Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan zamazing.org'da: "font saati ( font clock )"

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

Etiket:

düş hakkındaki yazılar:

Bir parça yorgun bir kadın var buralarda. Rüyalarında kadınla sevişen, gerçek dünyaydaysa, 'hayır, olmaz. Bu yol çok zor. Her anlamda. Heteroluğu tercih et ve eşcinsellik içinde patlarsa da patlasın' diyen bir kadın.

Kendi kadın ve aslında kadın arzulayan bir kadın...
Kaçamadığım rüyalarım var...

13 ahkam var
kanlı gözler  kanlı göz bloody eyes eye

Kus hadi…
Kurtul!

Daha fazla bekleme buralarda. Yıkımını seyretmeye geliyor kargalar. Üstelik çirkin örümcekler her yerde.

Kus hadi…
Kurtul!

(…)

Derin bir girdapta buhranlar içinde boğuşan beynimi mi kusayım? Alsınlar götürsünler beni. Yorgunum, uçamam ben.

Bir de hiçbir gizemi yok yaşamın. Garip şey, böyle laflar etmezdim ben.

(…)

Alnına sinekler konarken mi değiştireceksin dünyayı? Düş kurmayı bile beceremiyorken. Eğer şimdi kusmazsan, bir daha beni duymayacaksın. Her gece sancılarının koynunda yatacaksın kanlı gözlerinle. Kendi ellerinle boğazlayacaksın benliğini.

4 ahkam var
kabus karabasan düş işkence acı rüya zonklayan kafam nightmare

Yatağa sığınmam lazım. Tüm vücudumu yorganın altına alıyorum. Kafam dâhil. Zaten yastık kullanmam ben. Ama bunu kimseler bilmez. Ne diyorum ben? Bağırmak istiyorum. Şu anda var mıyım yok muyum kontrol etmek için bağıracağım. Ah evet. Varım.

Eğer varsam o zaman neyim? Neyim ben? Rüya ile gerçeğin farkındalığı yok bende biliyor musun? İğrenç bir durum. Var olduğumu biliyorum ama ne olduğumu tanımlayamıyorum. Ellerimi kafamda gezdiriyorum. Saçlarımın arasında parmaklarım geziniyor. Yatağımda bir sürü diken var sanki. Çocukluğumdaki bir yere gidiyorum. Çamurdan çömlekler yaptığım yere. Sonra güneşin altında kuruturdum onları. Karıncaları seyrederdim durmadan. Hayali arkadaşlarım, tanklarım, uçaklarım vardı. Çatışmalarda öldürülürdüm defalarca.

8 ahkam var

Bir çalı dbinde dünyaya geldiysen eğer...
Dağ yoncalarının kokusu dolduysa ilk nefesinle
ciğerlerine...Deve dikenleri arasında emeklediysen...
Ağaç dalından at bindiysen çayırlarda...Ormanı,kuşları, domuzu, ayıyı tanıdıysan. Tavşanı gördüysen ymuşacık.Kuyruk
savuran tilkiyi tanıdıysan.Binbir çeşit çiçeği,böceği ,
karıncayıizlediysen.Ağustos böceğini dinlediysen.
Geceleri ateş böcekleri ışltısında dans ettiysen.
Yarasa gördüysen karanlık mağaralarda.Kartalı
gördüysen yalçın kayalıklardaki yuvasında.Keklik
gördüysen kınalı, kargaları da sevebildiysen.
Kopamadıysan dağlardan, gecesi çekiyorsa seni
aya, yıldızlara.Gündüzleri koyu gölgesinde ıhlamurun, düşlere yolculuk ettiysen.Düşlerin
alabildiğine geniş, alabildiğine uçsuz bucaksızsa.
Düşüncelerine kimseyi sokmuyorsan, karışamıyorlarsa sana.Düşünme yasalarını kendin yaptınsa eğer... Pirinç ayıklar gibi ayıkladıysan
bir, bir...

50 ahkam var
güneşin şehrime doğuşu
güneşin şehrime doğuşu

Mutsuzluğun dibine vurduğum o sabah keşfetmiştim bu yöntemi. Bir oyundu bu. Oyuncusu sadece bir kişi olan garip bir oyun. “Zaten hayat bir oyun değil mi!” diyerek iyice benimsedim bu oyunu.

O sabah… Gözümün uykusuzluktan ve öfkeden kan çanağına döndüğü, tüm umutlarımın elimden kayıp gittiği o sabah oldu her şey. Güneş doğuyordu berbat odama ve bu iğrenç şehre. Pencereden izliyordum güneşin doğuşunu. Hatırlayabildiğim her şeye küfürler savurmaya çalışıyordu dudaklarım. Tükenmişlik hissi ve ümitsizlik ruhuma ızdırap veriyordu. Yaşamaktan korkar hale gelmiş ve akıl hastanesinde yatması kaçınılmaz görülen zavallı bir yaratık oluvermiştim.

0 ahkam var
\

Daha dur!

