öyle garip bir zaman.
öyle garip bir zemin.
vatani vazife yapmaya gelmiş olmakla vatani vazife adına yaptığın işlerle yüzleşmek insanı bir anlamda iki yüzlüleştiriryor.
bazen kendimi esir kampında bazen se dikdatör bir sahibin uşağı olarak hissediyorum.
yaşına, başına, karakterine bakmadan gösterdiğin eşi benzeri görülmemiş saygı seronomileri aslında içe doğru nasıl bir saygısızlaşmaya doğru sürüklendiğini görmek belki de "tepki" kelimesinin gerçek manada nasıl birşey olduğunu bize öğretiyor.
her yerden, her tipten, her kültürden farklı insanın bir potada eritilmeye çalışıldığını görüncede potanın niye bu kadar sert olduğunu idrak ediyorsun.
façacısıyla, oğlancısıyla, temizlik hastasıyla, tuvalette cinsel dürtülerini tatmin edeniyle, her gece "estağfirullah" çekeniyle, sövgünün edebiyatının tüm inceliklerini sergileyenleriyle böyle garip bir mekan askerlik.
not: çarşı iznindeyim ve yazacak pek vaktim yok. askerlik bittikten sonra acemilik boyunca tuttuğum anılarımı paylaşıcağım.

"Savulun kurtçuklar ben geliyorum.." dedirten bir oyun worms. O şirin karakterleriyle birbirleriyle kapışan kurtcukları yönetirsiniz. Savaştırırsınız onları. Takım oyunudur Worms. Emrinizdeki askerlerle (kurtçuklarla), karşı takımın askerlerini (onlarda kurtçuk) ezmeye çalısırsınız.
Oyunda hangi silahı ararsanız var. Kurtcuk cephanesi dolu bu oyunda. Bazuka'dan, el bombasına, taramalı tüfekten alevli silaha kadar pekçok tasarım harikası silah var elinize. Gerisi sizin kurtcuklara kalmış.
Nereden bileceksin?
Nasıl anlayacaksın?
Yaşamadıklarını, görmediklerini
nasıl hissedebileceksin?
Neredeyse otuz yıl olacak.
O rezil günlerin mimarlarını,
büyükbaşlarını, ödediğimiz vergilerle besledik.
Onlara saygı gösterdik,
fikirlerini aldık, "memleket meseleleri hakkında"...
ABD'yi suçladık, büyükbaşlarımızı suçladık.
Kolay çünkü böylesi, zordur derinlere inmek.
12 Eylül denen şerefsiz darbe bütün Türkiye'ye yapıldı.
Suçlu ararken suç işledi, kendine "devlet"
sıfatı kazandırmış şahsiyetler.