Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan yenimecra.org'da: "Haydi Gençlik Go.."

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

Etiket:

danimarka hakkındaki yazılar:

Yine kocaman bir acı...Danimarkalı kadına tecavüz edip parasını gasbettiklerini öne süren haber...

Neden böyle oluyor? Bu kadar şiddet patlaması neden yaşanıyor?

Yabancı kadınlardan ne isteniyor böyle??

Evlatlardan, öz çocuklardan ne ister oldu dünya?

Yolda kendince yürüyen kadından, çocuktan, insandan ne istenebilir ki?

Olay sadece bireysel psikoloji üzerinden mi yoksa sosyolojik açıdan mı incelenmeli?

Bu soruların cevaplarını cidden çok merak ettiğim halde, şu an söz konusu kadının acısına üzülmekten bu soruların yanıtlarına öncelik veremiyorum sanırım,

beynimde bir sürü neden sorusu,

yüreğimde sadece kocaman bir acı...

43 ahkam var
\
Nicelerinin çocukluğunda en iyi arkadaşı Legolarıydı. Bu yazıyı yazarken baş harfini otomatik olarak düzeltecek kadar öneme sahip bir oyuncak, (word için bile).
\
Benim hiç legom olmadı o ayrı mesele. Büyüyünce de ne zaman Legolarıyla oynayan bir çocuk görsem “ona yardımcı olmak maksadıyla” görünecek şekilde egolarımı tatmin ederdim Legolarla. Geçen gün de sevgili googledan öğrendiğim üzere lego figürler 50. yıldönümünü kutladı. Ama asıl legonun ortaya çıktığı tarih bu değil. Lego tarihine şöyle bir göz atınca bütün çocukların lego ile bir yerde buluştukların düşünmemek elde değil. 1932 yılında Danimarka’da yapılan ilk legodan sonra zamanla bütün dünya üzerinde yayılmaya başlamış. Neredeyse 130 ülkeden fazla. 1939 sadece 10 çalışanı olan fabrika ya da atölye şimdilerde yaklaşık 4500 insana iş imkanı sağlıyor. E tabi bir çok taklidinin çıkmasının da önüne geçilemedi. Ole Kirk Christiansen ve oğlu ilk Legoları tahtadan yaptılar. Bir ördek.. o bilinen geçmeli plastik parçalar ise 1949’da üretilmeye başlandı. Şimdilerde ise en ince ayrıntısına kadar bir robot ya da bir ev yapılabiliyor.
14 ahkam var
\
2001 yılında cnbce kanalında kingdom diye birbirini izleyen bir yapıt ile farkında olmuştum yönetmenden. Bir hastanede sıradışı olayları sıradışı bir gerilim tarzı ile sunan yönetmen, her bölümü, giydiği smokin ile seyircilere gizemli birşeyler söyleyerek ve enteresan bir şekilde gülerek kapatıyordu. Kingdom' ı izlerken ekranın renginin sarı hakimiyetinde (siyah beyaz değil, sarı beyaz) bir formatta çekilmesine de bir hayli şaşırmıştım.

Daha sonraki yıllarda (2005) Digiturk sinema kanallarının birinde Dogville diye bir başka filme rastladım. Film bir tiyatro sahnesinde oluşturulmuş bir köy ve buraya gelen bir kadının köy halkı ile olan ilişkilerini gösteriyordu ve Nicole Kidman başroldeydi. Çok etkilenmiştim bu yönetmenin sinema dilinden. Şimdi bu benzersiz şahsiyeti tanıyalım...

61 ahkam var

Mim Nehri

geri »

Arama

pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

etiket menüsü

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu