Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan bildirgec.org'da: "Google da, Facebook'un Dikiz Aynasında!"

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

Etiket:

bakteri hakkındaki yazılar:

sadece ön sayfa yazıları gösteriliyor, tümünü görmek için tıklayın
tuttum
22

Kayıp Gezegenin Sırrı (Faeton)

\

Beşinci gezegen (Merkür, Venüs, Dünya, Mars, ?) etrafındaki tartışmalar birkaç on yıl boyunca devam etmektedir.

XVIII. yüzyılın 70 – 80. yıllarında Alman gökbilimcileri Johann Titius ve J. E. Bode gezegenlerarası mesafe kuralını ortaya koyarlar. William Herschel Uranüs gezegenini keşfeder. Bu gezegenin yerleşim yörüngesi gezegenlerarası mesafe kuralını kanıtlar. Yalnız Mars ve Jüpiter arasındaki mesafe, bu gezegenler arasında bir gezegenin daha olması gerektiğini gösterir.

1 Ocak, 1801 tarihinde İtalyan Giuseppe Piazzi, kataloglarda yer almayan zayıf ışıklı bir yıldızı tespit eder, onun da diğer gezegenler yönünde döndüğünü belirler. Matematikçi Carl Gauss, yaptığı hesaplamalar sonucunda bu gezegenin Mars ile Jüpiter arasında olduğunu ortaya çıkarır. Yalnız, Piazzi bu gezegeni tekrar göremez. Kayıp gezegene Ceres adı verilir. Bir sene sonra gökbilimci Heinrich Olbers, Ceres'i görür. Birkaç ay sonra da ona yakın bir diğer gezegeni, Pallas (Pallada)’ı da keşfeder.

18 ahkam var
tuttum
9

KEFİR

\
Son zamanlarda dikkat çeken ve tüketimi artan kefir yoğurda benzeyen ve yine yoğurt gibi sütün mayalanması ve fermentasyonu ile oluşan boza kıvamında bir içecek. Adı "keyif" kelimesinden geliyor. 5000 yıl önce Kafkasya'da Türkler tarafından bulunduğu düşünülmektedir. Uzun yıllar göçebe topluluklar için temel bir besin maddesi olmuştur. Öyle ki şu bizim efsanevi Orta Asya'dan Avrupa'ya göçümüz sırasında bol miktarda tükettikleri kefirle dikkat çeken Türkler Avrupalılar tarafından laktofagus (süt obur) olarak anılmışlardır. Zaman içinde göç eden, köklerinden kopan ve yerleşik düzene geçen atalarımız kefiri unutmuşlarsa da Kafkasya'da yaşayan Türkler tarafından uzun ve sağlıklı yaşamın sırrı ve tanrının hediyesi olarak değerlendirilen kefir üretilmeye ve tüketilmeye devam etmiştir. Ta ki probiyotikler alanında çalışmalar yapan ve 1912 nobel tıp ödülünün sahibi olan rus bilim adamı Elie Metchnikoff 1900'lü yılların başında uzun ve sağllıklı yaşayan kafkasyalıların sırrını merak edene kadar. Kafkas toplulukları arasında araştırma yapan rus bilim adamı probiyotik bakteriler açısından son derece zengin olan kefiri keşfetmiş ve o tarihden itibaren yavaş yavaş tüm dünyaya yayılmıştır.
kefir taneleri
kefir taneleri

Kefir; inek, keçi ya da koyun sütünün kefir taneleri ile cam bir kap içinde en az 24 saat mayalanması ile oluşur. Kefir tanelerinin ise ilk nasıl ortaya çıktığına dair bilimsel bir veri yok. Kuzey Kafkasya'da yaşayan müslüman topluluklara Allah'ın hediyesi olduğuna inanılıyor. Taneler kefiran adı verilen bir polisakkarit kapsül içine gömülü probiyotik özellikte ve simbiyotik yaşamı paylaşan bir grup bakteri ve mayadan oluşuyor. Ayrıca yapısında protein ve yağ da bulunuyor. Beyaz, jelatinimsi topak karnıbahara benziyor.
tanedeki probiyotikler
tanedeki probiyotikler
Sütün 24 saat kefir taneleri ile mayalanması sonucu laktoz fermente edilir ve bu fermentasyon sonunda ekşi, karbonatlı ve hafif (%1-2) alkollü, boza kıvamında bir içecek elde edilir. Sütün miktarı kefir tanelerinin 10 katı olmalıdır. Ekşi seviliyorsa mayalanma süresi biraz daha uzatılabilir. Süre uzadıkça kefirin alkol içeriği de artar.

