Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan yenimecra.org'da: "81 Kalori"

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

Etiket:

dayanışma hakkındaki yazılar:

Yazın iyi oluyordu çimlerin üzerinde denizin meltemini, ayın ışığını alarak uyumak da kışın fena üşütüyordu. Otelin önündeki havalandırma penceresi kaldırım dibindeydi ve çamaşırhanedeki kazanların buharı buradan dışarıya veriliyordu. Önünden geçerken bazen deterjanın acı, bazen de yumuşatıcının hoş kokusunu hissediliyordu. Soğuk kış geceleri uyumak ve üşümemek için ideal bir yerdi. Sıcak sıcak buhar önünde üşümeden sabahı etmek ama yine de sokağın gece tehlikesine karşı birbirlerine sarılarak uyuyorlardı.
Yağmurlu havalar haricinde her sabah işine yürüyerek giderdi, yolunun tam yarısıydı otelin önü ve oradan karşıya geçer deniz havasını alarak kordondan yürüyerek ulaşırdı iş yerine.
İşte yine orada uyuyordu çocuklar, yaz gelse de bu dertleri bitse diye düşündürken çocuklardan biri başını kaldırdı soğuk taştan ve yüzüne uykulu uykulu bakarak ''abi çok açız bize para versene gevrek alalım'' dedi. Bir an durdu ''gevrek ama bali değil demi'' dedi ''valla gevrek abi'' dedi çocuk. Elini cebine attı, cebinde kaç parası olduğunu biliyordu, hepsini verirse akşam eve yine yürüyerek dönerdi, öğlen de yemek yemeyiverirdi ne olacak ki. Çocuk ayağa kalkmıştı çıkardı parayı ve çocuğa uzattı ''Al bakalım peynir ve yumurta da alın'' diyerek 5 milyonu uzattı ve yürümeye devam etti. Çocuk önce inanamadı ardından bir çığlık atarak arladaşlarını sarsmaya başladı '' kalkın lan o abi 5 milyon verdi, yürüyün'' dedi. Karşı kaldırıma geçmişti o esnada ve dönerek koşan çocukları seyretti. Çocukların köşede bekleyen gevrekçiye ulaştıklarını gördü, sevinçten zıpladıklarını gördü. ''Afiyet olsun'' dedi içinden ve deniz kenarından yürümeye devam etti.

0 ahkam var

Katılımcı ekonomi (parecon) ile ilgili daha çok yazı, yazar, kavram ve pratik olgular görünür olmaya başlıyor. Özellikle küreselleşme karşıtı örgütlenmelerde ve eylemlerde kendini gösteren hareket giderek dünya ölçeğinde örgütlenmeye başlıyor. Türkçe bilgi için http://www.katilimciekonomi.com.tr.tc adresine bakabilirsiniz. Orjinal sitesini ziyaret etmek isterseniz bir derya ile karşılaşacağınızı garanti ederim. En azından benim duygum buydu.
Bir ekonomik vizyonu dayanışma, çeşitlilik, adalet ve konsey demokrasisi gibi değerleri temel alarak inşa etmek geçerli ekonomik vizyonların sıkıcı ve öfkelendirici açılımlarından daha ilginç.

1 ahkam var

Yüzyıllardır biz Sünniler, Aleviler, Kürtler, Türkler, sekülerler, dindarlar, başörtülü ve başı açık kadınlar ve başka başka farklılıkları olan insanlar belli bir uzlaşma, hoşgörü ve saygı zemininde bir arada yaşadık ve bundan sonra da yaşamaya devam edeceğiz. Bunu kimse engelleyemez. Farklılıklardan çatışma üretmek için elinden geleni yapan çevreler aslında çok çok azınlıktalar, fakat sesleri hepimizin sesini boğuyor. Seslerimizi birleştirerek çatışmacı zihniyetlerin yolunu kapatabilir miyiz. Zor ama imkansız değil. Mümkün ama çok emek çok enerji istiyor.
Böyle renkli ve zengin bir toplumun bir arada yaşamasını sağlayan zemin toplumsal uzlaşmadır. Toplumsal uzlaşma anayasa metinlerinde somut olarak kendini gösterir. T.C. Anayasaları 1924’denberi renksiz, tek tip, homojen ve sessiz bir ulus yaratmayı, farklılıkları yok etmeyi hedefleyerek, hayatı, insanları, renkleri ve inançları görmezden gelerek yazıldı. Cumhuriyet bütün eğilimlerin ortak iradesiyle, emek ve fedakarlıklarla kuruldu ama özgür bir toplum oluşturmak yerine, sermaye ve bürokrasinin birlikte oluşturduğu otoriter bir yapıya dönüştü. Sessizlik dönemi, başkasının acısına duyarsızlık dönemi sona ermek zorunda. Birbirimizin hak ve özgürlüklerinin takipçisi olmak zorundayız.
Bu baskıcı sistemin işlemesi için bu güne kadar sola karşı muhafazakar halkı, dindarlara karşı modernleştirici sol eliti, Kürtlere karşı Türklüğü kullanan egemenlere teslim olmamalı ve artık birbirimize karşı konuşlanmaya, her koşulda karlı çıkan çıkar çetelerini güçlendirmeye son vermeliyiz.
Küresel emperyalist sistem ile yerli baskıcı rejimler de birbirlerini besleyip destekliyor ve biri diğerini üretiyor. Bir arada yaşama gücümüz ve irademiz işgallere ve küresel kötülüğe de karşı duruştur. Dünyayı saygı ve uzlaşmayla paylaşmanın, erdemli insanların küreselleşmesinin bir parçasıyız bizler.
Maalesef toplumsal eğilimler ve talepler arasında dengeler kurarak, farklılıklara azami saygıyı göstererek yaşama azmi Avrupa’da da giderek zayıflıyor. Bu noktada Türkiye’de yeni bir dil ve vizyon üretmemiz, kendimizi ötekinin hakikatine açma çabalarımız çevrede de çok hayırlı açılımlara yol açabilir.

2 ahkam var

"KIYICILIK VE YIKICILIKLA YARIŞMA, YARATMAYI SEÇ;
AŞK O ZAMAN AŞK OLACAK

paylaşmak ve yaratmak
paylaşmak ve yaratmak

Gerçekten kendine güvenmek, aynı zamanda herkese güvenmektir. Çünkü ömrünü bir gecede kaybedileceklerin peşinde tüketmemişsindir. Çünkü hayata dair projelerin kişisel değildir. Biriktirmeyi seçtiğin şeyler, bu sistemin içinde üretilemez. Onun dışında ve ona rağmen ürettiklerine ise bu sistemin eli yetişmez. Çünkü onun kıyıcılığı ve yıkıcılığıyla yarışmak yerine yaratmayı seçmişsindir. Bu sistemin kıyısında bir yerlere tutunup, oradan akıl yarıştırmayı değil, onu aşan, günü aşan bir uygarlığın peşine düşmüşsündür. Rekabet yerine dayanışmayı, yalnızlaşmak yerine çoğalmayı, biriktirmek yerine paylaşmayı seçmişsindir. Kendin için dileyebileceğin her şeyin, herkes için hale gelmedikçe, ortaya çıkan eşitsizlikte ve bencillikte ne aşkın aşk, ne de sevginin sevgi olarak kalamayacağını, yenilmeye mahkum olduğunu bilirsin. Seni tüketen bu sistemin karşısında alternatifini adım adım örersin. İnsanlar senin yaşadığın hayattan, başka bir hayatın olabilirliğine ilişkin dersler çıkarabiliyorsa, tecrübeleri tersyüz edebiliyorsan, kendine güven meselesi de kişisel niyetlerle, güçlerle, becerilerle alakalı olmaktan çıkmış demektir. Yaşamı çözebilmekle ilgilidir. Bu hayatta, bir ölümlünün yürüyebileceği yolun, iyilikleri ve kötülükleriyle aşağı yukarı bir fotoğrafını çekebilmek ve buna uygun hazırlıkları bir adım önden yapabilmekle ilgilidir. Ve en önemlisi, bu sistemin hiçbir kurumuyla ve kuralıyla ölümüne anlaşmalar yapmamakla ilgilidir. Değiştirilebilir olanı bilip, değiştirmenin, o hayata, bin hayat katan yollarını yürümeye başlamakla ilgilidir. Dünyaya, dünya dışından bakabilme perspektifine sahip olmakla ilgilidir.

0 ahkam var

Hayatı Kazanmak Gerek: Değerleri Kurumsallaştırmalı

Kurum ve değer kavramları yan yana geldiğinde itici duruyor. Sanki biri maddi bir şeyi, diğeri daha içsel bir şeyi temsil ediyor gibi görünüyor. Biri iç dünyamıza, diğeri dış dünyaya ait gibi.

\
Yaşanan hayat bize ikisini birbirine karıştırmamayı daha çocukluğumuzdan itibaren öğretiyor. İşin, başka bir yerde, dostluğun, başka bir yerde durması gerektiği fikri kafalarımıza bir hayat tecrübesi olarak kazınıyor. İş, bazen bir sosyal teşkilat olur, bazen bir fabrika; kural değişmez, değerler ve duygular subjektiftir, profesyonelliği engeller. İnsanların kafasında yaşam parçalanmıştır, ve iş “kirliliğin serbest olabileceği” bir şey olarak bir yerde durur ve piyasanın kurallarıyla yürütülürken, dostluk daha özel bir alan olarak başka bir yerde durur. Çünkü değer denen şey, kişiseldir ve iş yaşamının vahşiliği ve acımasızlığı karşısında bir zemin, bir duruş noktası olmasının sözü bile edilemez. İkisinin birbirini tamamlayarak sahici bir bütünsel yaşama erişilebileceği düşünülmez. İnsani olan bütün değerleri, bir perspektif düzeyinde kurup, özel alan, kamusal alan ayrımı yapmaksızın, topyekün bir yaşamın toprağı haline getirmeden, örneğin, dayanışmadan nasıl söz edebiliriz. Dayanışmayı, bir özel alana, kişisel bir tercihe ve iradeye indirgersek, hayat bizi hep aynı yere çıkartır. Kişisel iyi niyetlerimiz, hep aynı çıkışsızlıkla, bize yeni hayat dersleri olarak geri döner: “İnsanlara güvenmeyeceksin, acımayacaksın, hak ettiğinden fazlasını vermeyeceksin” Bunlar anlaşılır ama kabul edilemez hayal kırıklıklarının tezahürleridir. Kişisel iyi niyetler değişime uğramadığı takdirde, değerlerimiz bu sistemlerin vahşiliği karşısında kaybetmeye mahkum olur (mu).

1 ahkam var

Mim Nehri

geri »

Arama

pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

etiket menüsü

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu