Yazımın esin kaynağı otobüs durağında beklerken hemen yanımızda inşaatının tamamlanması yakın olan bir binanın üstündeki büyük branda reklamdı : Satılık Küçük Daireler.

Sonra içeriğini arastırayım dedim ve arkadaşlarıma sordum. Meğer "satılık küçük daireler" 1 oda + 1 salondan olusuyormus.
Hayatımda ilk defa 1 oda ve 1 salondan ( tabiki mutfagı banyosu var. ) olusan bir dairenin varlığından haberdar oldum arkadaslarım sözleriyle. Ancak kafamda söyle bir soru belirdi bir anda. "kim sığar bu kutucuk kadar evlere ?"

çok yoruldum
siyahtı, kurşun gibi...
belki kalemdi
belki silgi
silgi olsa
silinirdi
yok, silgi değildi.
hesabını bileydim
çözer miydim ki...
hep sayıları saydım;bir iki,
bir, iki
üçe geçemedi ritmik saymalarım
bir iki, bir iki,
bit _miyor ki
sonsuz benim rakamlarım,
yazdım ,yazdım
hep bir iki, bir iki
küçüktüm,
boş bir sayfa açtım kendime
bir kare çizdim,
güzeldi, içi boştu,
vazgeçtim,
üçgene çevirdim yüzümü
üçgenin kenarları da
Tadı tuzu kalmadı buraların diyeceğim, konuyla tamamen alakasız olacak!
Derdim ev sahipleriyle! Sülalemde tek kirada oturan kişi benim. Yani temel olarak ev sahibi olmanın ne demek olduğunun gayet farkındayım. Tüm taşındığım evlere de hep gözüm gibi baktım. Konu şu:
KONU 1:
Buraya taşınırken (7-8 ay oldu) bir yer sormuştum istemeye istemeye. Belli ki sahibi de kiralamak istemiyormuş! Şişli’de, pencereleri ahşap doğrama (burada eski olduğunu kastetmeye çalışıyorum), yarı zemin bir daire. İçi karanlık. Ben dışarıdan görüyorum. Üstelik sahibinden! Deneyelim şansımızı, pek fazla kira vermeye niyetimiz yok nasılsa. Çakıyorum hemen cepten bir telefon, aman kapılmasın!