Eşyayı takas etmek insanoğlunun en eski eylemlerinden biridir. Adem oğlunun avcı-toplayıcı düzeninden beri insanlar bulamadıkları eksiklerini başkalarıyla trampa ederek tamamlamaya çalışmışlardır. Tarihi çok eski olan bu kavram ayrıca insanoğlunun nasıl bir iktisadi yaratık olduğunu da gözler önüne serer. Mesela İngilizcede ‘barter’ (1592) dediğimiz takas kelimesi Eski Fransızca’daki ‘barater’ (1373) sözcüğünden, onun da Kelt dilindeki ‘brath’dan geldiği sanılmaktadır. İşin enteresan tarafı, bu sözcüğün değişmeden bugün İrlandaca’da da (modern Kelt dili’nde) kullanıldığı ve hainlik veya sahtecilik anlamına geldiğidir.

Bu noktada iki çıkarım yapılabilir. Birincisi, ticarette kurnazlığın Anglo-Sakson kökenli olduğudur; ki bu da bugün Birleşik Krallığın neden dünya finans piyasasını elinde tuttuğunu açıklamaya yardımcı olur. İkincisi ise, ‘barater’de olduğu gibi kelimeyi kanıksayan milletlerin sözcüğün anlamında bir değişikliğe gitmediğidir. Yine bu da, sadece İngilizlerin değil bütün insanlığın açıkgözlülüğünün göstergesidir.


Ömer Hayyam denince akla önce rubaileri gelse de ben Ömer Hayyam’ın meşhur edebi yönünden değil de matematikteki ve astronomideki başarılarından söz edeceğim.
Ömer Hayyam, “Binom açılımı” olarak bilinen formülün katsayılarının kolayca elde edilmesine yarayan Pascal Üçgeni’ni Pascal'dan önce keşfedenler arasındadır. Pascal ise Ömer Hayyam’dan yaklaşık 400 yıl sonra aynı üçgen ile karşımıza çıkar. Zaten bu üçgeni “Hayyam Üçgeni” adıyla ananlar da yok değil.

Efendim biliyorsunuz listeleri pek seviyoruz. Bir grup kişiyi, yapıtı, meyveyi, sebzeyi "En şahane 50 insan" veya "En rezil 10 film" gibi başlıklar altında toplamaya bayılıyoruz, ki hatırlarsınız birkaç sene önce yeni yüz ve binyıla girmemiz vasıtasıyla bolca listeyle karşılaşmıştık. "Binyılın en acayip 100 olayı", "Asrın en seksi 50 kadını!" gibi şeyler. Bahsedeceğim liste de 1999 yılında bir matematik konferansında Jack ve Paul Abad tarafından sunulmuş olan "en süper 100 teorem". Sıralama kriterleri "teoremin matematik literatüründeki yeri, ispatın niteliği ve sonucun çarpıcılığı" imiş, hemen ilk beş teoreme şöyle bir bakalım isterim, ki zaten yazıyı yazma amacım bu, bakalım, inceleyelim: