Hayatta pek çok insanla karşılaşırsın.Ama sadece gerçek dostlar senin kalbinde bir iz bırakır.İstenmeyen şeyler bir tehlikeyle ilgilidir.Eğer birisi seni aldatmışsa bu onun suçudur.Eğer o kişi seni pek çok kere aldatmışsa bu senin suçundur.
Akıllı insanlar yeni fikirleri tartışırlar.Normal insanlar sonuçları tartışırlar.Küçük insanlarsa başka insanları tartışırlar.
Kim para kaybederse çok şey kaybetmiştir.Kim bir dost kaybetmişse daha fazlasını kaybetmiştir ve kim inancını kaybetmişse herşeyini kaybetmiştir.
Başkalarının hatalarından öğren,kendi hatalarından öğrenemeyecek kadar kısa bir hayatın var.Hiçbir zaman bir başlangıç yada son yoktur.Dün geçmiştir.Yarın bilmece.Bugün ise hediye...

Bu gün, içimden ağlamak geldiği halde senin o muhteşem yüzünü, sıcacık, ne oldu der gibi bakan koca gözlerini gördüğümde gülümseyeceğim. Bu gün için, ne giymek istediğinin seçimini sana bırakacağım, gülümseyerek ne kadar yakıştığını söyleyeceğim. Bu gün, çamaşırları yıkamaktan vazgeçip seninle parkta oynamaya gideceğim. Bu gün bulaşıkları lavaboda bırakıp 24 parçalık her gün yaptığın puzzle parçalarının nasıl birleştirildiğini bana öğretmeni izleyeceğim. Öğleden sonra telefonun fişini çekip, bilgisayarı kapatacağım ve oturup seninle köpükten balonlar uçuracağım. Bu öğleden sonra sana yaptığım dondurma teklifi karşısında senin attığın çığlıkların keyfini çıkartacağım. Bu gün senin o koca sesinle, öğrendiğin şarkı ve türküleri söylemeni dinleyeceğim ve bunların cennetin melodileri olduğunu anımsayacağım. Bu gün tüm o bilgiç tavırlarınla beni uyarmalarına karşılık sana teşekkür edeceğim. Bu gün o tavırları sergilerken sana eşlik eden o minicik ellerinin ve yüzündeki mimiklerinin tüm hatlarını ölene kadar unutmamak için zihnime kazıyacağım. Bu gün büyüdüğünde ne olacağın veya hangi okula gitmen gerektiği hakkında hiç canımı sıkmayacağım. Ya da senin geleceğin hakkındaki konularda hiç bir düşünce üretmeyeceğim. Bu gün kurabiye pişirirken bana yardim etmene izin vereceğim ve çalışmayacağım. Bu gün Mc Donald's a gideceğiz ve iki tane çocuk menüsü isteyeceğiz ki, iki oyuncak alabilesin. Bu gün seninle bebeklik resimlerine senin istediğin kadar süre bakmaktan hiç sıkılmayacağım. Bu gün senin bebekken yumurta ya mayna, makarna ya manina, karpuza babua demeni anlatırken, senin “tekrar söyle anneciğim” demene hiç kızmayacağım, istediğin kadar tekrar edeceğim. Bu gün sen hangi kitabı istersen onu okuyacağım. Bu gün kitabını okurken her kelimede araya girip okutmamana veya fikir değiştirmene büyük bir sevinçle bakacağım. Bu gün banyoda saatlerce balonuna su doldurmana ve suları bana sıçratmana hep güleceğim ve sana hadi yeter artık demeyeceğim. Bu gece geç saate kadar oturmana hiç karışmayacağım ve oturup seninle sonuna kadar çizgi film izleyeceğim. Bu gece seni kollarımda tutacağım ve nasıl doğduğunu seni ne kadar çok sevdiğimi anlatacağım. Bu gece yanına uzanıp en sevdiğim her şeyi bir kenara bırakıp parmaklarımı saçlarında dolaştırırken bana en büyük armağanı verdiği için Tanrıya şükredeceğim. Bu gece yanağına iyi geceler öpücüğünü kondururken seni biraz daha uzun tutacağım kollarımda. Bu gece sen uyurken çizgi gibi olan o koca gözlerini seyredeceğim. Tüm gece her uyandığımda senin mis gibi kokunu içime çekip, ipek gibi tenini okşayıp, öpeceğim. Geceleri uyurken senin en sevdiğin nesquik li sütünü biberonunla nasıl içtiğini seyredip, işi biten biberonu bana uzatmana güleceğim. Bu gün sana hiç “dur, yeter artık” demeyeceğim bebeğim…
Eskiden günlük tutardım. Sonra kendimi çok üzgün hissettiğim zamanlarda eski günlüklerimde aynı günü açar bakardım; geçen yıllarda ne yapıyormuşum diye. iyi veya kötü farketmez, her ne yazıyorsa orada içinde bulunduğum andan uzaklaştırıyordu. mesela geçen yıl o gün kendimi kötü hissettiğim bir günse "bak o günde şuna üzülüyormuşum geçmiş, bu da geçer" diyebiliyordum. iyiyse "ay o gün ne eğlenmiştik" deyip içinde bulunduğum andan kopabiliyordum.
sonra bir gün bir öfke anımda bütün günlüklerimi yaktım.
annem benden daha çok üzülmüştü.
canım annem benim.

Bu yazının başlığı Atatürk'ü daha çok özlüyoruz da olabilirdi aslında.
Nereden mi çıktı bu fikir. Fikir değil aslında ölçülebilir bir gerçek.
Google' ın trends diye bir özelliği var. Bu adrese giderek "trendini" öğrenmek istediğiniz kelimeyi yazıyor ve tıklıyorsunuz. Google da size bu kelime gectiğimiz yıllarda ne kadar aranmış, hangi ülkelerden sorgulanmış, hangi dönemlerde pik yapmış bunları gösteryor. Sitenin adresi bu.
"suphi" isimli arkadaşımızın “Bir ülke nasıl güçlü olur?” başlıklı yazısına yorum olarak başladım bu satırlara. Baktım ki sonu gelmiyo bi türlü, ben de başlık açayım dedim. Arkadaş orda ülkemizin güçlenmesi için uyması gereken formülü vermiş kendi tespitlerine göre. Formül aşağıda gördüğünüz gibi altına da teker teker bu etkenlerin naçizane eleştirisini yaptım.
Güç=(Tarih+Coğrafya+Nüfus+Kültür)+(Ekonomi+Teknik Kapasite+Ordu)x(Siyasi zihniyet+Siyasi İrade+Siyasi Güç)
Tarih: T.C. Devlet olarak ve yetiştirmeye çalıştığı zihniyet olarak tarihimizin büyük bir bölümünü reddeder. Geçmişimizle bağlarımız büyük ölçüde koparılmıştır. Halkımız şahsi girişimleri olmasa pek de bir şey öğrenebilecek imkana da sahip değildir ki okulda ne öğretilirse onu bilmektedir.