47 ahkam var
tuttum
3

sen kork pnömokok!

sen kork pnomokok!
sen kork pnomokok!
bir kaç haftadır televizyonlarda dönen bir sosyal reklam var: sen kork pnömokok!

peki, iyi güzel de, nedir bu pnömokok? "Pnömokok, vücudun farklı bölgelerinde ciddi enfeksiyon hastalıklarına neden olan bir bakteri türüdür." * bu sinsi bakteri yüzünden, dakikada 2 çocuk, hayata gözlerini yummakta! bu bakteri, sağlıklı insanların burun, geniz ve boğazında yaygın olarak bulunmaktadır. ve ayrıca bulaşıcı olan bu hastalık, zatüre, menenjit, orta kulak iltihabı, sinüzit ve bakteriyemi (kan dolaşımına bakteri karışması) gibi hastalıkların da başlıca sebebi.

17 ahkam var
tuttum
28

Mikro Dünyalar

Pire, bildiğin pire.
Pire, bildiğin pire.
Mikroskop altındaki görüntüler oldum olası ilgimi çekmiştir. Özellikle bakteri/virüs/parazit fotoğraflarını, sanki uzaylı görmüş gibi seyrederim. Aynı dünyada yaşadığımız ama varlığından haberdar dahi olmadığımız, hatta Zacharias Janssen, Galilei Galileo gibi amcalar mikroskop denen aleti akıl etmeseler, asla da haberdar olamayacağımız canlılar, ve bu canlıların yaşadıkları dünyalar insana tuhaf şeyler hissettiriyorlar.

Bırakın canlıyı, her gün kullandığımız nesneler, elimizi yıkarken gördüğümüz sabun köpükleri, hepimizin saatlerinin içinde bulunan kuvars (quartz) kristalleri, mikroskop altında bambaşka suretlere bürünürler.

7 ahkam var
tuttum
10

Mikroskobik Dev Yaratıklar

Bakteri deyip geçmeyelim; o küçücük fıçıcık, içi dolu turşucuklar, güneş sistemine hayat dağıtan küçük dev adamlar olabilirmiş. Nature’da yayınlanan bir makalede bahsi geçen bir çalışma, dünyamıza ait bakterilerin, güneş sisteminin canına can katabileceğini göstermiş. Şiddetli meteorit çarpışmaları sonucu güneş sistemimizin uzak noktalarına saçılmış olan bakteriler, belki de başka gezegen yada uydularda yeni bir hayatı başlatmış olabilirler. Ortaya atılan bu tasarı, aslında hali hazırda bilinmekte olan panspermia teorisinin tam aksini iddia ediyor. Mars ve ay üzerinde meydana gelen şiddetli çarpışmalar sonucu kopan kayaların, dünyamıza küçük meteoritler olarak ulaştığı bilinen bir gerçek. Dünyamızda meydana gelen bir çarpışma sonucu kopan kayaların, güneşin güçlü çekimini aşıp, güneş sistemimizin uzak uçlarına ulaşma olasılığı oldukça zor olmakla birlikte, imkansız da değilmiş. Bir grup bilim adamı, bir bilgisayar modeli kullanarak, güneş sistemimizin uzak noktalarına ne kadar çok kayanın ulaşma ihtimali olduğunu görebilmek için, milyonlarca parçanın izini sürmelerini sağlayan ve 65 milyon yıl önce Chicxulub kraterinin oluşmasına neden olan çarpışmanın bir benzerinin simülasyonunu yapmışlar. Bu büyüklükte çarpışmaların, yeryüzü tarihinde birkaç kez daha olduğu düşünülüyor. Yaşam için uygun olan ortamlara, Satürn’ün uydusu Titan yada Jüpiter’in uydusu Europa gibi, ne kadar dünyaya ait parçanın ulaşabileceğini inceleyen bilim adamlarının ulaştığı sonuç, bu ihtimalin oldukça düşük olduğu imiş. Çok düşük olsa da, en azından imkansız değil diye düşünmek, bardağın dolu tarafına bakmak gibi görünse de, bu olasılığın göz ardı edilmemesi gerektiğini düşünüyorum. (Uzayda hayat var, hissediyorum)

6 ahkam var

Mim Nehri

geri »

Arama

pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

etiket menüsü

reklam

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu

network siteleri