

-AZİM Mİ? ŞANS MI?-
Daha doğduğu an enteresan bir hayat hikayesiyle başlıyor Steve yolculuğuna. Henüz üniversite öğrencisi olan annesinin evlilik dışı bebeği olarak dünyaya geldikten kısa bir süre sonra, annesi onu evlatlık verir. Fakat biyolojik annesinin bir de şartı vardır; "Steve'i evlatlık alan aile, onu mutlaka üniversiteye gönderecektir". Aslında onu evlatlık almaya ilk aday olan ailenin kız çocuk istemesi üzerine Steve, ikinci aday aile olan Jobs ailesine verilir. Liseden sonra, üniversiteye gönderilir fakat ailesinin tüm birikimlerini kendisi için harcadığını gören Steve dönem sonunda okulu bırakır. Fakat daha sonra tekrar bıraktığı okul olan ve dönemin en iyi kaligrafi eğitimi veren okulu olan Reed Üniversitesinde kaligrafi derslerine girer.

Elbette Hollywood, oyuncu olmak üzere yola çıkan çok sayıda yakışıklının uğrak yeri oldu. Evet çoğu yalnızca uğramakla yetindi, ama o adeta Hollywood’a demir attı. Daha doğrusu Hollywood onu bırakmadı, ondan vazgeçmedi. Çünkü o hep farklı olmayı seçti ve farklı yüzleri başarılı bir biçimde filmlerine taşıdı. Çünkü o fiziksel özelliklerini Allah vergisi oyunculuk gücüyle ustalıkla yoğurdu ve beyazperdede uzun yıllar parlamayı başaran bir yıldız oldu. Onca ödüle, onca başarıya karşın yine de kendini eleştirmekten vazgeçmedi:
“Bir yönetmen olarak kendimi oyuncu kimliğimle beğenmezdim. Oyuncu kimliğimle de kendimi bir yönetmen olarak beğenmezdim.”

'Brian' adını verdiği bir oğlan çocuğu dünyaya getiren Helen, neredeyse hiç konuşmadığı kocasından gitgide uızaklaşıyor; ilk defa kendi dünyasını yaratıyordu. Yazmaya başlayan genç kadın, ilk kitabını 1929 senesinde "A Charmed Circle" adıyla çıkardı. 1930 senesinde "Let Me Alone" (Beni Rahat Bırak) ve "The Dark Sisters"ı (Esmer Kardeşler) çıkaran Helen, başkarakterlere hep kendi adını ve soyadını veriyordu. Aralarına derin bir uçurum giren kocası Donald'a da sık sık gönderme yapan genç kadın, 1935 senesinde "A Stranger Still"i, 1936 senesinde "Goose Cross" ve 1937 senesinde de "Rich Get Rich"i (Zengin Zengini Alsın) yayımlattı. "Rich Get Rich"ten sonra hem Donald'a, hem de onun soyadına veda ederek, tekrar Helen Woods ve özgür oldu.

Madonna Louise Ciccone, Sylvio 'Tony've Madonna Fortin'in kızları olarak 16 Ağustos 1958 tarihinde, Amerika Birleşik Devletleri'nin sakinlik abidelerinden biri olan Michigan, Bay City'de dünyaya geldi. Baba tarafından gelen İtalyan kökeni ve anne tarafından gelen Fransız kökeniyle, ailenin 'Nonnie'si Madonna, henüz okula başlamadan balerin olmaya karar verdi ve yazıldığı Katolik Okulu'nda balenin yanında ses ve piyano eğitimi de aldı. Madonna'yı gerçek bir Katolik olarak yetiştirmeyi amaçlayan baba Tony, 1963 senesinin Aralık başında karısını göğüs kanserinden kaybetmesi üzerine, ev işleriyle ilgilenip, çocuklara bakması için Joan Gustafson'u işe aldı. Madonna 14 yaşına geldiğinde babası, yardımcıları Gustafson ile evleneceğini bildirdi ve genç kadın, 1972 senesinde resmen 'annesi' oldu. Ergenlik çağlarına denk gelen bu evlilik, babasına olan sevgisini sorgulamasına sebep olmaktaydı ve evdeki yabancı kadın akarşı hiç bir yakınlık hissetmeyen Madonna, babasının dikkatini tekrar çekebilmek için tüm aileyi şaşırtan tavırlar sergilemekteydi. Liseyi Rochester'de bitiren Madonna, okulun amigo kızlar takımındaydı ve o sıralarda aklındaki tek düşünce, dünya çapında ünlü bir dansçı olmaktı.

