Iste cevap: Dinleyin arkadaslar...
Özür diledik diye bizi tefe koyanlar,
anlamayip bu ise kafa yoranlar,
af dilemeyi hata zul sayanlar,
iste cevap; dinleyin arkadaslar..
adam da sadece isyan hata olunca,
sevmeyi bilmez elbet yogunca,
insanlar icindir özür yanlis hata,
kim diyebilr ki ben yapmam asla..
Sevmeyi ögren dersin alaya alir,
özür dile dedin mi sinifta kalir,
dilerse af, özür kücüldüm sanir,
salatalik olan hic af, özür mü tanir..
Isi gücü hep makarna dalga,
eee, adam hep deniz de savasta,
karides istavrit hamsilerle dansda,
vah zavallim bunlarla olmus hasta..
Radyo dalgalarının mucidi Heinrich Rudolf Hertz'in
soyadından gelmiş bir kavramdır.
Salınım yapan, titreyen şeylerin birim zamanda
yaptığı titreşim (devir) sayısını gösterir.
Elektrikte, alternatif akımın saniyede kaç devir yaptığını belirtir.
Alternatif akım, elektrik akımının zamanla
(+) ile (-) kutupları arasında yön değiştiren halidir.
Piller ise doğru akım sağlar. Bir kutbu daima (+),
diğer kutbu (-)'dir.
Bir kutuptan çıkan akım cihaza girer, çıkış bağlantısından
çıkarak, pilin diğer kutbuna geri döner.
Bu şekilde bir akım sağlanmış olur ki, bu cihazın çalışmasını sağlar.
Eğer, kablolarda veya bağlantı noktalarında kopukluk veya
temassızlık varsa devre tamamlanamaz
Bu durumda cihazımız çalışmaz.
Aman petrol canım petrol diye şarkı bile yaptığımız fosil yakıt kullanımı doğayı daha da ötesi hayatımızı tehdit eder noktaya gelmiş durumda.
Birkaç yıl önce arkadaşlarımdan birisi benim de tanıdığım bir arkadaşından aldığı ödünç kitabı geri göndermek için, kitabın sahibinin yeri benim yolumun üzerinde olduğundan, beni aracı olarak görevlendirdiğinde Alev Alatlı ve kitabı Viva La Muerte ile tanıştım..Kitap o akşam bende kaldığı için, içine bi bakayım dedim ve bi daha elimden bırakamadım..Sonra da diğer Alev Alatlı kitaplarını ardı ardına aldım tabii ki..Kitaplardan biri de Schrödinger’in Kedisi..Shrödingerin Kedisi kitabının giriş bölümünde ise Kuantum fiziğinin önemli deneylerinden biri olan “Shrödingerin Kedisi Deneyi" anlatılmış..Bu deneyi okuyunca ise, kuantum fiziği ile de tanışma yolunda adım atmış oldum..
senin gözlerindeki hüznü görmeye, pırılıtısında aşkı yaşamaya,
senin yüreğinle dünyaya bakmaya, cefakarınla olgunlaşmaya,
senin gözyaşlarınla ıslanan tuzlu dudaklarını öpmeye,
senin ellerini tutup sıcaklığını hissetmeye,
seninle hiç konuşmadan sadece yağmurun sesini dinlemeye,
seninle sabah güneşin doğuşunu izlemeye,
seninle kumsalda yürümeye, denizlere dalmaya
seninle gülmeye, seninle ağlamaya,
seninle eğlenmeye, seninle somurtmaya
senin yanındayken çok uzağında, uzağındayken çok yakınında olmaya,
bir ömür yetmez...

Bir kadını her yönüyle tanımak…
Sevgi dolu kalbi, içindeki fırtınaları, çocuksu halleri, daha gelmemiş yaşlarının olgunluğu, aşkları, yalnızlıkları, cinlikleri, saflıkları, yalanları, itirafları, şehvetleri, vurdumduymazlıkları, takıntıları, rahatlıkları, içlerinde barındırdıkları farklı farklı kişilikleri ve saymakla bitirilemeyecek tüm yönleriyle kadınları tanımak.
