Hiçbir zamana yolculuk yapıyorum. Bir bahar sabahı gözlerimi denizin ortasında açıyorum. Sonsuzluğa adanmış cabbar duygular ayaklarımı sıkıyor, bilek güreşi yaparken ben. Dostlar var yanımda, sohbetle beraber keyifli bir hava hakim. Henry çocuk Oliver’ı denize itiyor. Bir müddet suda debelenmesini seyrediyorum. Sonra tayfanın beni anne gibi gördüğünü hatırlıyor ve denizle şaka olmayacağını yineliyorum soğuk bir sesle. Kıyıya döndüğümüzde taşlara örtüler seriyorum, seni düşünüyorum. Üzümlü keki dilimlememiş Mathilde. Kağıt tabakları ve çatalları eksik getirmiş Petra. Seni düşünüyorum.
- Sonunda Tom kasetçaların tuşlarını yerinden söktü, bu yeteneksize tamir ettirmekle hiç iyi etmedin !
- Bunu eğlenceli mi buluyorsun Mathilde?
- Nasıl, neyi?
- Onunla alay etmeyi.. Bırak kendini yensin bilirsin çok içine kapanık..
- Gördüğümü söylüyorum
- Söylediklerini görebiliyorum
KONYA BAHAR ŞENLİKLERİ

ayaklarımın yukarısında bir ağrı..bahardan mıdır nedir...nasıl bir yorgunluk..halsizlik...harket etmek ne zor...her şey ne çok zor...bunaltıcı sıcak bir esinti..hiç de hoş değil...hoş olan bir şey kalmamış gibi..dünya darlaşıyor..her şeyi daracık bir alanda yapar gibi..her şeyi yorgunluktan yapamamak gibi...baharda herkese olur...evet aam ben herkes olmak istemiyorum. adım herkes değil. herkes. değilim ben saygı değer bahar..beni dinliyor muusnuz...kimim ben...bir bahardan fazlası oldğum kesin....
havalar ısınıyor..delilik akıyor..hızlıca ona yetişmeye çabalıyorum...aşık olmak istemiyorum deme bana bahar. ben yazdan kaldım.


Erik agaci...
Ne kadar da aceleci, ne kadar da sabirsiz,
aciga vurur hemen kendini zamansiz..
Acinca günes daha kisin ortasinda,
acar tomurcuklarini vurur sirrini disari..
Bilmez o zavallicik ne kis, ne bahar, ne de yaz,
görünce günesi düsünmez O, ne soguk, ne ayaz..
Cicek acmak hemencecik olmaktir gayesi,
bu yüzdendir hep O'nun acelesi..
Nerden bilsin zavallicik bahari yazi
hüsranla biter bu yüzden erken olma sevdasi..
Not: Bi siir de ben yazayim dedim. Bilmem üstadlarim begenir mi?
Pencereden vuran güneşle beraber zamanı heceliyorum. Belki bu bir bilmecedir, kim bilir. Birkaç gün öncesine kadardır bakakaldığım, şaşırdığım onca şeyin hüznünü sarmalayıp büyütüyorum kendimi farkına varmadan. Lakin hüzün hala var ve susuyorum dolu dizgin bir yalnızlık içinde.
Saçlarımın kızıllığından olsa gerek güneşe çıplak gözle bakabilenlerdenim. Uzun tellerde sızması zor oluyor diye yağmur altında ıslanamayanlardanım. Ya da yanımda hep şemsiye taşıyorum acaba bu olabilir mi sebebi. Bilmiyorum.
Kaç kişilik bir yalnızlık yaşıyorsun bilmiyorum. Sadece bir tanesi özlediğin sana benziyor bunun farkındayım. Uzakta durup olan bitenleri izliyorsun o halinle. Sessiz sedasız hiç yerinden kıpramadan. Onlar gitse de sen gitmiyorsun. Vaz geçsede vaz geçmiyorsun duruşundan. Yaramazlıklarına karışmıyor, döküp saçmalarını toplamıyorsun. Sadece izliyorsun. Konuşmuyor ve söylemiyorsun… düşüp tökezledikleri zaman yanlarına gelmelerine izin veriyor yaralarını sıvazlıyorsun ve iyileştiriyorsun. Temiz tutmaya çalıştığın, onlara hiç dokundurmadığın kalbinle. Bazen seni de acıtmak isteseler de izin vermiyorsun. Akşama sen uyuyorsun lakin sabaha onlar uyanıyor. Bu yüzden ben yapmadım diyebiliyor ve bütün günahların sebebini onlara yıkabiliyorsun. Çünkü sen gerçekten hiçbir şey yapmıyorsun. Kaç kişilik bir yalnızlığı yaşıyorsun bilmiyorum. Sadece yeni yeni çözüyorum her şeyi. Farkı yeni fark ediyorum.
Gün doğuyor, görmüyorsun. Vadilerimde mayınlar çoğalıyor. Gün doğumundan gün batımına… Daralan nadir ufuklarım var erişemeyeceğim kadar güzel. Başım önümde sadece üzülüyorum.
Bir ışık oluyor ilkin avuçlarım, sonra yükselen dağlara benziyor ayaklarım. Yosuna benziyor artık saçlarım. Kırılgan bir gün, kırılgan bir sabah… Susarken konuşuyorum, duymuyorsun. Şimdi yaprağım, yeşile dönüyorum. Ağacım yıkılıyor yaprak askıda kalıyor. Dokunamıyorsun.
Gün yangını lekeler var topraklarımda, sanırım bu defa ölüyorum. Sınırlarımı kendi içime topluyor, izlerini siliyorum gölgelerin. Fark edilmiyor.
Sentezsiz baharlar kuşağı burası.
Kalemi kırık gökkuşakları
İçimizde eziliyor.
Harfler cümbüşlüyordu.
Bir an olurdu ki
Şimdiki anda bir öncekine geçişiverirdik.
Çünkü soslu yalanlar tek gerçeğimizdi.
Gerçekte dağılmak yetisi bir ızdaraptı.
Bir bilmece.
Bir suskunluk.
Çünkü sustukça zaman,
Devinim kazanacaktır dünyasına.
(Bir) havalı bir melodisi oldukça.
Kanı yerde bitmeyecektir.
Bilinesi.
CEzaNlar çekerken gök tanrı,
Susacaktır.
Çok yersizce.
Virgülsüz kaldıraç oturacaktır.
Yerinsiz bir gök dağarcığında.
Başka yarınla bak mevlana-ya
Ancak böyle anlayabilirsin.
İçindekileri.
Seninkiler
Bir toz bulutu.
Hafif gecesi için Antalya'dan ayrılışım nedeni ile birazcık hafiften ayrı kaldım. Çünkü İstanbul'daki günlerimi yakınlarım, dostlarım, arkadaşlarım ve sevdiklerimle birlikte geçirdim. Benim için güzel bir tatil oldu, aslında giderken bu kadar uzun süre İstanbul'da kalmayı düşünmemiştim ama sevgili gelinimden dönüş iznini almam bir hayli güç oldu. Sizlere hafif gecesinden resimler getirdim, çünkü bunlar sizleri yad ettiğimizin delilleridir. Bu kadehler siz gelmeyenler için kaldırılmıştır. İnşallah bir başka bahara yine birlikte olmak
umuduyla.
