Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan zamazing.org'da: "Siemens HB 78P570 LiftMatic Fırın"

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

Etiket:

böcek hakkındaki yazılar:

Geyik Böceği
Geyik Böceği
Arkadaşlar size yeni bir para kaynağı da ha benden bedava. Daha önce Safran çiçeğinden elde edilen tozun ne kadar pahalı olduğunu ve ne kadar karlı bir iş olduğunu yazmıştım
Şimdi daha başka bir şey ve otla alakasız birşeyin ne kadar pahalıya satıldığını belki inanmayacaksınız ama kara borsasının bile olduğunu söylemeliyim.
Bulmasına belki bulursunuz ama onu tutmak herkesin harcı olmayabilir.Çünkü bu bahsettiğim bir böcek. üstelik pekte sevimli olmayan bir böcek. Bahsettiğim geyik böceğinden başkası değil. Özellikle japonlar için bu böcek vazgeçilmez birşey. Çünkü Ülkelerini kasıp kavuran çizgi film sayesinde hemen hemen bütün japonlar bu böceği besliyor. Ayrıca böcek koleksiyonerleri içinde bulunmaz bir tür. Sadece Hatay'da amanos dağında bulunan 6 antenlileri en pahalısı.
19 ahkam var
\
\
\
Gün ışıldamaya başlamıştı,yoruldum ve göz kapaklarımın direnecek hali kalmamıştı.Hava çok sıcaktı.Klima açıkken gürültüsünden uyuyamadığım için kapatmıştım.En hafif şekilde giyindim pencerenin önündeki yatağıma uzandım.Uyku moduna girmiştim ki hain böcek izin verse yarı ölüm moduna bile geçiş yapabilecektim. Ama ne mümkün! Penceredeki sinekliğe gelen davetsiz misafir öyle ses çıkarıyordu ki,sinekliğin olduğunu bile unutarak irkilmeme neden oldu.Nasıl bir sürüm böyle bir ses çıkarabilir diye merakımdan böcekle göz göze gelmeyi göze aldım. Kahverengi,orta boylu,tombulca,yaşlı bir modeldi.Bademcikleri şişmiş olacak ki sesi kulağımı tırmalıyordu.Böcekle bakışırken; “bu sesi nerenden çıkarıyorsun dedim”

zamanlaması berbattı ama bu fırsat kolay kolay bir daha ele geçmez diyerek yatak odamda ona dokunacak bir eşya aradım,dokundum.Uçarak kaçmak yerine havalanıp az öteye yeniden çadır kurdu.Biraz yüz versem içeri,yanıma gelecekti.

24 ahkam var
\
kıbrısta zirziro derlermiş bu böceğe, hepimiz biliyoruz yaz akşamları cırcırcır bazen gecemizi zehir eden, bazen de doğada bulunup da sesini duyabildiğimiz için mutlu olabildiğimiz böcek.
görünüş olarak kocaman siyah bir çekirgeyi andırır, zıplayabilirler ama çekirgeler kadar değil.
gündüz toprak altında yuvalarında olup, gece aktif olan böceklerdir. ötüşlerinin farklı nedenleri vardır, tahmin edilebileceği gibi ilki çiftleşme için bir çağrıdır, bunu erkekler yapar, zaten doğal yaşamda görünüşü ve sesi heybetli, güzel, dikkat çeken bir canlı görürseniz o büyük ihtimalle erkektir. dişilerinin ötüş sebebi ise bir çok insana çok garip gelir, neticede isimleriyle özdeşleşmiş bir sıfatları vardır ki o da tembel olmaları, eğer köylük bir yerde yanmış, parçalanmış bir böcek görürseniz o, içindeki larvaların gelişimini sağlamaları için kendini ağaç kabuklarına sürterek kendi ısısını yükseltip, en son da karnının yarılmasıyla ölüp, içinden yavruların çıkmasını sağlamış bir dişi cırcır böceğidir.
sanılanın aksine cırcır böceği ile ağustos böceği farklıdır.
kaynak link
20 ahkam var
\

ateş böceklerinin yaydığı ışık bilimin çözmeye çalıştığı bir şeydir, zira ateş böcekleri ışık saçar ama ısınmazlar, bu yüzden bu ışık soğuk ışık olarak adlandırılır, eğer bilim bunu çözebilirse, üretilen bir ampul şimdi yaptığı gibi veriminin %90 ve üzeri kısmını ısıya dönüştürmeyip, daha verimli ışık üretecek, yüksek enerji tasarrufu sağlanacak.
ateş böceğine, yıldız böceğiyle yıldız kurdu da denir ve kınkanatlar takımına dahil olurlar. saçtıkları ışık genellikle eş bulma amaçlıdır ve burada yanıp sönme ritimlerinin eşten gelen tepkiyi anlama konusunda önemi vardır, tabi bi de işin savunma kısmı var ve bu savunmanın etki etmedi hayvanlar da; örneğin bazı kurbağalar, bunlar işi abartıp o kadar çok ateş böceği yerler ki, sonun da kendileri de yanar dönerli olur, ışık saçarlar, işin esprisi bir yana ateş böcekleri çoğu böcek yiyene cazip gelmez, çünkü tadları acıdır ve bu ışığın düşmanlarına bu acılığı hatırlattığı yönünde düşünceler vardır.

7 ahkam var

Otobüstesiniz. Vapurda, minibüste, belki bir toplantıda. Ortam sıkışık. Ayakta duruyorsunuz, biri gelip baya baya değdirip geçiyor. Ya da değdirmesin tamam, ama normal çarpma, sürtünme ya da temas sınırlarının üzerinde bir olay yaşanıyor. Böyle durumlarda o kişiye dönüp " Evet, ben de sizden hoşlandım gerçekten. Ama ilk buluşma için bu yakınlaşma fazla değil mi?" demek istiyorum. Evet , evet bunu demek istiyorum. Hatta bir keresinde dedim böyle bir şey. Çok sesli değildi demek ki, adam duymadı. Yanımdaki arkadaş duyup, (duyup duyup, çok komikmiş bu 'duyup', sürekli tekrarlansın, gülelim eğlenelim hep) baya eğlenmişti. Acaba adam duysa ne olurdu, sonrasında neler yaşanırdı ise başka bir yazımızın konusu olsun. (aaa! aşkolsun, anlatsana kııııız..!)

57 ahkam var

Bir çalı dbinde dünyaya geldiysen eğer...
Dağ yoncalarının kokusu dolduysa ilk nefesinle
ciğerlerine...Deve dikenleri arasında emeklediysen...
Ağaç dalından at bindiysen çayırlarda...Ormanı,kuşları, domuzu, ayıyı tanıdıysan. Tavşanı gördüysen ymuşacık.Kuyruk
savuran tilkiyi tanıdıysan.Binbir çeşit çiçeği,böceği ,
karıncayıizlediysen.Ağustos böceğini dinlediysen.
Geceleri ateş böcekleri ışltısında dans ettiysen.
Yarasa gördüysen karanlık mağaralarda.Kartalı
gördüysen yalçın kayalıklardaki yuvasında.Keklik
gördüysen kınalı, kargaları da sevebildiysen.
Kopamadıysan dağlardan, gecesi çekiyorsa seni
aya, yıldızlara.Gündüzleri koyu gölgesinde ıhlamurun, düşlere yolculuk ettiysen.Düşlerin
alabildiğine geniş, alabildiğine uçsuz bucaksızsa.
Düşüncelerine kimseyi sokmuyorsan, karışamıyorlarsa sana.Düşünme yasalarını kendin yaptınsa eğer... Pirinç ayıklar gibi ayıkladıysan
bir, bir...

50 ahkam var

Doğada hayvanlar arasındaki var olma savaşları ve taktikleri tek tek hayvanların içinde bulunduğu gibi, o hayvanların türlerinde de genel olarak mevcuttur ve gelişir.
Kaplanın ceylanı yakalayıp parçalaması, karnını doyurması için gerekli olan ihtiyacının sonucudur. Avlanma içgüdüsünün evrensel tutumu insan tarafından gözlemlendiğinde, insandaki acıma ve merhamet duygusunun yükselmesini ve hissedilir biçimde insanı derinden etkileyebilmesini sağlayabilmektedir. O halde insan aklında oluşturulmuş ahlaksal kavramlarda bir yanlışlık olması veya çok rahat bir biçimde “vahşi” olarak nitelendirebileceğimiz “doğal” olayların iç ahlakımız tarafından oluşturulmuş duyguların kurucularıyla hiçbir ilişkisi olmaması gerekir. Eğer insan ahlakı, iç sızlamaları, vicdan ve birçok insansal etik, doğayı vahşi ve insanlık dışı bulmamızı sağlıyorsa, insan doğanın bir ürünü olduğunu kabul etmiyor demektir. Dinde ve genel ahlakta tanrısal yasalar olarak öğretilen, iç huzurumuzu sağlayan kavramların, bu kavramları ve insanları yaratan şeyle uyum sağlamaması, insan ahlakının kurucusunun insanın kendisinden ibaret olduğunun bilimsel ve metafiziksel ispatıdır. Ya da evrensel ahlak tanrı tarafından belirlenmiş ve insan ahlaksız bir doğanın içine bırakılmış ve şu an bir şekilde cezalandırılmaktadır. Birinci seçeneği takip edersek ahlak doğa dışıdır ve getirileri de öyle olmak zorundadır. İnsan böyle bir durumun farkına vardığında barındırdığı ahlaksal duyguların gerçekdışı veya doğa dışı olduğunu bilerek bu duyguların doğasına kendini bıraktığında başka birilerinin kurallarından oluşturulmuş emirsel bir hayatı yaşamaya razı olup olmamanın kararsızlığıyla baş başa kalacaktır. Aciz birini gördüğümüzde, bir vahşete tanık olduğumuzda veya dilenen biriyle karşılaştığımızda içimizde beliren merhamet duygusunun kaynağı, doğuştan sahip olduğumuz empati yeteneğinin, çocukluktan beri içgüdüleri değiştirilmiş bir insanlığa yönlendirilmiş olmasından kaynaklanır. Kendimizi devamlı gördüklerimizle kıyaslamamız, gelişme için evrimleşen taklit yeteneğimizin refleks halinde yaşamlarımızın bir parçası haline gelmesinden doğar. Merhamet duygusunun tohumları küçük yaşlarda toplumsal ahlakın ve dinin getirileri sayesinde içlerimize işlenir. Ahlak temellerinin atıldığı dönemlerden önce insan kabilelerinin kendi aralarında doğayı taklit ederek oluşturduğu ilk ayinler, tapınma şölenleri, ateş etrafında dans, sesleri taklit etme becerisi, ilk müzikler, korkuya tepki olarak ortaya çıkan inançlar ve ilk tiyatro denemeleri olarak varsayılan, cezalandırma öncesi ölüm taklitleri, insanlığın genel duygu oluşumunu geliştirmiştir. İnsan kendi türünde gördüğü doğa dışı davranışların tümünü, yavaş yavaş vahşi olarak nitelendirmeye başladığı doğadan kaçılabilecek tek yer olarak algılamıştır. Bedensel değişimin yavaşlamasına oranla duygusal değişim hızlanmıştır. Daha sonra sosyal yaşamın genişlemesi, toplumsal dinler ve kural gereklilikleri, bu tür duyguların şekillenmesine ve sebeplileşmesine olanak tanıyacak bir evrensel ahlakın var olduğu yanılsamasını yaşarlar. Böylece merhamet duygusu diğer birçok ahlaksal duygu gibi insanı hayvandan ayıran, onu özel kılan ve ahlakı kutsallaştıran bir öğe olarak tanımlanır.

1 ahkam var
tuttum
4

Böcek

1 2 3 Sonraki

Mim Nehri

geri »

Arama

pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

etiket menüsü

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu