
Atlı karıncalar dönmekte yavaştan, üzerinde sen, şahlanmış bana geliyorsun. Soğukça bekliyorum. Bana, ne yaşatacaksın, hiç merak etmiyorum.Her kadın gibi, çok hayal kurmuyorum. Genç kızlık heveslerim, hiç olmadı, biliyorsun.
Dön ya da dönme dolap, her durduğun noktada inip yoluma devam edeceğim..Heyecan duygum yok. Sana alışmak istemiyorum.Bağımlılık nedir, anlamını bilmenin bir önemi yok..
Sabah, yatakta bıraktığım geceliğim olmanı istiyorum. Ben, sıradanlığı seçiyorum. Hiçbir beklentisi olmayan, dümdüz; yavan, çıplak bir aşk. Ot gibi. Buna, sen, ‘’aşk denilemez’’, diyeceksin. Sana göre denilemez, bana göre denilir. Herkesin mutluluğu, kendi isteği olan..
Ben, bunu istiyorum. Sana, ilk günden, yirmi yıllık, hayat arkadaşım gibi davranmak, yanında, konu yaratmamak, tüm sessizliğimle öylece sana bakmak, sevimli görünmek için rol yapmamak istiyorum. Beni, güzel bulmamanı istiyorum. Sana göre, son kurduğum cümle düşük, bana göre değil. Ruhumun seçildiğini, her fırsatta, sadece muzipçe yüzüme gülümsediğin, birkaç saniye içinde yaşamak istiyorum..Ruhunu seçtiğimi sessizce yanında yürüdüğümde, adımlarımı atarken, her tökezlememde, kolunu tutmak istediğimde, sana hissettirmek, istiyorum.
Üzerinizden selam eksik olmasın. Sizlerle paylaşmak istediğim bir konu var. Umarım fikirlerinizi beyan etmekten çekinmezsiniz. Konu insanların eğitilmelerini, güdülenmelerini, birlik oluşlarını v.b. sağlama yöntemleri. Belki sosyolog arkadaşlar bana çok kızacaklar ama ben yine de söyleyeyim. Birkaç insandan oluşan en küçük topluluğu, bir klanı, bir milleti veya ahaliyi istenilen hedefe kafadan inme bir yöntemle ulaştırmak mümkün mü? Kağıt üzerinde mükemmel görünen ekonomik ve sosyal sistemler, içine insanların girmesiyle yıkılmıştır ve yıkılmaya mahkumdur. Din öğretisini bile insanlara zorla dikte etmeye çalışırsanız sonunda dinden soğutursunuz. Kasanın içindeki çürük bir domatesin diğerlerini çürütmesi gibi bozuşur ve kokuşmaya başlar düzen. Bir çatlak ses yavaş yavaş yanına yöresine fısıldamaya başlar. Bir kişiyi etkiler. Etkilediği kişi birini, o birini ... Uzar gider. Artık halkalar kopmaya başlar. Ne yazık ki içinde bulunduğumuz gibi bir hal alırız. Ben insanlara eğitim öğretimde ve özgürlükler konusunda bireysellikle yaklaşılmasından yanayım. Sağlıklı ve güçlü bir toplum, bu uğurda çalışan bireylerden kurulmalıdır. Sağlıklı ve mutlu günler geçirmek, müreffeh ve barış dolu yaşayabilmek için yeni jenerasyona iyi bir eğitim verelim. 1960 'lı yıllardan sonra iyice dejenere olan bu coğrafya halkını özüne döndürmek için çalışalım. Ben artık insanların doğru yolu bulmak için manasız bakışlar içinde ortalıkta gezindiğini görüyorum. Onlara bildiğiniz doğruları öğretin. Allah yardımcınız olsun...