Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan zamazing.org'da: "Taşınabilir duş"

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

Etiket:

biyografi hakkındaki yazılar:

Alzey de doğan Tarkan TEVETOĞLU 6 çocuklu bir ailenin 5. çocuğu. Ailesiyle daha sonra Türkiye'ye taşınan sanatçımız liseyi Karamürsel Lisesi'nde okudu. Ardından sesinin de yatkın olduğu Musiki eğitimini Karamürsel Musiki Cemiyeti'nde ve Üsküdar Musiki Cemiyeti'nde aldı.

Tarkan Tevetoğlu
Tarkan Tevetoğlu

Aldığı eğitimler sonucunda kendisine güveni gelen Tarkan arkadaşı Alpay Aydın ile birlikte bir kaset yapmayı düşünüyordu. Mehmet Söğütoğlu ile tanışan Tarkan ilk albümünü İstanbul Plak'tan 1992 yılında Yine Sensiz adıyla piyasaya sürdü. Bu yıllarda "Kıl Oldum Abi" diyen Tarkan çıkış parçası ile popüler mekanlarda ismini duyurdu.
İlk albümünün 900 bin satması o zamanlar bir şarkıcı için inanılmaz bir şeydi. Tarkan 2 yıl sonra minik serçe ve Ümit Sayın ile çalışarak "Aacayipsin" adlı albümünü çıkarttı. Tabiki artık ünleniyor ve her an göz önünde bulunuyordu. Görünüşüne önem vermesi gerekiyordu. Ufak değişikler yaptı görünüşünde şimdikinden çok farklıydı o zamanlar :)
Avrupa'ya açılan Aacayipsin gerçekten çok büyük ilgi gördü. Bu albüm Yine Sensiz'i neredeyse 3 e katladı.
Tarkan'ın Avrupa'da başarılı olabileceğine inanan bir Türk onun İngilizce plak çıkartması durumunda dünyayı sallayacağına inanıyordu. Tarkan yavaştan dünyaya sesleniyordu. Röportajlar,tanıtım konserlerı ve daha bir çok etkinlik düzenlendi. Çıkacak İngilizce albüm için çalışmalara da devam eden Tarkan o dönemde İngilizce telaffuzda sorun yaşıyordu.

78 ahkam var

bir dramatik/senfonik death metal efsanesi! böyle bi gün death kokan diyarlarda dolaşırkene ben yine. bi de baktım dark lunacy, dark tranquillity den bi çağrışım yaptı bi çağrışım yaptı anlatamam. dedim bi bakmak lazım dark la başlayan gruplar pek tehlikeli oluyor... sonra korkarak sordum efendim bu grup nedir ne değildir diye... oradan çıkagelen yaşlı bilge herif anlatmaya koyuldu... rivayet olunurmuş ki; gothic metal le başlamış bunlar ama hep içlerinde bi ritmiklik bi oynaklık bulunmuş. sonra, amaaan ne bu iç baydığımız kardeşim deyip; biraz ondan biraz bundan biraz klasik biraz brutalli metalli ortaya karışık bi şekilde tür değişirmişler. velhasılıkelam 20 kişilik bi kadro sahibi olan bu ordu (grup biraz küçük kalıyor)

4 ahkam var

OSS denilen sınavla başlar bu uzun maraton. Aslında Sınavdan çıktıktan sonra beklentilerin belki de bambaşkadır. Çoğu öğrenci Üniversite için başka bir şehire gideceğini öğrendiği gün bunu ciddi bir olaymış gibi algılamaz. Gün gelir ki yaz tatili biter ve okuyacağın şehire gideceğin gün artık "bugün" dür.Hani çok sevdiğiniz bir yakınınız giderken insanın boğazı düğüm düğüm olurya, işte bunları o malum günde fazlasıyla yaşarsınız. Ne oluyo lan nereye gidiyorum tezahüratları arasında bir de bakmışsınız ki Otobüsten dışarıyı izliyorsunuz.

1 ahkam var
osho
osho
O S H O
Hiç doğmadı, hiç ölmedi.
Sadece dünya denen bu gezegeni,
1931-1990 yılları arasında ziyaret etti.

Mezar taşında sadece bu 2 cümle yazıyor. 59 yıllık bir misafirimizdi. Tanıma fırsatı bulamadı birçoğumuz. tanıyanlar çok sevdi. ama bi hayranlık değildi bu. saf sevgiydi. özlemdi. yenilikti. mutluluktu. sevenlerin bazıları yanlış anladı oshoyu. din kurdular adına. tarikatlar açıp kurallar belirlediler. aslında en büyük öğretisi hiçbir kurala bağlı kalmamaktı. hayatı hepimizden çok farklı yaşadı. emin olduklarımızı yıktı. sayesinde farkında olmadan yaşayabileceğimiz tüm tatlı mahkumiyetlerimizi elimizden aldı. kimileri ona mistik provakatör diyordu.kimileri basitçe felsefeci.. üniversitede profesörlük de yaptı sokaklarda serseri hayatı da yaşadı. ve hepsini sadece kendi istediği için yaptı. kimse onu bişey yapması için zorlayamazdı. bu yüzden yaptığı her şeyde haklıydı. kimse onunla tartışmaya girmek istemezdi. kaybedeceklerinden eminlerdi. cesurdu. çocukken bile cesurdu. babası uzun saçı için ona kızdığında gözünü kırpmadan saçlarını kazıttı ki hindistanda bir çocuğun saçını kazıtması babasını kaybettiği anlamına gelirdi. sürekli ağaçlara tırmanıp düşerdi. annesi yırtıklarını yamalamak stediğinde reddetti. bu fakir bir görüntü oluşturacaktı ama eğer yırtıklarla giymeye devam ederse herkes onun ağaçtan yeni düştüğünü zannedecekti. doğru olduğundan emin olduğu konularda tüm şehri, tüm ülkeyi karşısına alabilecek kadar yürekliydi. üniversiteye cüppeyle gelmeye başladığı gün rektör onu odasına çağırdı ve eski kıyafetlerine geri dönmesini istedi. ama o karşı çıkılırsa cüppesini de çıkararak okula geleceğini söyledi. hindistanda , yaşadığı dönemde kız çocuklarla erkek çocukların aynı sırada oturması pek görünen bişey değildi. ama o .. bu sefer hikayeyi onun ağzından dinleyelim :

4 ahkam var

Mim Nehri

geri »

Arama

pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

etiket menüsü

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu