Uzun zamandır karalamıyordum bu beyaz sayfayı..
bak yine buradayım diyor içimdeki hüzünlü kız çocuğu..
bak yine karşındayım ve yine izliyorum seneler önceki halini..
teninin altında açılmış ve tekrar kabuk bağlamış yaralar var. Onların yeniden açılıp seni kanatmasından korkuyorsun diyor..
evet diyorum kendi kendime..
evet gene aynı şeyleri yapacakmışım gibi geliyor..
gene aynı hikaye..
bak gene aynı şey oldu..
uçup gidiverdi ilham perim..
senden bir şeyler bırakmak istiyorum geride..
ama hakkında yazmadığım tek sevgilisin sanırım..
bunda bir gariplik var..
aynı anda hem mutluluk, hem hüzün..
geçmiş acı veriyor artık, istemiyorum onunla alakalı hiçbir şey..
korkutuyor bu durum beni..
çünkü biliyorum ki hüznüm, mutluluğun önüne geçtiği an ben olmayacağım burada..
belki de ilk defa ses çıkarmadan gitmiş olacağım..
aynı Zeynep gibi..
Zeynep’ti değil mi eski sevgilin..
deli divane aşık olduğun Ece..
ve çok acıtan Buse..
neden bu kadar geçmişinle yaşıyorsun ki ? ..
evet geçmiş senden parça ama farkında değilsin bu ilişkilerine zarar veriyor..
benimkinin didik edilmesini sevmiyorken, seninkini de dinlemeyi sevmiyorum..
şuanda bu yazdıklarımı yırtıp atmak istiyorum, aynı bir film karesi gibi..
ama bir şey engel oluyor bana..
neden şuan ki halimi ortaya çıkarıyorsun ?
ben seneler önce gömmüştüm bu Irmak’ı..
bir şey demek gelmiyor içimden..
“peki..” diyorum sadece..
ve anlıyorsun, çok şey barındırıyor o içinde..
18.02.2008 - 02:13

"ve yırtılmış bir tül gibi savrulup duruyor zaman”
Kayıpları çekmecelere kaldırmış, geçmişe teslim olmuş, sonrakileri acı gerçeklerden kışkışlamış…
Ağaçların yapraklarının ucundan ağladığını görüyorum, histeri krizleri içerisinde yüzen dünyaya bakmaktalar. Bileylenmiş hiçliğini son sözcükler, son haykırışlar duyar yoksunu olmayan… yapraklar şarkı söylemekten ziyade geleceğe ilişkin düşüncelerini söylüyor artık, susturulmuş bir coğrafyanın ağaçlarını susturamadılar bir türlü … nedense basit; bitmeyen çıkar ilişkileri… kuruyup düşerken her yeşil ağaç parçası son kez çığlık atıyor…
Bir avuç kumla oynuyor derisi bahtının rengi çocuk, başka oyuncağı olmadığından. Dünden kalma cinayetlerin katil zanlıları kovalamakta bu ufaklığı… ninniler mırıldanarak yaklaşmakta sulu boyayla siyaha boyanmış sarmaşıkları korkunç sonların… yavaşça ele geçiriyor… kaosun arasından görür gibi oluyorum, gözlerim acıyor

Yarın;
Tekrar bir hayal kuracağım.
Hayallerle umutları bağlayıp, kendime mutluluk tadında sahte uçurtmalar yapıp göğe salacağım.
Bugün;
Boşversene o da dün olmak üzere...
Dün;
Kendime acımıştım bir kez .
Ama doymadım.
Doyamadım...
Biz kendimize ettik...
Ne yaptıysak,
kendi kendimize...