Güzel günler göreceğiz, güzel günler, güneşli sabahlara uyanacak geçmişin.Işıklı , parlak, aydınlık günlerde bekliyor umudun çocuk gözleri ...O sabahlarda dingin, huzurlu, neşeli açılacak kapılar. Bitmedi ki, daha öpemedin gül yüzlü , can bakışlı dostları yüreklerinden...Daha kopmadı çiçek dalından, savrulmadı toprağa, dur daha...Güzel günler bekliyor kucağı sana açık...Ana gibi ,şiir gibi, şefkat gibi o kucak...

Daha dur!

Güzel günler bekliyor seni, özlediğin bir düşte gördüğün, bitmesini hiç istemeyeceğin, sonu hiç gelmeyecek rengarenk umut dolu günler var yarınlarda....Yarınlar var, elbet var...O günlerde

5 ahkam var
Etiketler: , ,

Aslında bir kahveden fazlasını istiyordum. Canının ne istediğini bazen çok iyi derecelerde bilebilirsin. Kaçıncı derecede istenç içindesin bilebilirsin. Ayırdına varmanın, derecesini tahminlemenin bir isabet yolu mutlaka içinde bir yerlerde saklanır, saklananlardan daha az, sakladıklarından daha orta.

\

Canınız hiçbir şey istemediğinde bir şey yapmak durumunda bırakıldığınızda kemirici bir güçle sizi içine doğru çekerken, tek yapmak ve tek yapamayacağın olanı; uyumak eylemini gerçekleştirmek üzere yatağının içine kıvrılmayı düşlerken, tüm eylemlerin düşekalka seninle olduğunu görebileceksindir.
Pencereye akan karın düşlerinde bitiveren beyazlıklar (olduğu) kendinden derine harakiri yapmak üzere senden, çokveçok benliğinden sıyrılacaklardır. Bu bir yalandır. Yalan üstü çiş. Anlamak istersen her şey.(yalandır.)

3 ahkam var
\
Sonra da karanlık çöktü içime. Diyorum. Değil mi ?
Evet desek de yalan olmayacaksa hiçbir hayali garanti altına almış olmayız.
Düşlerimiz dişlerimizden çıkar.dişlerimiz, düşlerimiz kadar bizim için midir ?
Dişleri ve düşleri arasında kalan bir çocuk. Kendince yalan iken ve tövbekar.
Sadece bir dişi çıkan düş iken zaman
Yaşam çatalsız da yaşanabilirken
Sadece biz yaprak dökebiliyorken.
Saçsız bir böceğe aşık kalmışken
Sütsüz ilaçlarımız için bir deliliksek
Ve kalpsiz bir cümleyi ısırmışken.
Yapayalnızızdır.
1 ahkam var

Sen ve ben, bir adadayız..küçük bir ada. Etrafta kimseler yok. Üstümüzde dolunay, bütün adayı aydınlatmaya yetiyor.
Karşımızda deniz..gecenin sessizliğini bozan yalnızca dalgaların sesi. Soyunup denize giriyoruz.deniz suyu ılık..saatlerce suyun içinde kalıyoruz. Birbirimize hiç bakmıyoruz dahi. tek bir laf etmiyoruz. Konuşmak lüzumsuz, zaten söyleyecek olduklarımızı biliyoruz. Olan bitene anlam bürümeye gerek yok, her şey böyleliğiyle son derece anlamlı. İlk kez yaşıyoruz.

Denizden çıkıyoruz. Bütün yorgunluğumuzla kumsala atıyoruz kendimizi, uyuyakalıyoruz.
Sabah oluyor, güneş tepemizde. Aynı anda açıyoruz gözlerimizi. Karnımız acıkmış. Biraz ötemizde orman..ormanın nefesi harika kokuyor..rengarenk çiçeklerin üzerinde rengarenk kelebekler uçuşuyor..binbir çeşit meyva sunuyor orman bize..bilmediğimiz enfes lezzetler hepsi.

30 ahkam var
Etiketler: , , , ,

Yünlü bir battaniyeyle örttüm düşlerimin üstünü,
Kanser gecenin arka camı sileceksiz,
Görevli rozeti eksikti...
Geceyi beğenemedik,
‘sana değemeyiz’dedik.

Karafatmalar basardı illaki masallarımızı,
Lahana bebek, Peter Pan,
Kimler gelmezdi ki uçan halıya!

Ve yükseldikçe barikat kurmuş düş yasakçılarının üzerinden,
Tek renkli mutluluklar basardı bedenlerimizi.

Kendimi toparlamaktan bananeydi!
Aklımı al,hepsini al, demek gelirdi içimden sana...

Hem zaten hangi masalda anlatıcı,
Sözler bittigi halde terketmezdi ki ülkeyi?

6 ahkam var
1 2 3 4 Sonraki

Mim Nehri

geri »

Arama

Merhaba

hafif.org enteresan şeyler araştırıp, birbirimizle paylaştığımız bir topluluk blogudur. Aynı zamanda gelirini yazarları ile paylaşan pillinetwork'ün bir parçasıdır. isterseniz siz de katılabilirsiniz.
pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

etiket menüsü

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu