Hayatta herşeyi iyi ya da kötü diye adlandırmamak lâzım...
Arası da var bu kavramların, gri renkte var yani...
Kişi kendini de sürekli bir vaziyette iyi olmaya odaklamaması gerekmekte...
Yanlış anlaşılmasın; iyi insan olmaya, nirvana' ya varmaya çabalamak yaşanabilecek en güzel tecrübedir yaşam içerisinde...
Ama sürekli bir modeli esas almak ve ''O'' olmaya çalışmak yorar insanı, yapmamak lâzım.
Bence insan kendi süreçlerini doğal hali ile yaşadığı sürece iyi olmaya doğru yönelir zaten, yola ben en iyi olacağım hırsı ile çıkmaya lüzum yok...
Bölüm I
Hopla dur, zıpla dur..
Ne büyük bir bedeni vardı ; içinde taklalar atar, saklambaç oynar, yemek yer, yine de bir sürü dolduramadığı boşluğu olurdu..
O, yemeyi çok severdi..
Bir gün, dondurmasından, kara bir sinek çıktı..
Sinek, elini beline koyup,
-Daha nereye kadar ? dedi ona..
O,
-Sen kim oluyorsun, ölene kadar, beden benim değil mi, dedi..
Sinek çok sinirlendi.
-Etime dolgunum, görünüşüm pek iyi değil ama senin için fark eder mi?
Beni de ye, dedi ona..
Hastalığımız var, doktora gittik.
Ya da, genel bir sağlık kontrolünden geçeceğiz.
Ya da, orduya katılmak için muayeneden geçeceğiz.
Böyle durumlarda alışık olmadığımız bir durumla karşılaşırız.
Karşı koyamayacağımız bir direktif.
Türkçesiyle yönerge...
"Soyun!"
O ana elbisemizle gizlediğimiz,
vücudumuzun en mahrem yerlerini göstermek zorundayız.
Doğal olarak utanırız, sıkılırız.
Utanmak insan olmanın bir emaresi.
İşareti...
Bedenimizin mahrem yerleri olduğu kadar,
ruhumuzun da mahrem yerleri vardır.
Duygularımızın,
düşüncelerimizin,
hislerimizin,
bakış açımızın,
isteklerimizin,
beğenilerimizin,
nefretimizin...
Günboyu binmeye tereddüt ettikten sonra buradaydı işte. Kursak derdi ağır basıp, içine işlemiş deniz korkusunu yenmiş, feribotun Harem’den kalkan son seferlerinden birisine binmeye cesaret etmişti.
Trenlerin tempolu süratine alışmış yorgun ayakları, daha attığı ilk adımda devasa ataletiyle bu yekun metal gövdeyi yadırgayıverdi. Soğuk rüzgar denizin yüzünü buruşturup, küpeşteden birkaç aracın olduğu geminin kıç tarafında doğru esti. Hissettiği ürpertiye aldırmadan, hızlı adımlarla feribotun sol kenarından ilerleyip, dar ve paslı merdivenleri takip ederek yukarıya çıktı ve yolcuların olduğu bölüme doğru yürüdü. İçeridekiler, sadece oradaki kalorifer petekleri çalıştığı için yolcu salonunun sağ tarafında toplanmışlardı. Göz göze gelmemek için farklı yönlere dönmüş çay içen iki kişi, ayakta dikilen bir delikanlı, bir anneyle çocuğu, koltuğa gömülmüş yorgun bir kadın, hepsi topu iki elin parmakları adedinceydi tüm yolcular. Çocuğunu uyutan anne, gözlerini karşı koltukta yatan oğlundan kaldırıp, ona elindeki iğne setlerinin fiyatını sordu. Bir diğeri bir örnek aldı. İnceleyip geri verdi .
çıplaktı ilk insan
sonra onun için yaradılan
ilk bakışta ilk dokunuşta
çünkü biliyordu yaradan
kendinden kopardığı parçalardı
ve ışığını yansıttığıydı saLT iyi olan
çelişkiliydi
zıddıydı onun için yaradılan
ve gebeydi kötülüğe
bedenine asılı yapraktan
yasaklıydı,
gizemli,
çekici...
ulaşılmaz olana kurbandı asıl isteği
başarmıştı.
alınan ilk esirdi beden
ve waRoLuşa asıL isyandı
yapağıN zaFeRi.....
Kızımın burnundaki siğili aldırmak için gittiğimiz hastanenin ameliyathane kapısında biriken bir avuç kalabalık, ister istemez, insanın içini burkuyordu.Kimi hıçkırarak ağlıyor, kimi sessizce başını önüne eğmiş bekliyordu.Kalp krizi geçirerek ameliyata alınan kişi birkaçının patronu, ikisinin de babası olduğunu anlayabilmiştim fısıltılı hıçkırıklardan.Derken; kapıda yeşiller içinde belirdi aynı zamanda
kızımın küçük siğil operasyonunu da gerçekleştirecek olan doktorumuz.Maskesi boynunun altında, bir eli cebinde, diğer eli ameliyathane kapısına dayanmış, ayağının teki diğerinin üzerine atılmış, neredeyse hergünkü yaşanmışlıkların verdiği gayri ihtiyari bir alışmışlık ifadesiyle, hasta yakınlarına; "....bey, ciddi bir ameliyat geçirdi, elimizden geleni yaptık ama bundan sonrası ümitsiz" gibilerinden, bir şeyler anlattı.Bize dönerek, "İçerideki hasta yoğun bakım ünitesine geçirildikten sonra, sizi alacağız, çocuğu hazırlayın" diyerek arkasını dönüp gitti.Kelimeler bedenden bağımsız olabilir mi?