
1950’lerin sonu 60’ların başında antibiyotik üretiminde daha ucuz yöntemler bulmak için çalışmalar yürüten Alman ilaç firması Chemie Grünenthal, kimyasal bir kaza eseri tesadüfen bulduğu ve adına “thalidomide” dediği drogu piyasaya sürdü. Yüksek doz talidomide maruz bırakılan hayvanlar üzerinde yapılan bazı testler sonrasında firma, ilacın zararsız olduğunu ve önemli bir yan etkisinin olmadığını duyurdu. Ama bu, büyük bir yanılgıydı.
Doktorlara koşan insanların büyük çoğunluğu doktora koşmasalarda iyileşir. Dünya Sağlık Örgütüne göre sağlığın tanımı, hatırladığım kadarıyla: 'Kişinin fiziksel ussal ve toplumsal açıdan tam bir iyilik hali içinde olmasıdır.' şeklindeydi. Dünya sağlık örgütüne karşı benim geliştirdiğim tanım ise şöyle: 'Tıbbi yardımın varlığı durumunda, o kişinin çevresiyle birlikte içinde bulunduğu iğrenç bataklıkta, fiziksel ussal ve sosyal durumunda iyiye doğru en ufak bir değişikliğin olmayacağı durumlarda, (hasta can çekişiyor bile olsa!) sağlıktan sözedilmelidir ve bu gibi durumlarda 'bırak kendi haline ölsün!' yöntemi benimsenmelidir..
Doktorlara gerçekten ihtiyaç duyan insan sayısı oldukça azdır ve doktorların kazandığı paraya katkıları yok gibidir. Doktorlar parayı sağlam insanlardan kazanırlar. Bu da gerçekten hasta olanların doktorlardan beklediği sevgi önündeki en önemli engeldir.