
düşüyorum kalbimin terasından babamın körkütük ıssızlığına soruyorum: metropollerdeki minarelere bisturi, pense ve tülbent sığar mı?
Bir adam var. Bir cafeyi işletiyor. ben o cafeyi çok sevdiğimden zırt pırt gidiyordum. iki ortaklar. ikisi de dibimden ayrılmıyordu.
geçen bu habire bana birşeyler ikram ediyor, yeni lezzetler keşfediyor. hangisi güzel diyor. böyle bir günde sana fal bakayım dedi, o zaman ben de sana bakayım dedim. ben o denli ayrıntılı baktım ki bana bakmaktan vazgeçti.
dibime düşse de ne ışık yaktım, ne tlf verdim.
ertesi gün işten 22' de çıktım sokağa girdiğimde aman allahım sokakta dahası yan komşumun düğünü yapılmakta. kıyamet. davul zurna. kimin medeni olduğu ortaya çıkıyor.
