Çoğu mühendislikte neredeyse standart olan ısı transferi dersinde hocamızın heyecanla anlattıkları karşısında ben de bir o kadar heyecanlandım ve birazdan okuyacağınız, insanlığın kaderini değiştirecek yeni, sıcak ve temiz teknolojiyi sizlerle paylaşmak istedim. (Hocama bu bilgileri benimle paylaştığı için teşekkürler…)

Küresel Isınma… Kimilerine göre Dünyamızın sonunun yaklaştığının göstergesi; kimilerine göre ise sıradan, daha önce de Dünyanın başından geçmiş çok da abartılmaması gereken bir konu… Son yıllarda gündemde oldukça fazla yer tutan ve büyük küçük çoğumuzun aklının bir köşesinde duran Küresel Isınmanın baş sorumlusunu aslında hepimiz çok iyi biliyoruz. Fosil Yakıtlar… Her gün işe giderken bindiğimiz arabamızdan tutunda evlerimizi ısıtan sistemlerimize kadar neredeyse bütün enerjimizi onlardan elde ediyoruz. Bir tarafta gün geçtikçe kötüye giden yaşlı Dünyamız, bir tarafta ne kadar istemesek de hayatımızın bir parçası olan fosil enerji kaynakları… E peki yok mu bu denklemin bir çözümü? Aslında var hem de birden fazla… Bunlardan birkaçı: (tehlikeli olsa da) Nükleer enerji, Rüzgâr Enerjisi, Jeotermal enerji ve içlerinde belki de en temizi olan Güneş Enerjisi… E peki nedir bu Güneş Enerjisi ve bu kadar güzel bir şeyse neden kullanmıyoruz? Ansiklopedilerde yazdığına göre güneşin merkezinde olan füzyon reaksiyonları sonucu yayılan ve Dünyamıza da ulaşan enerji. Atmosfer dışında şiddeti aşağı yukarı sabit ve 1370 W/m2 olan fakat yeryüzünde 0 – 1100 W/m2 değerleri arasında değişim gösteren bu enerjinin dünyaya gelen çok küçük bir bölümü bile insanlığın tükettiği enerjiden kat kat fazladır. Nasıl kullanılır bu enerji?

Tarihle ilgilenmek, araştırmayı seven insanların vazgeçemediği bi olgu. İster teknoloji takipçisi olun, isterseniz sosyal bilimlerle uğraşın, muhakkak geçmişe dönüp bakmanız gerekecektir.
Bu yazım 2004 yılında çıkan bir kitap ve 2005 ten beri 'forward maillerde' dolaşan bir hikaye ile ilgili. Bizler, genelde okuduğumuza şartsız inanmakla beraber, okuduğumuza dayanaksız eleştirilerde bulunarak 'var olan' insanlarız. Bunu reddederek, posta kutuma düşen ve yazının devamında paylaşacağım hikaye hakkında, biraz araştırma yaptım.

Hiç şüphesizki dünyanın doğumundan bu yana en yakın kardeşi savaş ve savaşmaktır. Bazı ülkeler savaşın anlam ve stratejisine sanatıda katmakta ve nüksetmektedir.
Eski zamanlarda savaşlar toprak bütünlüğünü ve halkın gücünün ıspatı için yapılmaktadır. O zamanların savaşları benim fikrimce daha adalettli idi. Bir ölüm varsa nefes nefese hisedilmekte ve göğüs göğüse çarpışarak olmakta güçlü ve akıllı kim ise en son olarak gülmektedir.
Tarih 2007 . Bugüne döndüğümüzde dünyanın karedşi olan savaş bir erkek evlat yetiştirmektedir TEKNOLOJİ .
bir bakıma saltanat gibi bi durumla karşı karşıyayız teknoloji savaşın en büyük kozu. Ülkeler artık kendi menfaatleri için kendi ülkelerinede savaş açmaya başlamışlardır 11 eylül de olduğu gibi.
Bugün ortadoğu gibi bi gercek var bütün kavimler ırklar hatta bütün savaşlar nerdeyse bu topraklar üzerinde yapılıp bu topraklar için kan akıtılmıştır.Ve bu ortadoğunun en stratejik ve en önemli bölgesi anadolu topraklarıdır yani TÜRKİYE CUMHURİYETİNE aittir. Her koşuldan ve her sebepten bu ANADOLU toprakları cok degerlidir. Neredeyse bütün köklü imparotorluklar , uygarlıklar bu topraklardan nasibini almıştır. Türkiye için bi başlık istenseydi benden diyeceğim tek laf şu olabilrdi ''DART TAHTASI '' diye bilirdim.
Durmadan birileri bu dart tahtasına oklarını , iğnelerini atmaya çalışıyolar herkez bi yarış içinde kim 12 den vuracak diye. Ve farkında olmadan bu topraklarda büyüyen ve bu toprekların nimetini yiyen bazı kesimden toplumlar piyon olarak kulanılmakta isim vermem hiç gerek yok anladınız umarım.
Bütün bu temellerin altında öle sırlar gizliki yorumlarla açılacak bi konu değil bu benim fikrimdi .
Eminimki hiç bir strateji hiçbir plan ve görüş bu ülke topraklarını bolmeyecek ve ismini değiştiremiyecek k,msenin ne çabası ne gücü yetecek.
Bu kaçıncı dünya savaşı veya kaçıncı haçlı seferi ?

Çin'in askeri gücünü modernize etme çalışmaları son aylarda gittikçe artmaya başladı. Pentagon un yaptığı açıklamaya göre Çin askeri gücü ciddi bir biçimde gelişim göstererek Tayvan üzerinde tehlike yaratacak bir konuma ulaştı.
Çin askeri kuvvetleri değişime uğrayarak kendi sınırları içerisindeki bir çarpışmayı hızlı bir şekilde bertaraf etmenin yanı sıra güçlü bir atak kuvvetinede sahip olmaya başladılar.