

Kendimi bildim bileli yediğim şeye dokunmayı sevmem. Dokunduğum şeyi de yemeyi…
Hele başkasının dokunduğu gıda maddesi fikri beni çileden çıkarır!
İnsan eliyle temas etmemesi için mutlaka bir araç gereç vardır diye düşünürüm ki, sanırım hepsi için bu geçerli değil. Peki neden aynı muameleyi yapmıyoruz tüm yiyeceklere?


Yiyemem efendim balığı – tavuğu öyle elimle. Karpuzu da tutamam! Evet, tost yerken de mutlaka çatal bıçak ararım. Soğuk sandviçi elle yemek bünyemde sarsıntıya sebep olur. Gel gör ki yemek yapmak gerek arada. Eh, malzemelerin tamamı için alet edevat kullanarak yemek yapamazsınız.

Bir balığı fanusun içine kapatmaya kıyamazdım. Oysa ki küçükken o minicik, kalbinin, midesinin nerede olduğnu merak ettiğim turuncu balıklardan almayı ve onlarla arkadaş olmayı ne de çok istemiştim.
Fanus insanları... Bir balık kadar özgür olamayan küçük insanlar... Halbuki onlar için daha kolay bazı şeyler. Haketmeseler de " insan" ünvanına sahipler. Kimse onlara " hayvan" deyip, basit bir sinir anında da aynı kelimeyi başka bir canlı türü için hakaret olarak kullanmıyor en azından. O kelimeye layık olmasalar da insan olarak masum bir hayvandan daha fazla saygı görüyorlar heryerde.