Çakmağın gazının kokusu geliyor burnuma, ama yanmıyor bir türlü… Gri gökyüzü, sisli ortalık, yalnızlık kokuyor her taraf…
Böyle bir gecede bıraktın beni. Sokakta hayat kadınlarının arasında, gecenin ıslak karanlığında, patlayan sarı nefret dolu ışıkların karşısında… Şimdi yanımda hepsi benimle beraber, kırık bira şişeleri ve sivri, kötü olan her ne varsa. Bekliyorum başını döndürüp beni bıraktığın yerde göreceğin gizemli zamanı. Beklerken üşüyor içim ve çöp ateşine yaklaşıyorum aklımca son defa. Ellerim ısınmıyor artık bu ateşte, sokuyorum ateşin içine. Yanmıyorum, sadece üşüme var. Böyle tuhaf bir gecede yalnız bıraktın beni. Sarı kirli köpeğin pirelenmiş tüylerinin arasında. Kahve kokusunu ne kadar özledim bir bilsen. Şimdi, burada olsaydı gölgelerimin yanı başında. Kibrit çöpünün ucu gibi ekşi ve biraz acı hayat. Ağlayınca yüzüne yapışan saçların gibi hüzünlü, içler acısı. Parmakların kadar ince… Sensiz kaldı bütün dünya. Buruşup kenara atılmış kıyafetler gibiyiz savrulurken. Anlamsız, gereksiz, bilinmeyen uçlarda… Böyle bir gecede yalnızım sayende. Bu büyük güç gösterisinin içinde, oyunlar oynarken kimin isteği daha büyük diye… Son bir umudum var, pakette son bir dal sigara.
Beş dakika geçti geçmedi.
Sokakta hayat kadınına yanaştım, ateşini istedim ve tükürdü suratıma! Travesti yardımına koştu, ihtiyacı varmış gibi… Jiletledi beni birçok yerimden sokak lambasının hemen yanında. Ağladım ve gözyaşlarımın tuzu yaktı açık yaralarımı. Köpeğe çarptım kaçarken ısırdı bacağımı, çöp ateşinin üzerine düştüm ve yandı ellerim. Böyle bir geceye giriyorum sana inat, kendime ispat. Yalnız bıraktın beni, pisliğimle ve körlüğümle pişman edeceğim seni, kollarımdan kırık bira şişelerini ayıklarken. Kanarken ve gülerken… Her ayrılıkta iç acıtan batmış camlar canımı yakarken… Bekliyorum göğüslerini bana çevirip ‘hala orada mıyım?’ diye bakacağın zamanı. Köşede birasını yudumlarken topal teyze, kuyruk sallıyor bütün dansözler bana… “Şerefe” edasıyla. Yoksun sadece, gerisi tenin hüznü, gerisi yeraltı edebiyatı. Yoksun bu gece, sevişmelerin kadar sıcak olamam yalnızken hiçbir zaman. Son sigaramı yakabilseydim bu küfürbaz çiseleyen yağmurun altında, sana ulaşırdım belki, mutluluğun özlenmiş, bilinmeyen dünyasında.
Çakmak gazı, gri gökyüzü, zemin kaygan, yol uzun, duruyorum yolun ortasında. Elimde tek bir sigara…
Beş dakika geçti geçmedi, yol kenarından biri geçti sana benzeyen. İçim kalktı, parçalanmış kıyafetlerimle, yağlı saçlarımla üzgün duruyordum emindim. Görmeni istemezdim. Her zaman izlediğini bilemezdim.
Özledim seni.