akşamlar yine o der. İşçiler ve şöför gibi o da bir insandır ve evinde huzur içinde uyur Müdür Stoa.
Yorum yapamayacağım bir haber:
"OECD'nin yıllık "Büyümeye Geçiş 2007" (Going for Growth 2007) raporunun Türkiye ile ilgili bölümünde, kıdem tazminatının kaldırılması, asgari ücretin azaltılması, ....,istendi.
Kaynak için buraya, Going for Growth 2007 raporu için buraya tıklayabilirsiniz.
Utanç verici haberler okumaktan bunaldık...Gerçi cesetlerimiz Mercedes marka cenaze arabalarıyla taşınıyormuş, teselli olalım...
Yıllar önce bir tv. programında,
sunucu ve konukları sohbet ediyor.
Sunucu : Mutlu bir insan mısınızdır? Günleriniz nasıl geçer?
İşadamı : Sabah erken kalkarım, kahvaltımı eşimle beraber evde yaparım sonra yürüyüş yapar, eve döner banyomu alır işe giderim, Yönetim Kurulu ile toplantı yaparım, Öğlen aynı zamanda en iyi dostum da olan yönetim kurulumuzdan falan filanla falan restoranda yemek yeriz, öğleden sonra katılınacak toplantı varsa katılırım, vaktim olursa tenis oynarım, bazı akşamlar eşimle bir tiyatro veya sinemaya gitmeye çalışırım, evdeysem kütüphaneme girer kitap okurum, haftasonları tenis oynarım, hava güzelse tekneyle çıkarım, ailemle olmaya özen gösteririm, yürüyüşü çok seviyorum bol bol yürüyüş yaparım, atlı spor kulübüne giderim.......
Şair : Sen işadamısın, patronsun, tabi ki bu düzende mutlusun, İstersen öğlen yemeğini personelinle ye de bak bakalım seni böyle mutlu bir insan yapan işçilerin de mutlu mu?
İşadamı : Mutlu olduklarını sanıyorum, gak, guk, kem, küm
2006 yılı biterken, ülkemizde 15 milyon insan günde 1 dolara geçinmek durumunda.
İşçilerimizin 2007 de alacakları asgari ücret tespit edildi.
Ve Türkiyenin yüz akı en zengin 10 işadamı.
Kurdukları işlerlerinde binlerce vatandaşa iş veren en zengin 100 ünlü yüzün toplam serveti 84 milyar 875 bin dolar.
45.3 milyar dolarlık servet 14 ailenin kontrolü altında
Ve günde 1 dolara yaşamak zorunda olan 15 milyon kişi.
Ayda 403 YTL ile yaşayacak olan aileler.
Ne mutlu bir tablo. Çağ atlayan Türkiye, kişi başı milli gelir 5bin doların üstünde, işsizlik %9 un altında.
Ve buna rağmen bir onurlu insan.
İMF güdümlü asıl amacı iç barışı bozmak olan politikaların sonucunu yaşamaktayız şu günlerde... Düşünün enflasyon güya eksilerde çıkıyor, memurlar refah içinde yaşıyor %4 zamma eyvallah demeleri bekleniyor (vay anam vay Orhan Veli'nin memurluk günleri geldi birden aklıma). Asgari ücret net 350 ytl... Oysa arkadaşlar basit bir örnek vereyim: Diyelim öğlen acıktınız bir Ayvalık tostu birde kola aldınız ederi 5 ytl. Sabahta işe gelirken bir sigara almıştınız ve otobüse bindiniz ederi 5 ytl. Akşam eşinizle yada kız arkadaşınızla bir yemek yediniz ucuz bir balık lokantasında ederi en az 10 ytl. ne yaptı toplamda 20 ytl ayda eder 600 maaş gitti. nasıl kira ödeyeceksiniz nasıl çocuk okutacaksınız? Vijdan evet vijdan lazım her şeyden önce bu ülkeyi yönetenlerde vijdan lazım. Amerikan pragmatizminin kölesi vahşi kapitalizmin piyonlarıyla nereye kadar??? Kendinden başkasını düşünmeyen narsist liderler, politikacılarla bu gemi nereye kadar gidecek?? Zaten ulaşılmak istenilen bir hedef olduğude meçhul... Lozanı kabul etmeyen ABD ve yenilgiyi içine sindiremeyen İngiltere yeni oyunlar yeni sömürgeler peşindemi??
Mütarake yıllarındamıyız? nedir bu sefalet nedir bu acizlik?
Bunu görememek için Ata'nın gençliğe hitabesinde dediği gibi; ya gaflet ya delalet yada en kötüsü hiyanet içinde olmak lazımdır. Bir savaş kaybettikte onun diyetinimi ödüyoruz? Nedir bütün bu olanlar??
Patolojik narsisizmin en büyük belirtisi vijdan yoksunu olmaktır. Ve insanlığa fayda vermek şöyle dursun sadece zarar verebilirler bu tür insanlar... Örneği çoktur tarihte; Cengiz hanından tutun Hitler'ine, Bush'una Olmert'ine kadar...
İnsanlığa düşen ve insanlık onuruna yakışansa bu tip insanları alaşağı etmek ve tarih sahnesinden silmektir.