Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan yenimecra.org'da: "sweatex'le ter, leke, kötü kokuya veda"

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

Etiket:

devlet hakkındaki yazılar:

sadece ön sayfa yazıları gösteriliyor, tümünü görmek için tıklayın
tuttum
11

YILMAZ GÜNEY: “Vatanından Çok Uzakta, Sürgünde Ölen Sinemacı”

\

Akdeniz’in şirin bir köyünde (Yenice/Adana) Pütün soyadı ile dünyaya gelen Yılmaz Güney (1937-1984), sefalet içinde büyüdü. Köy hayatından kurtulup üniversitede iktisat fakültesinde okumayı başardı. Genç yaşta devlet yönetimi ile çekişmelere katıldı. Güney, 1958 yılında “Üç Bilinmeyenlerin Eşitsizlik Sistemleri” adlı öyküsü yüzünden komünizm propagandası yapmakla suçlandı ve 1961 yılında yargılanarak, 18 ay hapis ve 6 ay sürgün cezasına çarptırıldı. Bu hüküm ile yönetmen yardımcılığı, senaryo yazarlığı ve başrol oyunculuğuna kadar geldiği sinema kariyeri yarım kaldı.

Yılmaz Güney, yüzden fazla macera filminde oynadı. “Türk Sinemasının Çirkin Kralı” lakabı ile sevildi.
1966 yılında senaryosunu yazıp aynı zamanda oynadığı, Lütfi Akad’ın yönetiminde çekilen “Hudutların Kanunu” adlı filmi, Güney'in sinema kariyerinde dönüm noktası oldu. Film, büyük beğeni topladı.

71 ahkam var
tuttum
23

Orkestra

Çalgı toplulukları en eski çağlardan beri vardı, fakat gerçek orkestralar ancak çoksesli müziğin gelişmesinden sonra ortaya çıktı. 1475'den sonra Pesaro, Mantova, Brescia'da önemli çalgıcı topluluklarından söz edilir. Ama Rönesans devrinde şarkıcıların çoğunun viyol veya kornet gibi çalgılar çalarak şarkı söylediğini unutmamak gerekir. 1600'e doğru çoksesli çalgı müziği ses müziğinden ayrıldı, fakat iki türün ortak çalışmalarıda kesilmedi. 1700'de yalnız orkestraya yer veren bir repertuvar oluşmaya başladı. O zamana kadar tesadüfe veya durumun gereğine bırakılmış olan çalgı seçimi, operalar sayesinde değişmez bir düzene sokuldu; Lully'den yüz yıl sonra Paris Opera orkestrasının üye sayısı altmışı aştı. 1725'te Philidor'un kurduğu 'Concerts Spirituels' orkestrasının üye sayısı ise hiç bir zaman opera orkestrasına erişemedi. 1713'te Paris Opera orkestrasında 'küçük koro' adı verilen on çalgılı bir topluluk yer aldı; şu çalgılardan oluşuyordu:
\

11 ahkam var
tuttum
32

Herodot’un Kahraman Spartalıları

Hep giderim ben o kahveye, hangisi mi, Herodot’un kahvesi canım. Bodrum’lu bir arkadaş kahvenin sahibi. Bizim barınaktaki arkadaşlar hep oraya takılır. Bostanlı’da Balıkçı Parkı’nın karşısındaki pasajda olan. Tarih Pasajı mı, tarihi pasaj mı öyle bir şey adı. Tam çıkaramadım şimdi. Neyse o gün denizden dönünce

bizim emektar
bizim emektar
tekneyi bağladım, kahveye doğru bir uzanayım dedim. Uzanmaz olaydım. Meğer ki, güncel bir olay tartışılıyormuş hararetli bir şekilde. Malum seçimler falan yakın. Herkesi almış bir heyecan. Altı oka basıcam, ben ata veririm, falan fişmekan. Hepsi de hergün gazete okuyan çocuklar. Kafaları da çalışır. Benim gibi ilkokuldan terk balıkçıdan fazla bir bildikleri vardır diye dinliyorum bende. Bir baktım boş lakırdı hepsi. Urla’lı Hasan diyor ki, altı ok tarihe karıştı, milliyetçilik mesela; milliyetçilikten çatışma ve ayrımcılık doğar. Benim gibi Arnavutları bozar bu iş ona göre. Bırakın bu ulusalcı ayaklarını, ben Türk değilim, Arnavut’um. Zaten siz Türkler, bizim memleketleri hep işgal ettiniz yıllarca, sömürdünüz, ezdiniz deyince ben de dayanamadım. E dedim siz de birlik olsaydınız, sokmasaydınız Osmanlı’yı memleketinize, bak Kemal Paşa nasıl döktü
Kemal'in askerleri
Kemal'in askerleri
Yunan’ı denize. Millet olmayı başaramazsanız Osmanlı da alır, Tavşanlı da
diye de salladım. Başladı bana veryansın, vay faşist, vay ırkçı, Yunan düşmanı. Sen Yunanlı ile bizi düşman mı etmek istiyorsun, bırak bu kafayı artık, Avrupa Birliği’ne girince zaten kardeş olacağız. İki satır kitap okusaydın, ilkokulu bitirseydin bre cahil. O an benim aklıma bizim kahvenin sahibi Herodot’un anlattığı bir mesel geldi. Dedim bunlar Herodot’u bile can kulağı ile dinlememişler, bir de bana cahil, Yunan düşmanı diyorlar. Baktım olamayacak. Sezar’ın hakkını Sezar’a, Baskın Oran’ın hakkını Baskın Oran’a vermek lazım, eve geldim, aldım elime kalemi.

20 ahkam var

Mim Nehri

geri »

Arama

pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

etiket menüsü

reklam

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu