Yaşgünü
Buzluktan çıkardığım gözyaşlarımla ağlardım sana.
Oysa daha dün jubilesini yapmıştı aşkım,
İçine hiç iç çamaşırı giymeden, sarı podyumda...
Ellerimi kesti bir bıçak, yazamıyorum.
Nur topu gibi taze bir hayal verdin bana,
Cami avlusuna terkedemiyorum.
Ne tarafa baksam suçluluk duygusu,
Kime yaslansam yılan kırması!
Namaza durmuş hayallerim anneme inat.
Secde ediyorlar bir beyaz yılana...
Biraz daha huzur lütfen kalbime.
Ellerimi kesti bir bıçak, dedim ya!
Oysa replay yapacaktım hayatları daha.
Bir bebeğinki kadar taze bir hafıza verecektim çocuk sana!
Evvel zaman içinde birgün
bakındı etrafına hz.İbrahim
Müşahede eyledi alemi,
Düşündü Allah için kurban edilecekleri
O vakit dedi ki hz.İbrahim,
Ya rabbi verseydin bana Salih bir oğul,
Onu bile sana kurban ederdi bu kul,
Ve yazdı yazılacak olanı yazan kalemler,
Yazdılar Allah’ın dostu hz.İbrahim’in ahdini.
Zürriyetini devam ettirecek bir oğlu olmamıştı Hz.İbrahimin
Zevcesi Sare izin verdi hz.İbrahim’e
İbrahim(a.s), cariyeleri Hacer ile evlendi.
Hak Teala da bir salih bir evlat nasib etti
İsmail koydular ismini, çok güzel, tatlı ve sevimli
Peygamber soyunun devamı
Ve nur u Muhammedinin taşıyıcısı idi.
Katanayı bilmeyen yoktur.Kill Bill'de sık sık bu kılıcı görmüşüzdür.Peki yatağanı gören varmı?

Dayımlar bir üst katımızda oturuyordu. İlk defa görüyordum üst kata taşındıklarını. Evlerine gittim. Yengemle kavga ediyorlardı, neden olduğunu anlamadım. Üzüldüm. Mutfakta oturuyordum. Onları rahatsız etmek istemedim. Patırtı gürültünün arasına girmem hoş olmazdı. Dayım mutfağa geldi. Yüzüme bile bakmadı. Sinirliydi çok. Büyük bir hırsla açtı çekmeceyi, çatal bıçak şangırdadı hızla açılınca çekmece. İçinde bir tane ekmek bıçağı var. Aldı... Hızlı adımlarla mutfaktan çıkıyordu ki, bana döndü "git" dedi. Çok korkmuştum. Hemen indim alt katta ki evimize. Annemle korkmuştuk. Dayımla yengemin sesi kesilmişti. Çıt bile duyulmuyordu. Bir ara aşağıya birinin indiğini duydum ama korktum, bakamadım. Annemle korkmuştuk. Annem de duymuş kavgalarını. Çok garip bir sessizlik vardı apartmanda. Herşey susmuştu bir anda. Kapının arkasına oturduk annemle. Neler olduğunu anlamıştık ama sesimizi çıkarmıyorduk. Sanki ikimizde dilimizi yutmuştuk. Ben konuşamıyordum annemin beni dalgınlığımdan uyandırmak için attığı tokatlara rağmen. Şok geçiriyordum. Bir süre kapının arkasına sinmiş bir vaziyette sessizliği dinledikten sonra apartmanda çok hafif "pıt pıt" diye sesler duyduk. Annem cesaret edip kapıyı biraz aralamıştı. Kafamı uzattım baktım. Yukardan bizim kata doğru dönerek inen merdivende iki küçük ayak görebildim. Titriyordu. Sadece bakıyordum, hiçbir şey yapamıyordum. Dilimi yutmuş gibiydim, heryerim kaskatı kesilmişti. Minik ayaklar üç basamak daha inince kabarıp inen göğsünü gördüm. Andelinaaaaaa...Yüzüne bakmaya korksam da bir kaç basamak inince kan içindeki yüzü göründü. Bizi görünce ağlamaya başladı, elinde kanlı bir bıçak vardı. Ann-nee-an-nem yere- yer- de ya-ya-tı-yor" Biçağı yere atıp annemin boynuna atladı. Titriyordu her yanı. Hıçkırıyordu.
Ben 25 yıl İstanbul da yaşamış biriyim deniz burnumuzun dibindeydi ama çevre kirliliği nedeni ile sadece kenarında oturup yosun kokusunu içimize çekerdik.O bile beni mutlu etmeye yeterdi.Şimdi herkesin adını dilinden düşürmediği, turistik bölge dediğimiz zaman herkesin aklına ilk gelen Bodrum,Çeşme,Antalya hani denizi çok tuzlu olsa da sonuçta deniz.



