NERDEYİM BEN?
„Birazdan heryer zifiri karanlık olduğunda... Etrafı mangalda pişen et kokusu sardığında...“ diye şarkı uydurmuştu kendince. Şimdi camının arkasını siper almış bekliyordu huzur kokan gecenin başlamasını.
Çok değil iki gün önce yapmıştı bu gecenin planını. İçinde bir his vardı ki, temizlik ve saflığın ta kendisiydi Schiller’e göre. Evinin kapısı en son iki gün önce kapanmıştı dış dünyaya. Fırtına öncesi sessizlik mi bu? En ufak bir nokta bırakmayana kadar temizledi iki odalı minicik evini. Uzun süredir temizlenmemişti.
Karanlık geceyi delen birkaç evin ışığıydı. Herkes uyurken kapısının önüne çıkıp sigarasını tüttürmek en büyük zevkiydi Schiller’in.Herkesin yatağında olduğu saatleri gizemli bulurdu.


Masada kart oyunu oynuyorduk beraber. Vena saçı başı birbirine girmiş bir halde yanıma geldi. Herhalde kavga edip kendini hırpalattı diye düşündüm. Andelina ile Vena çok ufaktılar o yüzden hep eziliyorlardı. Tokasını elime tutuşturuverdi Vena. "Saçlarımı toplar mısın? Ben yapamıyorum" dedi. Olur, dedim. Saçlarının ön tarafındaki firketeleri çıkarıp masanın üzerine koyup ayıcıklı saç lastiğiyle saçını toplamaya başladım. Firketeleri takamadan tuvaletim geldi diye kaçtı elimden. Firketeler hala masanın üzerindeydi. O sırada oyundan kopmuş, gözlerim bir tarafa doğru bakıyordu. Sonra tekrar masaya çevirdim gözlerimi. Andelina eline firketeyi almış cebine sokmaya çalışmaktaydı. Şaşırdım. Sesimi çıkaramadım. Daha doğrusu ilk başta kavrayamadım. Baktığımı görünce hemen gözlerini kaçırdı benden. Çok şaşırmıştım. Daha önce de birisinin çantasından düşen sakızı alıp cebine atmaya çalıştığında sakızın sahibi velet görmüştü. O benim sakızım diye bağırmıştı. O zaman önemsememiştim. Ama ikinci kez birinin eşyasını alıp gizlice cebine sokmaya çalıştığında içime kurt düştü. Hani hırsızlık hastalığı filan derler ya hep. Acaba öyle birşeyi mi vardı diye düşündüm durdum. Sonra haksızlık mı ediyorum, yok öyle birşey, belki arkadaşına şaka yapmak istiyordur, hani hepimiz yaparız ya böyle şakalar, arkadaşlarımızın önemli şeylerini filan saklardık diye düşünmeye zorladım kendimi. Ama baktığımı görünce gözlerini kaçırması suçlu konumuna düşürüyordu kendini.
Farkındamısınız içinde yaşadığımız koskocaman bir dünya var
İçinde İnsan hayvan canlı cansız börtü böcek ot saman trilyarlarca varlık yaşadı ve yaşamaya devam ediyor
Ama işte bu kocaman dünya yetmiyo birilerine ve kendi cepleri için yakıyolar tutuşturuyolar şu yılların yorgunluğunu hala taşımaya çalışan dünyada kaldıkları 3 5 gün için yapıyorlar bütün bunları acaba tüm bu olanları ve bilmiyorlarmı dünyanın ömründende çalıyolar tıpkı yaptıkları planlar kesin başarıyla sonuçlancağına inandıkları stratejilerin sekteye uğrayacağının bilmedikleri gibi hissetmezlermi acaba sattıkları silahlar sayesinde ölen çoçukların son hallerini yada sayelerinde yetim ve dul kalan insanların gözyaşlarıyla ıslattıkları paralarla doldururken ceplerini hiç mi düşünmüyolar ben bunları ne için yapıyorum
Bu kadar kazandım ne zaman harcayacağın bunları demezmi hiç yada istediği kadar kazansa
5 kuruş yapmayan kurtlara tem olacağınıda mı bilmez ki
Asagida yer alan metin;
uzun sure birlikte calistigimi ve hala isbirligi icinde oldugumuz bazi arkadaslarimin, uzun ve zahmetli calismalari sonucu cocuk haklari konusunda hazirladiklari bir bildiridir..
Bu konu da ;herkesin uzerine dusen ufak ta olsa bir sorumlulugu oldugunu dusunmeden edemiyorum,
Hali hazir da bir cocuk politikasi dahi olmayan bir ulkede cocuk olarak yetistik, ve bu sekilde devam etmesi demek cocuklarimizinda bize maruz gorulen zorluklari yasamasina referans olacaktir
bu nedenle toplumsal bilinc , ve farkindalilik yaratmak icin bizlerin bir sorumlulugu yahut gorevi oldugunu dusunuyorum.. Turkiye de cocugun durumu icin burada,
bildirinin orijinali icinde burdan buyurun
Hayat yarin nasil bir süpriz hazirliyor olabilir hic birimiz bilmiyoruz...bazen oturup hayallerimize dalariz nadiren sahip olduklarimizla seviniriz..az güleriz cok dert ederiz...insanlar sekil sekil,yasamlar birbirinden farkli....
isabel ve roberto da yasamini sizden yada benden farkli yasayan insanlar degiller..ikiside lisans egitimi yapmis egitimli kültürlü insanlardir..üniversite yillarinda baslayan arkadasliklari ..üniversitenin basketbol turnuvalarinda aska dönüsür mezun olduktan sonra birlikte ayni evi paylasmaya baslarlar.....aradan gecen bir kac yildan sonra evlenip cocuk sahibi olmak isterler..okuldan arkadaslarinin ve iki tarafinda tüm sülalesinin katildigi muhtesem bir dügünle evlenirler....
iyi günde ve kötü günde ...yasam onlari ayirana dek birlikte olup evlilik kurumunu koruyacaklarina yemin ederler....
asiklardir.....
hayalleri vardir...
ikiside kariyer yapip bir ev alacaklar dogacak couklarina saglam bir gelecek olusturacaklardir.......
aradan gecen ikinci yilda isabel hamile kalir......
roberto cok mutludur....karisina kristal bir cicek gibi davranir...hamileligi boyunca esine elinden gelen destegi gösterir......birlikte okurlar ve birlikte kendilerini egitirler..
cocuklari dogar.....uykusuz gecen mutlu anlar...acemilikler...sevgi paylasimlari....cogu geceler bebegi aralarina alip uyurlar.....
derken isabelin dogum sonrasi aldigi izin biter istemeye istemeye ise dönmek zorundadir....
bebek lora 6 ayliktir artik
evlerine ve islerine cok uzak olmayan bir yuvaya gitmektedir... her sabah uyanip anneyi ise , bebek lorayi yuvaya...birakan roberto, ordan isine gider....bu 2,5 yil ....hafta sonlari ve yaz tatilinde sahip olduklari 3 haftalik tatil disinda istisnasiz aksatilmayan bir otomatik istir....
güne öyle baslar roberto, karisini ise kizini yuvaya birakarak....
mutlu ve hepimiz kadar kaygilari olan saglikli bir ailelerdir...ay sonu borclari yada yatirimlarindan dolayi arada daralsalarda öncelik bebekleri ve mutluklaridir...sosyal yasamlarida bebeklerinin yaklasik 3 yasina gelmesiyle yeniden hareketlenmistir......hatta yakinlari
-arayi fazla uzatmayin gencler ikinci cocugu yapin birlikte oynayarak büyüsünler demeye baslarlar ..
robertoyla, isabel de evet seneye düsünüyoruz kari koca calisiyoruz üstünde diyip gecistiriler vekendi aralarinda gülerler ....
roberto karisina cok asik bir erkektir...
isabelde bunun farkinda olan ayni derecede kocasini ve ailesini cok seven cok tatli bir es.....
bir sabah uyanirlar gene, o gün robertonun evde kalip yarinki toplantisi icin hazilamasi gereken bir konusmasi vardir.... roberto garip bir bas agrisiyla uyanir , yarinin sitresinemi girdim acaba diye düsünür.....!!!
isabel de lorayi hazirlamistir...
bes dakka sonra geliyorum roberto diye selenir
roberto kizini arka koltuktaki korumali sandalyesine oturtur,emniyet kemerini takar bebegin .
elleriyle basini tutarak
-nedir bu agri yahu bu yasima kadar böyle garip bir agri yasamadim....tamda gününü buldu deyip arabaya biner ,
isabel gelmistir..yola cikarlar....
hava sabahin o saatlerinde bile sicaktir...
isabel
-uufff bu sicak günlerde calismak cok zor geliyor ...hadi bu gün sanslisin koca bebek der kocasina