Sevgidir ilk adım. Sevmekle başlar her şey. Sonra kabul edersin, parçan olur, bazen sen o olursun. İşte o zaman tanırsın bir kadını, hayatın tüm sırlarına bir anda girersin. Zorlu ama keyif dolu, gizemlerle dolu bir yolculuğa adım atmışsındır.
Hayat suda başladı .Benim de diyeceğim herşey suyla başladı.Bir yerlerde de okumuşdum önceden.O kadar çok raslamışken nasılda farkına varmadım,anlamadım.Ama bu susuz kalmaktan suyun kıymetini bilmek değil.Bu suyun farkına varmak.Tanımladım suyu ilk önce.Nasıl olduğunu düşündüm.Neye benzediğini düşündüm.Her gün yıkandığım,içdiğim suyu bir gün karşımda gördüm.Evet dedim su bu işde.Bendeki bir huy bu.Hoşuma giden kadınları benzetirim bir şeylere.Hiç biri bir diyeri olmaz.Hep başkaydı benzettiklerim.Bu kadın su.Niye su?Kesinlikle su gibi bakıyor birkere.Suyun bütün girebilecegi karakteristlik hallerde.Gözlerini devire devire dalga dalga bakıyor.Bir hışımla açıyor göz kapaklarını dalga gibi.Yada her defasında birden bakıyor sana dalga gibi.En güzeli her seferinde tekrar denize çekiliyor dalga dalga.Akıyor yavaş yavaş içine içine.Bu çekilmelerde kum oluyorum ben.Götürüyor benden her sefherinde hep bir şeyler.Akıyorum yavaş yavaş içine içine.Hiç direkt dimdik bakmıyor örneğin.Her defasında o hışımla açılan göz kapakları yavaş yavaş kapanıyor.İçe doğru,sanki kendini tekrar toplamak için.O her defasında birden bakan gözler su gibi akıyor sanki yavaş yavaş şekil deyişdiriyor.Teni de su gibi benbeyaz tertemiz.Engin denize bakar gibi dingin.Hani suya elini sokmazda dokunursunya elinin altında birşey hissedersin.İşte öyle hissediyorsun.Akışkan sanki teni.Işığın suda yansıması gibi teni benbeyaz tertemiz.Teni çok güzel kokuyor.Burnumu yapıştırmak istedi.Dudağımı dokundurmak istedim boynuna.Boğulmak istedim.Saçıda su gibi.Gece deniz gibi simsiyah.Yüzüne paspartü.Ben niye suyu istedim?Yıkanmak istedim kesinlikle!!!Çok şey söyledim bence bu cümlede.Başka söze gerek yok.
Çok cesurum,hep öyle oldum suya karşı hayatımda.Örneyin kaç yaşımda yüzme öğrendiğimi bilmem ben.Yazlıkda açılıp motorla açıkda da yüzerdik.Annemlemler hep korkardı.Ben hiç korkmadım.Lisanslı yüzücü oldum sonra.Beni küçükken yıkarlarkende ağlamazmışım.Kışlıkda evde küvete su doldurur oynarmışım ben.Ama su istemedi beni bu sefer.Cesaretimi kırmadı bu;suya karşı.Bence bu durum suyun baraj korkusuydu.Barajın özgürlüğünü kısıtlanması değil ama.Baraja dolmak istemiyor.Ait olmak ait olunmak istemiyor.Bundan ne anladığımı bir önceki yazımda yazmışdım.Tekrar uzatmıyım diye düşünüyorum.
Ama kum olmamışdım hiç.Çok götürüyor su; dalgaları,ışığın yansıması,denizin siyahı.Şimdi bakıyorum kıyılarda kum olmaz hep.Kayalık mı olsam?