Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan sinepil.org'da: "Kız kardeşim Evleniyor (Margot at The Wedding)"

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

Etiket:

ateş hakkındaki yazılar:

\

ateş böceklerinin yaydığı ışık bilimin çözmeye çalıştığı bir şeydir, zira ateş böcekleri ışık saçar ama ısınmazlar, bu yüzden bu ışık soğuk ışık olarak adlandırılır, eğer bilim bunu çözebilirse, üretilen bir ampul şimdi yaptığı gibi veriminin %90 ve üzeri kısmını ısıya dönüştürmeyip, daha verimli ışık üretecek, yüksek enerji tasarrufu sağlanacak.
ateş böceğine, yıldız böceğiyle yıldız kurdu da denir ve kınkanatlar takımına dahil olurlar. saçtıkları ışık genellikle eş bulma amaçlıdır ve burada yanıp sönme ritimlerinin eşten gelen tepkiyi anlama konusunda önemi vardır, tabi bi de işin savunma kısmı var ve bu savunmanın etki etmedi hayvanlar da; örneğin bazı kurbağalar, bunlar işi abartıp o kadar çok ateş böceği yerler ki, sonun da kendileri de yanar dönerli olur, ışık saçarlar, işin esprisi bir yana ateş böcekleri çoğu böcek yiyene cazip gelmez, çünkü tadları acıdır ve bu ışığın düşmanlarına bu acılığı hatırlattığı yönünde düşünceler vardır.

7 ahkam var

Benim kadim dostum grip.

Sen olmadan anlamı yok kışın... Boğaz ağrısına hasretim. Eklem ağrıları,göz ağrıları,halsizlik,yorgunluk,ateş... Ne de güzel... Ulan bir kış da sensiz geçmez mi?

4 ahkam var

üniversiteyi okuduğum şehirde bıraktım en büyük aşkımı
aynı zamanda umut etmeyi, heveslenmeyi, sabırsızlanmayı

şehri güzel yapan içinde yaşadığın insanmış belledim, anladım
kadrin kıymetin bilemeden içine ettim de ayrılırken afalladım

yelkeni saldım rüzgara; karşılaştığın fırtınalarla değil, gemiyi limana getirip getirmediğinle ilgilenirmiş dünya diye
rüzgarın yönünü değiştirmeye çalışmayı bıraktım ben o şehirde

üstümden ne heyecanlar geçmiş olacak ki, kaldıramadım kafamı görmeye güzelin cemalini
dün boktum, bugün koktum misali olgunlaştım saydım durgunlaşmayı

0 ahkam var
Etiketler: , , ,

Çakmağın gazının kokusu geliyor burnuma, ama yanmıyor bir türlü… Gri gökyüzü, sisli ortalık, yalnızlık kokuyor her taraf…
Böyle bir gecede bıraktın beni. Sokakta hayat kadınlarının arasında, gecenin ıslak karanlığında, patlayan sarı nefret dolu ışıkların karşısında… Şimdi yanımda hepsi benimle beraber, kırık bira şişeleri ve sivri, kötü olan her ne varsa. Bekliyorum başını döndürüp beni bıraktığın yerde göreceğin gizemli zamanı. Beklerken üşüyor içim ve çöp ateşine yaklaşıyorum aklımca son defa. Ellerim ısınmıyor artık bu ateşte, sokuyorum ateşin içine. Yanmıyorum, sadece üşüme var. Böyle tuhaf bir gecede yalnız bıraktın beni. Sarı kirli köpeğin pirelenmiş tüylerinin arasında. Kahve kokusunu ne kadar özledim bir bilsen. Şimdi, burada olsaydı gölgelerimin yanı başında. Kibrit çöpünün ucu gibi ekşi ve biraz acı hayat. Ağlayınca yüzüne yapışan saçların gibi hüzünlü, içler acısı. Parmakların kadar ince… Sensiz kaldı bütün dünya. Buruşup kenara atılmış kıyafetler gibiyiz savrulurken. Anlamsız, gereksiz, bilinmeyen uçlarda… Böyle bir gecede yalnızım sayende. Bu büyük güç gösterisinin içinde, oyunlar oynarken kimin isteği daha büyük diye… Son bir umudum var, pakette son bir dal sigara.
Beş dakika geçti geçmedi.
Sokakta hayat kadınına yanaştım, ateşini istedim ve tükürdü suratıma! Travesti yardımına koştu, ihtiyacı varmış gibi… Jiletledi beni birçok yerimden sokak lambasının hemen yanında. Ağladım ve gözyaşlarımın tuzu yaktı açık yaralarımı. Köpeğe çarptım kaçarken ısırdı bacağımı, çöp ateşinin üzerine düştüm ve yandı ellerim. Böyle bir geceye giriyorum sana inat, kendime ispat. Yalnız bıraktın beni, pisliğimle ve körlüğümle pişman edeceğim seni, kollarımdan kırık bira şişelerini ayıklarken. Kanarken ve gülerken… Her ayrılıkta iç acıtan batmış camlar canımı yakarken… Bekliyorum göğüslerini bana çevirip ‘hala orada mıyım?’ diye bakacağın zamanı. Köşede birasını yudumlarken topal teyze, kuyruk sallıyor bütün dansözler bana… “Şerefe” edasıyla. Yoksun sadece, gerisi tenin hüznü, gerisi yeraltı edebiyatı. Yoksun bu gece, sevişmelerin kadar sıcak olamam yalnızken hiçbir zaman. Son sigaramı yakabilseydim bu küfürbaz çiseleyen yağmurun altında, sana ulaşırdım belki, mutluluğun özlenmiş, bilinmeyen dünyasında. Çakmak gazı, gri gökyüzü, zemin kaygan, yol uzun, duruyorum yolun ortasında. Elimde tek bir sigara…
Beş dakika geçti geçmedi, yol kenarından biri geçti sana benzeyen. İçim kalktı, parçalanmış kıyafetlerimle, yağlı saçlarımla üzgün duruyordum emindim. Görmeni istemezdim. Her zaman izlediğini bilemezdim.
Özledim seni.

1 ahkam var

Evlerimiz en çok kaza geçirdiğimiz yerlerdir. Elimizi keseriz,düşeriz,birşey kırarız. Bunlar gibi birçok şey sıralayabiliriz. Ama en sık görülenleri bunlarmış .bakalım

0 ahkam var

Aslında Karadeniz'de veya başka herhangi bir denizde kıyılarda sıkça rastlar hatta elimize alır incelerdik.Oysa Ege ve Akdeniz kıyılarında zehirli deniz analarına rastlandığını geçenlerde bir arkadaşımdan duydum.Hatta ayağına sürülmüş ayağı mosmor olmuştu.Eşi de eliyle ovalamış acı daha çok yayılmış,eşinin eline bile aynı acı geçmiş.Ben de araştırdım gerçekten Akdeniz ve Ege denizinde bu zehirli deniz analarına rastlamak mümkünmüş.

\
Fosforesans özelliğinden dolayı suyun altında hafif bir ışık yayan, 50 metre derinliğe kadar görülebilen ve rengi kırmızımsı sarıdan mora doğru değişebiliyormuş. Ege ve Akdeniz bölgesindeki deniz anaları hiç şakaya gelmezmiş. Ölü olsalar bile dokundukları her cisme zehirini akıtırlarmış.Özellikle ısırdıkları veya dokundukları bölgelerde kaşıntı,şişme,yanma, kızarıklıklar,ateş ve daha sonra yerini acıya bırakmış.Bu nedenle söz konusu deniz anasından uzak durulması gerekiyormuş.Eğer ki böyle bir durumla karşı karşıya kalırsanız yine de aklınızda bulunsun.Temas durumunda acıyan, şişen yere sirke veya limonla yıkanması, yaranın kaşınmaması, silmek için bastırılmaması öneriliyor.

30 ahkam var
Etiketler: , , , , , , ,

En sevdiğim parfümün kadar keskin bir koku var içeride, hissediyorum. Ama bu keskinden ziyade pis kokuyor. Sanki tüm yaşadıklarımdan sonra ölmek istemişim, hatta bunu yaşama geçirmişim, kapıları penceleri kapatıp ocakları açmışım, içeri gaz doluyormuş. Halbuki bunu yapmadım ben. Gaz kokusu değil bu. Sen gittiğinden beri evden atmaya tenezzül bile etmediğim çöplerin yaydığı bir koku da değil bu. Hatta intihar da etmediğim için ölmedim de.. Ölmediğimden evde günlerdir kalmış çürüyen bir bedenim yok ve bunun kokusu da yok haliyle.. Ama içeride keskin bir koku var, hissediyorum. Yıkanmamış tabak çanak yok mutfağımda, sinekte yok. Ha olsa iyi olurdu ya, bana arkadaş misali.. Ben artık çözemiyorum bunu. Giderek daha çok bünyemi sarıyor, burnumun dibinden ayrılmıyor koku. Kalbini söktüm yerinden bende kalmış edebiyatı yapacağım şimdi.. Güya onun kokusuymuş bu, ama yok bu da değil...
Sanırım....Ev yanıyor, bana aldıklarını ve bana yaşattıklarını yakayım derken ev yanıyor. Topluca, külliyen ebediyen yok oluyor, yok oluyoruz. Sadece bir kaç parçayı tutuşturmak istemiştim, tıpkı çocukluğumdaki gibi. Umarsızca, sana ait olanları yok edince mutlu olacağım yalanına inanarak.. Ev yanıyor, tenim tenime yapışıyor, canım acıyor.. Ama daha da kötüsü var. İçeride anılar geçidi seramonisinin keskin bir kokusu var. Bu beni rahatsız ediyor..

14 ahkam var

Mim Nehri

geri »

Arama

pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

etiket menüsü

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu