
Ufak ufak profiller oluşturup "ben de burdayım" demenin heyecanı sarmıştı her yanımızı. İlk fotoğraflarımızı yüklerken ellerimiz titredi. "Nickname"imiz olmadan şuradan şuraya adım atmazdık. Fotoğraflar ve gerçek isim tabusu uzun süre devam etti. Tabii ki sosyal fobi denilen olgu gerçeğinde olduğu gibi sanalında da bir miktar kendini gösterecekti.
Zamanla çekingenliği üzerimizden attıkça fotoğraflarımızı yükledik, kendimizi anlattık, arkadaşlarımızı davet ettik bu ortamlara. Arkadaş arkadaşı getirdiğinde sosyal ağ çılgınlığımız da başlamış oldu. Bazen içeri almadıkları oldu bizi. Davetiyesiz giremezsiniz dediler. "Bir arkadaşa bakıp çıkacağız" dedik. İçeriye girmenin zor olduğu siteler, aynı gerçek hayattaki gece kulüplerinin etkisini yaratmıştı algımızda.
AOLiza İnanılmaz bişey... Eliza 1966'da ilk AI denemeleri yapılırken yazılmış bir terapist simülasyonu. Karşısındaki insanın yazdıklarını kullanarak hiç bir yere gitmeyen sohbetler üretiyor. Adamın teki Eliza'nın bir kopyasını AOL'e salmış ve insanlarla sohbet ettirmiş... Beş numarayı okumanız lazım....