
Bir yanda PKK'nın iki önemli isminin yakalandığı iddia edilirken, bir başka yazıda aslında bunun çok önceden planlanmış bir olay olduğunu ve aslında artık bu iki ismin PKK için o kadar da önemli olmadığını öğreniyoruz. Bir yandan da yakalandığı iddia edilen adamlardan birinin direniş çağrılarını okuyoruz. (Kusura bakmayın bunun linkini verip, mahkemelerle başımı belaya sokamam.)
Bir yanda bilimde başarıdan başarıya koşuyoruz. Bir yanda en ünlü koşucumuzun doping haberi ile yıkılıyoruz.
Bir habere bakıp "oh!ülkemizin geleceği çok parlak..." diye tam sevinecekken, bir başka haberi okuyup "biz bitmiş, mahvolmuşuz!.." demek geliyor içimizden.
Olumlu ve olumsuz örnekleri çoğaltmak mümkün ama insan rakı masasına oturmadan bile artık şu meşhur soruyu rahatça sorabiliyor;
- Ne olacak bu memleketin hali?!...
Lübnan'a yapılan saldırı belki öncü saldırılar, koridor açan ve karakol noktalarını belirleyen saldırılardır. Belki de bölge ülkelerinin ve kamuoyunun tepkileri ölçmeye yöneliktir. Belki ağır ateşe konmuş kurbağaya suyunun ısınmasını kanıksatmak için yapılan yumutşatma saldırılarıdır. Bilemiyoruz.
Ama bilen birileri var: HADİ, Ortadoğu'yu yenileyelim. Zaten Avrupa Ortadoğu bölüşümünü adil yapmamıştı.
Bazı müttefik ve dost ülkelerin (!) Nizamı Aleme nazire yapar gibi adını Yeni Dünya Düzeni (NWO) koydukları vizyonun ilk temaşası (!), Lübnan'da gözlerimizin önüne serildi.