Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan 22dakika.org'da: "Josh Holloway 'den komedi filmi"

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

Etiket:

bulut hakkındaki yazılar:

\
Ne zaman görsem;
gözlerimle görmediğim katliamları,
gözleri boş bakan, bedeni yıpranmış kadınlarını
Bu soğuk, bu ıssız,
bu acısını kalbine gömmüş kentlerin,
Ne zaman duysam;
bebeklerinin gözleriyle haykırdığını özgürlük mavisini,
martıların kan gölünün dibindekilere ağladığını,
ve
“Denizin her damlasındaki tuz
biraz da anaların gözyaşıdır”
diye düşünüverse içsesimin huzursuzluğu
İki güvercin salınır pıhtılı saçlarından bir ananın
biri yavrucağının yüreciğine,
biri başka baharlarda yeni yavruların doğma ihtimaline…

23 ahkam var

Ay dolun bu gece.
Gece aydınlık,
İçim aydınlık.
Şarap içmeli,
Kendimden geçmeli,
Şiir yazmalıyım.

Derken...
Bir bulut,
Kapkara bir bulut.
Kararttı geceyi,
İçimi kararttı.

Şiir yazdım
Karanlığa,
Boşluğa,
Yokluğa,
Sessizliğe,
Sensizliğe,
Sana...

2 ahkam var
tuttum
3

Martı

Sen en son ne zaman gri bulutlara doğru hevesle kanat çırpan bir martıyı seyrettin? Denizin dalgasına kapılmadan ama onsuz da olamadan yaşayabildiğini farkettin? Ben çok uzun süredir o martıyım...

6 ahkam var
speed of light
speed of light
...
Kiminin işi bulut saymaktır. Kimininki ise bahar çiçeklerinin tomurcuklarını patlatacakları zamanı beklemek... Kimi izler bir salyangozun gezintisindeki ince salınımı, kimi ise karıncalarla iletişim psikolojisi üzerine sessiz sohbetlere dalar.

Onlar kar tanesinin türlü şekillerini karelere alıp sonsuzluk kütüphanesine depolayanlardır. Bazıları insanın kanını donduran bekleyişlerle, insan vücudunun açık havaya maruz kalmış, suda ya da toprak altındaki halinin doğaya karışma sürecini günlük tutar gibi not ederler. Kimisi köpekbalıklarının neden kanser olmadıklarını anlamaya çalışır, kimi ise balinaların neden baş aşağı uykulara daldıklarını...

11 ahkam var

Sevgili Okuyucu, sen bu satırları okurken ben çok uzaklara gitmiş olacağım!


Buraya her geldiğimde, gelmeden önce yapmayı düşündüklerimin listesini yapardım. Ancak uzağında iken özlediklerime, yakınımda olunca pişman olacağım tavırlar sergiliyordum. Geçmiş zamandan anlatıyorum size bunları, haliyle zaman ilerledi. Zamanın kum tanelerine bölünüp, kapsüllere koyulsa da durdurulamayan kötü bir özelliği var. İlerlemek, geç algılanan ve hata yaptıktan sonra yaptıklarımızdan tecrübe edinmemizi sağlayan bir eylem benim için. Benler için ilerlemek bazılarının hoşuna gitmese de, onların gönlünü hoş edebileceğim bir dünyayı küçükken çizmiştim evin bahçesine. Hani şu, her Pazar mangal keyfi yapılan, çocuk seslerini ve onları uyaran, gölgede uyumaya çalışan dedelerini, mangalın başında sinekleri kovmakla kağıdı sallamak arasında kalmış cızbız mühendislerini, kames topla yakan topları, suda yüzen karpuzları, dibe çöken biraları, ortamdan medet uman uyanık arıları barındıran evlerin bahçeleri. Biraz ötesinde filesiz potasıyla çakma basketbol sahasında; kısa boyluyum diye beni katmadıkları basketbol maçlarının oynandığı asfalt zeminde, tebeşirle sınırları çizilmiş dünyamı görebilirdiniz. Her hafta silinen tebeşir izlerini, sınıftan aşırdığım tebeşirlerle tazelerdim.
pofuduk bulutlar
pofuduk bulutlar
İçine geçer, güler yüzlü gökyüzüne ve pofuduk bulutlarına bakardım. Bir keresinde öyle kaptırmıştım ki kendimi, komşu çocuklarından birinin fırlattığı basketbol topu darbesiyle kendime gelmiştim. O darbe sonrasında beynim uğulduyordu, kulağımı ateş basmıştı. İçimdeki hiddet önlenemezdi. Hemen abimin yanına koşup durumu anlattım. Ardından konuyu aile meclisine taşıdım ve sınır ötesi operasyon için gerekli oy çoğunluğunu almaya çalıştım. Annem duruma çocuğun ailesiyle diyalog kurulmasını öneriyordu, babam da diyalogdan yana tavır takınınca operasyon hayallerim suya düştü. O gece, babam çocuğun hangi okula gittiğini söyleyip asıl niyetini belli etti. Sabah uyanır uyanmaz, o okula gittim, yolda ilk bireysel silahım için gerekli olan malzemeleri aldım. Bir balon, kolay kolay kopmayan lastik ve kola şişesinin ağız kısmı. Balonun gereksiz kısmını kesip, kola şişesinin ağzına geçirdim. Lastikle balonu bir güzel sıkıştırdım. Silah hazırdı. İçine çam ağaçlarından topladığım sert kurşunları yerleştirdim. Ve okul kapısına pusu kurdum. Çocuğu kapıda görünce aralıksız attığım birkaç kurşun darbesinden sonra, üstüne çullanıp hıncımı aldım. O günden sonra bahçemize gelmedi, operasyon başarıyla tamamlandı.

16 ahkam var
\

Hava kurşun gibi ağır…
Bulutlar…
Kurşun grisi bulutlar kaplamış gökyüzünü. Penceremin kenarında ıslak serçeden beter, sebepsiz beklemeler sahanındayım.
İçimde çığlık, çığlıya ağlayan bir çocuk… Külsüz, dumansız, alevsiz kavruluyor.
Dudağımda yarım kalmış bir öpücük tadı... Bana yağmurları öğreten kadından…

Kendime yalan söylediğim ve her defasında ve her seferinde inandığım "Bu da geçecek elbet" sigaralarımdan birini daha mı yaksam ki?
Bir yalan daha mı eklesem sensizliğe?
Bir sigara boyu daha mı uzaklaşsam yalnızlığımdan...
Kaçıncı meretim ki bu? Sensizlikten sonra…
Anlasana artık yoruldum. Bir an önce bitsin istiyorum bu gerçeklerle karışmış yalan nefesler.

12 ahkam var

Mim Nehri

geri »

Arama

pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

etiket menüsü

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu