

Sevginin yerini menfaat, yagcilik almis,
saygi, hosgörü cok gecmiste kalmis,
kardeslik, paylasma bu da neymis?
insanligi, her yeri karanliklar sarmis..
Karanligin icin de sürünen bir nesil,
aydinligi bulamayan olur sersefil,
ucundadir tunelin isik bak yemyesil,
hala karanligin resmini cizer bizim sefil..
Adam kayirmalar, kalleslikler hep bizde,
vurdumduymazlik, aymazlik sadece bu nesilde,
fitne, fesat, kin dedin mi kat kat sinesinde,
serserice, caktirmadan yapar bunlari hem de..
13, 14 yaşlarındayım. bir türlü normal seyrine girmeyen, ağır sancılı adet günlerimin sıkıntısıyla, bir uzman doktora gitmem gerektiğine karar veriliyor aile fertlerince..annemin 'adet olurken bile düzensizsin kızım' tarzı komiklikten zerre payını almayan esprileriyle geçiyor yol..derken kendimi doktorun odasında buluyorum.
doktor, güvenirliliği kulaktan dolma bilgilerle kabul edilmiş, orta yaşlarında uzman bir erkek. doktor soruyor annem her soruya telaşla benden önce cevap veriyor. bedenimin işleyişi hakkında yapılan konuşmalar iyice canımı sıkıyor.
O, bir doktordur sözleri anlamli
söyledikleri anlattiklari cok canli
yeni doktor olacak ya heyecanli
der hep su suna bu buna zararli
süt pastorize olmus dogal degildir
büyük tansiyon uydurmadir yalandir
peynir cikolata yeme cok zararlidir
geriye ne kaldi bunlar harammidir?
Incitemem kardesimi derim tamam
istesem de söylediklerini yapamam
peynirli sütlü kahvaltiya dayanamam
yerim ben bunlari afiyetle tastamam
Bu gün kardesimin dogum günüdür
korkarim benim mumu-mu söndürür
yaptin mi dediklerimi der tutturur
yine faydali diye bir kac hap yutturur
Sadece onun arkadaslari doktor profesör
bunlarla övünür anlatir bunlari jeneratör
Ateist misyonerlere olmus bir sellektör
aman dostlar kendisi vallahi bir provakatör..
Bunlari anlatatir hep zavalli dedektör
bir bu tanir akademisyen doktor operatör
sen nesin ki kendinden bahset be tez-atör
yeminle bu kisi gercek bir provakatör
Kavga dögüs dedin mi ordadir bu vizlatör
sasmamak gerek bundan beslenir sinektör
kendi sinektir ama o sanar kendini profesör
nefret doludur ici billahi kendisi bir provakatör
Avrupa'ya gidince olmus sanki bir sör
ülkem insanindan utanir bu soysuz nankör
görgü ahlak hosgörü bizdedir sen bunlari gör
bilincli bilincsiz tillahi olmusun sen provakatör..
Doktorlara koşan insanların büyük çoğunluğu doktora koşmasalarda iyileşir. Dünya Sağlık Örgütüne göre sağlığın tanımı, hatırladığım kadarıyla: 'Kişinin fiziksel ussal ve toplumsal açıdan tam bir iyilik hali içinde olmasıdır.' şeklindeydi. Dünya sağlık örgütüne karşı benim geliştirdiğim tanım ise şöyle: 'Tıbbi yardımın varlığı durumunda, o kişinin çevresiyle birlikte içinde bulunduğu iğrenç bataklıkta, fiziksel ussal ve sosyal durumunda iyiye doğru en ufak bir değişikliğin olmayacağı durumlarda, (hasta can çekişiyor bile olsa!) sağlıktan sözedilmelidir ve bu gibi durumlarda 'bırak kendi haline ölsün!' yöntemi benimsenmelidir..
Doktorlara gerçekten ihtiyaç duyan insan sayısı oldukça azdır ve doktorların kazandığı paraya katkıları yok gibidir. Doktorlar parayı sağlam insanlardan kazanırlar. Bu da gerçekten hasta olanların doktorlardan beklediği sevgi önündeki en önemli engeldir.

"Ne ekersen onu bicersin"!
Bizler hep yasadigimiz olaylardan sikayet ederiz. Disdünya da yasadigimiz olaylar bize bi baska görünür. Su sorulari kendimize defalarca sormusuzdur:
Neden hep ben?
Neden her sey beni buluyor?
Tüm olumsuzluklari bir biri ardina yasiyorum neden?
Niye ben cok sabirsizim?
Neden bu kavgalar hep beni bulur? vs,vs gibi sorulari cogaltabiliriz...
Her ne kadar bizler disdünyada ki yasadiklarimizi kendimize yabanci görsekte, onlari hep bi kenara itip onlardan kacsakta, söyle veya böyle bu kactigimiz seyleri mutlaka yasayacagiz...
Bir hüznün tam ortasındayız, şimdi. Gecikmişliğin, yitirilmişliklerin ve kanıksadığımız bu monoton gidişin tam da ortasındayız; aslında hep kendime verdiğim sözleri tutmamakla başlıyorum bir devinime; belki de hayata bıraktığım noktasından başlıyorum; bu dipsiz kuyuya tekrar bir umut salındırmaya...
Ne gerektirdi bu devinimi? Neyin yansıması düştü aklıma? Neyi arar oldum, yeniden? Bilmiyorum. Yanıtları sende mi? Onu da bilmeksizin yazıyorum. Farkına vardığım tek nokta, bu kağıtların benimle bir hüznü paylaşmakta olduğu.
Yine yere düşen bir çocuğu elinden tutup doğrultmaya çabalıyorum.

Habercigim, beni dervislige layik görmüs, bunun üstüne de bir güzel hikaye kondurmus.))) Kendisine tesekkür ediyorum. Ancak ben de o hasletler malesef bulunmamaktadir. Bir dervisin sabri dag gibi olmalidir. Ben sabirsiz, cok cabuk alevlenen asabi biriyim. Haksizliga, aymazliga hic dayanimiyorum...
Istedigim haktir, adalettir. Biri biri ile tartisirken bir digerinin buna karismamasi lazimdir. Karisilinca nelerin olabildigini hep beraber yasayarak gördük...
Cogu zaman kavgalar, dögüsler, küfürler, hakaretler bu yüzden cikmaktadir...