Dört köşeli bir yuvarlak.
Ortası,
Ne sen, ne ben.
Hem sen, hem ben.
Varırsam ben,
varırsan sen.
Varırsak sen ve ben.
Diğer köşeler,
sen-den ve ben-den
Dün,mutlu bir çiftin çekildiği resim karesine girdim ister istemez mutsuz yüzümle. Gözlerim ağlamaklı, boğazımda düğümlenmiş sen ve fotoğraf çektiren çiftin mutluluğu.. Orada tesadüfen oturuyor olmak mıydı suçum? Ben de mutluydum bir zamanlar, ne oldu bize bilmiyorum.. Şimdi ise başkalarının fotoğraf karelerini kirletiyorum.. Üzgünüm..

Bir gece daha çöktü üstüme…
Ay ışığı kayıtsız, yıldızlar bir nebze.
Kaygılarım var senden kalan
Gülmelerimle değil, gözyaşlarımla barışmışlığım.
Sesine yakalanmışlığım var sessizce;
Kolayca kandırdığın çocukluğum
Yağmur nemlisi küresel günceliklerim.
Ürkek susmalarım var suskunluğunda
Gözlerini kaçırmışlığın
Ve yüreğime sataşmışlığın…
Denizlerim var yosun kokan burcu burcu
Ve bir güneş doğuşu kadar sabahım.
Kısıtlı aydınlıklarım, çoğul karanlıklarım.

Romantizm bir hâl mi?
Bir duruş mu?
Cidden içinden mi gelir kişinin, yoksa kişi kendini o ölüp bittiği karşı tarafa kabullendirmek, beğendirmek için romantik biri gibi mi görünmeye kalkışır?
Ben kendimle hiç anlaşamadım. Ben ne zaman sağ desem o sol dedi. Ne zaman eleştirsem, sana ne dedi. Ne zaman duygusal olsam, dalga geçti. Ne zaman birini sevdiğimi söylesem, güldü. Sorun hangimizde bilmiyorum. Bir gün bana, bir gün ona hak veriyorum. Bu yüzden de çoğu zaman bir gün sevdiğimi ertesi gün sevemiyorum.
Geçen gece evden kovdu beni. Sus artık dedi. Mutluluk için çok şey istiyormuşum. Gerçeği görüp anlamıyormuşum. Bana neymiş alt ya da üst sokakta ağlayan çocuktan. Bana neymiş yanımda ya da uzağımda kendileri olma maskesi altında dolanıp ölümüne genelleyen insanlardan. Bana neymiş ahengin üzerine kusanlardan. Ben de kızdım, çözdüm iplerini, istediği gibi yaşasın diye. Kapının önünde buldum kendimi.
Gülebiliriz.. Mutlu olduğumuz için ya da mutlu görünmek istediğimiz için. Çokluklardan yokluklara, aydınlıklardan karanlıklara, sebeplerden sonuçlara, olanlardan olacaklara uzanan, uzanacak olan bazen yalın bazen karmaşık hayatlarımızda herbirimiz başrol isteriz. Bilmeyiz aslında yönetmenlerin bile bizler olduğunu; jenerik biziz, kameraman, söz yazarı (senarist) ve hatta replikler bile biziz. Hepsinden öteee, başrol bizim. Oyuncuları kendimiz seçiyoruz. Aktör/aktris sen ol, arkandaki fonda bir manav olsun veya bir deniz ve biraz da güneşli hava. Seçimler seçenekler sınırsız (beyin kıvrımlarınla sınırlı!). Seç, yaz, oyna sonra geç karşısına izle. Çünkü izlerken tebessüm edebildiğin kadar başarılısın hayatında, tebessüm edebildiğin kadar mutlu...
İlk ve son defa “merhaba” ey yüce insan… Var olduğunu bil. Büyük bir varlık savaşının içine doğduğunu bil. Bu savaşa katılmaman kendi varlığını kabul etmemen anlamına gelir. Acı olmadan mutluluk olamaz insan, dolayısıyla sadece mutluluk için yaşayamazsın. Haz ve acı aynı bütünün iki karşıt kutbudur insan! Korku ve merak gibi, etki ve tepki bütün bu olup bitenin gerçek anlamıdır ey düşünen insan. Kendi etkilerini yaratacak güçtesin insanoğlu insan, daha insan. Odanla ve evinle sınırlı kalma dünyanı istediğin gibi değiştir. Kimse bu güne kadar sana senden bahsetmedi insan, oysa var olan tek şey sendin sana göre. Şimdi senden bahsediliyor insan, çık dışarı. Bütün kirli maskelerden sıyrılıp kendini göster. Kendine saygı duy insan, kendi emirlerine itaat edebilecek güçtesin. Aşkı ara, kendini aşkta bulana ve eksiklerini tamamlayana kadar tutun aşka. Büyük bilince ulaş insan, kendi aşklarını yaratabilecek güce eriş. İki kişi ol insan, iki kişi yarat. Ruhunu bedeninden ayır, karşıt fikirleri savunan bir ana-baba ol kendine. Bu ana-baba’yı savaştır ve seviştir aklında, kendini doğur insan. Savaşsız sevişilmez insan! Yaratma gücüne sahipsin. Tanrını yarat kafanda, onu çıkart kendinden, küçük beyin kıvrımlarında bütün evreni gez dolaş insan. Evrene sığmayacaksın biliyorum, her şeyin başlangıcına ve yarınlara uzanmak isteyeceksin seziyorum. Gerçekten istemeye cesaret ettiğin her şey olacak insan, güven bana yani güven kendine. İsteyebilme gücünü geliştir insan. Ölümsüzlüğü iste, tanrılığı iste, insanın istemeye cesaret edemeyeceği her şeyi iste. Kendini sev ve sevgiyi böyle yarat insan. En dürüst şekliyle sevgi kendine olandır unutma. Dürüst ol kendine insan, başka kimsen yok! Benden öğrenebileceğin her şeyi öğren ve beni unut insan. Gerçek olan tek şey sensin beyninin arkasında küçük bir canlı yayında. Ben yokum insan, sadece sen varsın. Benim varlığım yazımı anlamanla eş değer sana göre. Var olan her şey canlı ve ölümsüzdür insan. Var ol ve canlan. İçinde bulunduğun saçma sapan sistemlerin seni oturduğu yerden çıkar yorumları yapan bir çift çürümüş göze çevirmesine izin verme. Sen bir çift gözden ibaret değilsin insan. Hayatı sadece işine geldiği gibi algılamayı öğrendin. Sen büyük bir yalanı boşa yaşayan acınası bir zavallısın ve bu senin suçun değil insan! Sana iyilik yapan herkesin senden çıkarları var. Annelik içgüdüsünün oluşumu sürü hayvanlarında daha az ve yavaş gelişti. Anne, yavrunun ölmesini istemez insan. Yavru kalabalığı ve gücüyle anneye destek olacaktır gelecekte. Dünya büyük bir güç savaşından ibarettir insan. Dünyanın dışına çık. Orada olacağım.
Güven bana yani güven kendine ben, sen’im insan. Aynı havayı soluyorum.
İlk ve son defa “hoşça kal” ey yüce insan.