Uzun yürüyüşlerim olur bazı bazı..Kendimi ve çevremi bu yürüyüşlerde keşfederim.Bu hikaye içimi sızlattığı için sizlerle paylaşmak istedim.
Zarif fiziği, buğday teni, gülüşü tanıdık o kıza hemen hemen her dışarı çıkışımda rastlardım. Önceleri kendi kendine konuşmasıyla dikkatimi çekmişti. Sanki, karşısında birisi varmış gibi, kaşını gözünü oynatıp ciddi ve hararetli bir tartışmanın ortasına düşmüş, haklılığını kabul ettirmek için hiç durmadan konuşurdu. Yanından geçip gidene kadar sessizce izlerdim onu..
Büyük bir kalabalık ve polis arabaları...Olaylara meraklı tavrım, kalabalığın arasından onu görmeme neden oldu..Esnaftan öğrendiğim kadarıyla sahil yolunda birileri ona tecavüz etmiş. Polis arabaya bindirmeye çalışıyordu.. O anda, fırtınalar koptu içimde, inanamadım. Akli dengesi yerinde olmayan bu zavallı çaresiz kıza, acımasızca saldırmışlar. Bu vahşeti duymak onu sadece yolda görüp tanımak bile, hayatta birkez daha zayıf olana atılan darbenin soğukluğunu koca bir tokat gibi indirdi yüzüme..

Yaziya nasil bir giris yapabilirim diye dusundum fakat bulamadim, o yuzden konuya direk giriyorum...
Az once bir rakunu, sokaktaki copleri karistirirken yakaladim. Beni gorunce bir an durdu ve kafasini cop torbalarindan cikarip, aramizda 2-3 metre kalacak sekilde yaklasti ve durdu.
Bu haraketine anlam veremedim. Belli bir sure ikimizde haraketsiz kalakaldik. En sonunda sessizlik ve hayvanin bakislari biraz rahatsiz edecek seviyeye ulasti. Elime ufak bir tas aldim ve ortamiza attim, ilk once garipsedi, havayi kokladi, kisa bir sure sonra tasin yanina gelip eline aldi ve cok da onemli birsey olmadigina karar verip birakti...