
"Hangimizi çabuk söyle hangimizi" diye haykırıyordu. O ise cevap vermedi, vereedi. Öylece baktı. Peki bu olanların perde arkasında hangi gerçek yatıyordu" tam romanıma bu şekilde başlamıştım ki, birde telefonum çaldı. Uzun uzun çalıyordu telefon. Bakmadım. Birkez daha çaldı. Yine bakmadım. Yine çaldı. Sanki birisi sırf kendi menfaatleri uğruna, bana gıcıklık olsun diye, uzun uzun çaldırıyordu telefonu. Gittim baktım. Keza 2 gün önce bakkal hasan amcadan biraz peynir, bi de nutella almıştım. Veresiye yapmıştım ilk defa. Belki de telefonun diğer ucunda bakkal hasan amca vardı. Lakin telefonu açtığımda, gerçekleri tüm çıplaklığıyla öğrendim. Arayan Hasan ın çırağıydı. "Efendim" dedim. Çırak "Abi kaç gündür dışarı çıkmıyorsun. Acıdım vallahi sana, çık biraz dışarı. Yok hasan amca" dedi. Bu sözler beni derinden etkilemişti. Ani bir sinirle "Sana ne olum. Sana mı soracam. İşine bak sen" dedim. O da bana "Abi gel ne istiyorsan al, sonra verirsin. Hazır hasan amca da yok." diyerek, beni yumuşattı. "Tamam, geliyorum." deyip kapadım telefonu."
Bana telefon açmış, "Hadi abi nerde kaldın" diyordu. Anlamsızca sözler sarfedip, telefonda tükürük saçarak konuşuyordu. Ona tükürerek konuşmamasını, telefon ile konuşma adabını öğrenmesini söyledim. Kursuna git lan, diye haykırdım, kızdım ona. Telefonu suratıma kapattı. Şöyle etrafıma bakındım. Ev çok dağınıktı. Yatağın üstündeki yorgan anlamsızca ve pervarsızca, dağınık bir halde duruyordu. Gidip yorganı düzeltmek istedim, ama bunu yapabilecek ne halim vardı, ne de moralim. Gittim bir koltuğa oturdum ve televizyonu açtım. Yanıma da bir tabak kiraz aldım. Kirazları tek tek, ahenkle dansederken, bazen de ikişer ikişer ağzıma atıyordum. Canım iyice sıkılmaya başlamıştı. Kirazları dolaba koydum, kapının önüne indim. Çocuklar dışarıda bilye oynuyordu. Onların yanına gittim. Bilyeleri bana kaça satabileceklerini sordum, tanesi 1 milyon dedi. "Bir liradır o, yanlış olmasın" dedim. "Yok abi bizde 1 milyon" dedi. Pahalı geldi fiyat bana. O kadar servet sahibi değildim.
Kadın, dükkana girdi.
-Hayırlı işler bir ekmek rica edebilirmiyim,
-Tabi bayan, hemen vereyim.
-Kaç kuruş acaba?
-40 kuruş bayan
Kadın kolundaki büyük çantasının sapını eline aldı ve açtı içinde küçük bir çanta çıkardı, büyük çantayı kapattı, küçük çantayı açtı, içinden para çantasını çıkardı, küçük çantayı kapattı, büyük çantayı açtı içine koydu, büyük çantayı kapattı, para çantasını açtı içinden bozuk para çantasını çıkardı, büyük çantasını açtı içinden küçük çantayı çıkardı, büyük çantayı kapattı, çantanın içinden para çantasını çıkardı, küçük çantayı kapattı, büyük çantayı açtı, küçük çantayı içine attı, büyük çantayı kapadı, küçük para çantasını açtı ,içinden 40 kuruş aradı buldu bakkala uzattı, küçük para çantasını kapattı büyük çantayı açtı içinden küçük çantayı çıkardı, büyük çantayı kapattı, küçük çantayı açtı içinden para çantasını çıkardı, küçük çantayı kapattı, büyük çantayı açtı küçük çantayı büyük çantanın içine attı, büyük çantayı kapattı, para çantasını açtı, içine bozuk para çantasını koydu, büyük çantayı açtı, içinden küçük çantayı çıkardı büyük çantayı kapattı, küçük çantayı açtı içinden para çantasını çıkardı, küçük çantayı kapattı, büyük çantayı açtı, küçük çantayı içine attı, para çantasına bozuk para çantasını koydu, para çantasını kapattı, büyük çantayı açtı, içinden küçük çantayı çıkardı, büyük çantayı kapattı, küçük çantayı açtı içine para çantasnı koydu, küçük çantayı kapattı, büyük çantayı açtı içine küçük çantayı koydu büyük çantayı kapattı, çantayı tekrar omuzuna astı diğer eline de ekmek poşetini aldı.
-iyi akşamlaaarrrr!


Kendi merakı sayesinde bilgisayar kullanmayı öğrenen Şen, kısa sürede kurdu olduğu bilgisayar sayesinde dünyaca ünlü yazılım şirketi Microsoft'un dikkatini çekmeyi başardı.
Kurduğu siteyle İznik'i dünyaya tanıtan Şen, 'Türkiye'den Başarı Öyküleri' isimli bir kitapta 'Hem bakkal, hem Webmaster' adıyla yer aldı. Bilgisayar ve internet konusunda seminerler de veren Şen'in yeni hedefi ise, İznik'i canlı yayınlarla internete taşımak.