
uçma sebeplerinden ise şöyle bahsedilmiş:
Bazen büyük balıklardan kurtulmak, bazen de 80 km/sa.'i bulan yüzme hızı gereği, su yüzeyinden 25-50 cm yükselip büyük kanatlarıyla 2-13 sn. ve 50-250 m.'lik planör uçuşları yapar.
Geçenlerde misafirlere palamut yaptım. Ama mezeler fazla olunca palamut kaldı, hem de kızarmış haliyle. Cimrilikten midir nedir kıyamam hiç atmaya buzluğa kaldırdım günün birinde diyerek...
Pazar günü donmuş midyeleri görünce o balık geldi aklıma. Bir bardak pirinçle harikalar yaratılabileceğini düşündüm ve kolları sıvadım. İşte malzemeler:
2 parça kızarmış çingene palamudu,
1 avuç donmuş midye,
1 bardak pirinç,
1 soğan,
1 tablet et bulyon,
1 çorba kaşığı zeytinyağı,
1 çay kaşığı safran,
1 çay kaşığı kimyon,
tuz, biber.
bizde yufkada, domateste, balıkta arapça Allah yazısına rastlamak nasıl artık olağan bir duruma dönüştüyse, hristiyanlar için de yiyeceklerde, evin kapısında, odunlarda, bulutlarda, karlarda, uzayda İsa'nın yüzünü görme durumu mevcut. Hatta bu tava ile artık isterseniz yaptığınız her yumurta, pancake ve krep'te İsa'ya rastlayabilirsiniz. Darısı Tefal'in başına.
Üç saattir oturuyordum bu kayığın içinde..Nerden çıkmıştı bu balık tutma sevdası bilmiyorum..Ama tesadüfen suya düşsem, yeniden kayığa çıkmak için bile gücüm yoktu.Boğulmayı tercih ederdim..Üç saattir defalarca sallanmıştı oltam..Hiç birinde çekmedim..Hava kararmış sayılırdı.Güneş çarpık dişlerini son defa gösteriyordu bugün..Üç saattir yatıyordum ben de kayığın içinde..Oltam sallanıyordu yine..Hareket ettirmedim elimi..Balığı rahatsız etmek istemedim.“İstediği gibi oynasın oltayla..” diye düşündüm. Beynimin içindeki milyonlarca sesten sadece birine kulak verdim.O da almanca konuşuyordu zaten.Bana hiçbir şey ifade etmiyordu.Doğruldum yavaşça olduğum yerde..Etrafa baktım.Bugünlük bu kadar av yeter diye düşündüm, teknemdeki suyla dolu bomboş kovaya bakarak..Kıyıya yaklaştım.Tekneyi kiraladığım adamın bulunduğu yerde durdum.Elinde bir şemsiye beni bekliyordu.Havaya baktım, sonra adama..Anlamadım..Yine halatı bağladım kıyıya..Adam gülerek,
“Hayat ne kadar karmaşık değil mi?” dedi.“Heveslerinin götürdüğü yerden, anlamsızlık dolu bir kovayla dönüyorsun..”
“Hayır” dedim.“Yanılıyorsun..Bazen sana hiçbir şey ifade etmeyen bir kovanın içinde gördükleri diğer insanların, hayatın ta kendisidir.Yeter ki daha önce görmemiş olsunlar..”
Gülümsedi adam.Gözlerini kırptı.Muhtemelen buna dikkat ettiğimi bilmiyordu..Ama ben onun, gözlerimin içindeki anlamsızlık ifade eden anlamı görmeye çalıştığını biliyordum.
Hırsla yerimden kalktım ve eve gitmek için yola koyuldum.Evin kapısını zorlanmadan açtım.Yorgundum.Yatağıma attım kendimi.Gözlerimi kapadım.Yarın okula kim gidecek diye düşündüm.“Sen” dedi içimden biri garip Alman aksanıyla…
“Seni kayıkta bırakmıştım ben.Siktir git uyuyacağım şimdi!” dedim…
“Gitmem için cinsel ilişkiyi neden zorunlu kıldığını anlayamadım.” dedi…
Siber denize, sanal balıklar: Akvaryum görüntülü ekran koruyucların giderek daha da popüler olması ve bilgisayar kullanıcılarının kendi balıklarını oluşturmaya duydukları ilgi internet üzerinde de bu alanda projeler oluşturulmasına yol açıyor. Kaliforniya’da faaliyet gösteren bir internet yazılım firması, internet kullanıcılarının yarttıkları sanal balıkları kendi bilgisayarları dışında da kullanmaları için kolları sıvadı.