İtalya'nın Toskana Bölgesi'nde ikamet eden Floransa'da, tarih 14 Eylül 1938. Sıradan bir ailenin oğlu olarak dünyaya gelen Tiziano Terzani, çocukluğunu yine ailesiyle birlikte geçirdi. Aynı sofrada yemek yiyen, katkısız gıdalarla beslenmeye çalışan, arada tartışmaların da eksik olmadığı sıradan bir İtalyan ailesi. Küçük yaşta geçiridği akciğer hastalığının dışında mühim bir rahatsızlık yaşamayan Tiziano, ilkokulu ve liseyi Floransa'da bitirdikten sonra, İtalya'nın en iyi üniversitelerinin başında gelen Pisa Üniversitesi'nde hukuk eğitimi gördü. Tiziano'nun bu bölümü seçme sebebini kendisinden başka kimsenin bilmeyecek olması da, birkaç seneye tümden değişecek hayatında ilgi çekici bir başka nokta. Zira genç adam daha o yıllarda tekdüze bir hayat geçirmek istemediğinin farkındaydı.
Üniversiteye girmesinin üzerinden çok zaman geçmeden Alman asıllı bir yazar olan Angela Staude ile hayatını birleştiren Tiziano, fotokopi makinesi, daktilo ve faks makineleri üreten, dünya çapında ün sahibi olan Olivetti'de çalışmaya başladı.
Sabahı, akşamı planlı olan Tiziano'nun, hayattan ne beklediğini anlaması, bir kaç senesini almıştı ve bir iş seyahati sayesinde gördüğü Japonya, onu derinden etkilemişti.
Bulunduğu her durumda mutlu olabilmek gibi kutsal bir yeteneğe sahip olduğunu belirten Tiziano, her zaman şansın kendisinden yana olduğuna inanırdı. Hayatın iyi ve kötü yüzüyle herkes gibi o da tanışmıştı elbet, lakin 'yakınmak', Tiziano'ya yakışan bir tutum değildi. O'nun için 'hayatı bardağın dolu tarafından görüyor' demek hata olur, çünkü Tiziano, yıllar boyunca deneyimle beslediği bedeninin hasta olduğunu öğrenince, aklında bir soruyla Tanrı'dan hesap soracaktı; "Neden ben?"

26 Temmuz 1928, New York, Amerika doğumlu Stanley Kubrick, gelmiş geçmiş en iyi yönetmenlerden biri olma özelliğini taşıyor. Gertrude Nee Perveler ve Jacques Leonard Kubrick'in oğulları olarak Manhattan Hastahanesi'nde dünyaya gelen Kubrick, küçük yaşta babası sayesinde caz müziği aşığı olmuştu. 1934 senesinde, Kubrick 5 yaşındayken doğan kızkardeş Barbara ile aileye bir üye daha eklendi. Müziğe özel bir ilgisi olduğuna inanan Avusturya kökenli Kubrick, davul çalmaya başladı ve geleceğini, profesyonel davuculukta görüyordu. Babasının hediye ettiği fotoğraf makinesiyle dikkat çekici kareler yakalayan Kubrick, yine babasından öğrendiği satranç sayesinde davulcu olmaktan vazgeçti. Okulda fizik dışındaki derslere ilgisi olmadığı gözlemlenen genç adam, okulu bitirir bitirmez zamanını fotoğraf çekmekle geçirir oldu. Bir miktar para karşılığında, yakaladığı kareleri satmayı başaran (New York Daily satın aldı) Kubrick, satış rakamları oldukça yüksek bir dergi olan Look'un kadrolu elemanı oldu. 4 yıl boyunca Look çatısı altında dünyayı dolaşan Kubrick, 20 yaşına geldiğinde ilk evliliğini gerçekleştirir. 28 Mayıs 1948 tarihinde Toba Metz ile dünyaevine giren Kubrick, Greenwich Village'a taşındıktan sonra New York'ta ikamet eden Museum Of Modern Art'ın daimi takipçisi haline geldi ve gösterimi yapılan filmleri aralıksız izledi. Zamanla tutkunu haline geldiği filmler, Kubrick'i bambaşka bir yöne doğru çekmekteydi; yönetmenlik.
Arkadaşlarıyla birlikte biriktirdiği parayla, günlüğü 25 dolar olan bir kamera sistemi kiralayan Kubrick, profesyonel sinemacılığa girişini şöyle özetliyor;
Işık, zaman, kütleçekimi gibi konuları açıklayan, 20.yüzyıl fiziğine damgasını vuran kuramların sahibi, ünlü fizikçi Einstein 'in biyografisi, kuramları, bunlarla ilgili açıklamaları, yaşamının çeşitli kesitlerini sergileyen fotoğraflarını, Amerikan Fizik Enstitüsü'nün hazırladığı bu sitedebulabilirsiniz. Ayrıca sitedeki "exhibits" butonuyla da diğer fizikçilerle ilgili sayfalara ulaşabilirsiniz.
Başlıktanda anlaşılacağı gibi geçmişten bugüne
yaşanmış bitakım olayları ve kişileri dosya mevcutsa
kişinin kendisinden değilse ilgili kaynaklardan dinleme imkanı bulabiliyorsunuz.
Site download imkanı veriyor boyutlarda küçük
kolayca indirebilirsiniz ayrıca bi avantaj tüm dosyalar mp3 formatında.
Neler var şöyle kısaca bahsetmek gerekirse,
Apollo 11 kayıtları, Apollo 13 ve yasanan problemler, Fidel Castr 'nun amaçlarını açıkladıgı konusma,Winston Churchill'dan açıklamalar, Thomas Edison ve elektriğin çalşma şekli,Albert Einstein E=mc^2 ve Dünya barışı,Che Guevara ve bazı demeçleri,Ernest Hemingway 1953 te aldığı Nobel Edebiyat ödülü kabul konuşması,Adolf Hitler'in 2.Dünya savaşı ilan ediş anonsu,Malcom X den demeçler,Pearl Harbor baskını BBC,CBS,NBCtelevizyonları anonsları ve çok daha fazlasına
burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.