Pazar günü esinlendiğim ve yazdığım bi yazı.....Kalabalık bir düğün.Ortada insanlar halay çekiyor.
Davula vuran tokmak (Diğer sesler kısık, davul sesi net)
Zurnaya üfleyen şişmiş yanaklar (Diğer sesler kısık, zurna sesi net)
Yerlere pat pat vuran, halay çeken insanların ayakları (Diğer sesler kısık, ayak sesleri net)
Sesler normale dönüyor.Bir kadın.Yaşlıca.Sobanın kenarında uyukluyor.Elinde bir bardak çay.Çayın yarısı bardakta.Kafasını yan duvara dayamış.Sobanın üzerinde kaynayan maşrapa.Sobanın etrafına dizilmiş üç maşrapa daha var.Bir el silah sesi duyuluyor.Kadın sıçrıyor, çayını elinden düşürüyor.
Asılsız bunların hepsi
Şehla bir bakış
Katmersiz bir düğün hepsi…

Herkesin farklı farklı zevkleri var.
Senin bayıldığına ben iğrenirim, ya da tersi...
Hayatta en tahammül edemediğim şeylerden biri de, memleketimdeki evlilik
töreni(işkencesi)ne dair ayrıntılar.
Törenlerin her aşamasında temel amaç, yeni evlenecek çifti işkenceden geçirmektir.
Kına, geline yapılacak işkencenin adıdır. Gelinin mahallesinde yapılır. Genç kızcağızı zorla ağlatmak için;
mahallenin genç kızları meydanda toplanırlar,
gelini sandalyeye oturturlar,
"-Yüksek yüükseeek teppeeelereee ev kuuurmaaasıınlaaar."
şarkısı, türküsü, her ne haltıysa işte, o şey söylenir.

Bugün arkadaşımın nikahına gittim. Düğün - nikah klişeleri vardır. Nikah öncesi (diğer arkadaşlarımla)
tahminlerde bulunuyoruz.
1. Gelin kırmızı kurdela takıcak(takmamıştı)
2. Nikah şekeri şekerden olucak, esansı bol olan kokulardan diil (hoş kokulu otların tüle sarılı nikah ŞEKERİ idi. Tek eksiği şekerdi.)
3. Gelin, ayakkabısının altına en az 5 isim yazıcaktı (bunu tutturduk 6 yazmış).Aralarında isimlerini (çabuk silinsin diye) göz kalemiyle yazıp; kaderi :) aldatmaya çalışanlar hayliceneydi...
4. Buketi ... Yo Yo yo buket atma - yakalama muhabbetine Türkiye de ki hiç bir nikah düğün vs. de yaşamadık bu şıkkı eledik.
5. Ayağa kim önce basıcak? Bu madde iğrenç geldi bize sonucuna hiçbirimiz bakmadık biz ayağa fırlayıp 'heyoooooo nihayet bir memur sizi kıydı' diye alkışladık.
Veeeee en dayanılmaz faaliyet takı merasimi başladı. Zannımca nikahın düğüne avantajlarından biride bu anın , daha kısa sürmesidir( daha az para toplanabilir ama napalım)
Takıdaki kurallardan biride arkadaşlar aileden sonra takar. Hatta önce ebeveynler sonra 2. derece akrabalar falan filan diye sıra takip edilir. Sıraya girmemiş, milletin suretine bakaraktan
tahmin yapmaya çalışıken( bu kayınpeder bu görümce olsa gerek diye); Ohaaaaa nidalarıyla konsantrasyonumu bozdum.
-Noldu?
-Geline bak dediler.(ki biz gelin tarafıyız. Öle tarafsız gidemezsiniz)
Şahsın teki ne takmış? Araba anahtarı!! Kim taktı göremedik. Ne yalan söyliyim daha öncede görmemiştim. Hadi klasiktir set falan filan takılır ama ... Araba anahtarı:)
Madem takı merasimini(bir nebzede olsa) sıradışı yapan bir hamle yapılmış,devamını getirmekte pek bi hevs yaptım. Saçma sapan Walt Disney karakteri anahtarlığım vardır .
Sıraya girdim. Gelinin yanında duran hatun ısrarla iğne uzatıyor.
-Saolun kullanmıyorum dedim.
Ve bende anahtara anahtarlığımı taktım:)
-Yuvanızdaki çorbalara tuz niyetine kabul edersen....Arkadaşlar aramızda toplayıp aldık diye :))
O anahtarlık benim için totem sayılır(abarttım).geri aldım ve asıl takıcağımızı taktık :))
Ama yakasında anahtarlıkla resim çektirmediğimize üzüldük tabi :)
Gelin hiç üzülmedi ayrı :).
Ha birde diğer bi olay bugün nikah yarında şehirdışında düğün yapılıcak . Akabinde
1.Bu gelinlik yarına kadar çıkmıcak mı?:)
2.Bu akşam nerde kalıcaklar?
soruları dile geldi ama ... yanıtı bulamadık :)
Gözlerimi açtım. Tek bir gerçekle yüz yüzeyim. Yatağın kıyısında tavan arasında gidip gelmek.
Sessizce ellerimi uzatıyorum. Yataktan kalkma niyetinde de değilim. Bana sarılmasını bekliyorum.
Gözlerim bugün yorgun gibi. Banyoya kalkıp duşa, oradan göz yaşlarına boğuluyorum.
Saati dokuzda Mr Bastiani ile buluşmak için otelden ayrılıyorum. Hala etkisinden kurtulamadığım gecenin içindeyim sanki. Bastiani hoş koyu takım elbisesi ile beni lobide karşılıyor. Sakallı uzun saçlı pekte uzun gözükmeyen Bastianinin hareketlerine hayran kalıyorum. Beraber lobiden çıktığımızda bana dün geceyi soruyor. Sarsılmış dayak yemiş gibi duşun altında can çekişirken düşlüyorum ve cevaplarımı isteksizce sıralıyorum.
Bastiani kısa cümleler kurarak İspanyadan kadınlardan bahsediyor. Kendisine yorgun olduğumu ve gerekli konuların konuşulması dışında kendisinden hemen ayrılmak istediğimi söylüyorum.
Şimdi tekrar otel lobisindeyim.
Bana mesaj olup olmadığını yokladıktan sonra tv odasında son haberleri dinliyorum. İnce bilekli kırmızı etekli kadın adımı tekrarlıyor. Ona dönüp telefona cevap veriyorum..