Kızımın burnundaki siğili aldırmak için gittiğimiz hastanenin ameliyathane kapısında biriken bir avuç kalabalık, ister istemez, insanın içini burkuyordu.Kimi hıçkırarak ağlıyor, kimi sessizce başını önüne eğmiş bekliyordu.Kalp krizi geçirerek ameliyata alınan kişi birkaçının patronu, ikisinin de babası olduğunu anlayabilmiştim fısıltılı hıçkırıklardan.Derken; kapıda yeşiller içinde belirdi aynı zamanda
kızımın küçük siğil operasyonunu da gerçekleştirecek olan doktorumuz.Maskesi boynunun altında, bir eli cebinde, diğer eli ameliyathane kapısına dayanmış, ayağının teki diğerinin üzerine atılmış, neredeyse hergünkü yaşanmışlıkların verdiği gayri ihtiyari bir alışmışlık ifadesiyle, hasta yakınlarına; "....bey, ciddi bir ameliyat geçirdi, elimizden geleni yaptık ama bundan sonrası ümitsiz" gibilerinden, bir şeyler anlattı.Bize dönerek, "İçerideki hasta yoğun bakım ünitesine geçirildikten sonra, sizi alacağız, çocuğu hazırlayın" diyerek arkasını dönüp gitti.Kelimeler bedenden bağımsız olabilir mi?
Şimdiye kadar birçok parti ya damillet vekili çıkıp vaatlerinden bahsetti. Benim için burada önemli olan, olması gereken vaatler yanında benim istediğim vaatler.

vaatlerinizi bekliyorum. dediğim gibi benim oyum tek, benim oyum önemli.