
"Senin gölgen yok" dedi bana. Doğruydu, gölgesizdim ben."Neden" demedi,"niye" hiç demedi."Olduğun bu ise, sen olmaya devam et" dedi.
“Ben” mi?
“Ben”
Sonra hatırladım “ben”i uzak diyarlarda “gölge”mle bırakmıştım.
Bana tarif edin, hiç olmazsa biraz. Mesela mutluluktan bahsedin. Nasıl bir şey sizin için? Bir çocuk gibi masum ve saf mı? Aşkı da tarif edin bu arada. Ama şu son model aşkları değil. Hani şu her önüne gelene “Seni Seviyorum” diyen sahte âşıklardan da değil; Gerçek olarak içinizden geldiğince inanarak ve karşılık beklemeyen çıkarsız aşklara örnek verebilir misiniz? Var mı çevrenizde hiç?
Bari dostluğu tarif edin. Hani şu unuttuğumuz var ya? Hani şu her zaman yanınızda olan, omzunda rahatlıkla ağlayabildiğiniz arkadaşınızı diyorum. Var mı sizin? Onun yanında güvendesinizdir de? Güveni anlatın o zaman. Hani gözünüz kapalı olarak güvenebileceğiniz kişileri, var mı etrafta?
zamandan çalıyorum. dostlarımsa benden… ne kadar kolaymış meğer yarı yolda terk edip gitmek ve ne kadar kolaymış insanları dost bilmek de yanılmak.
şimdi bir kadehten bakıyorsam dünyaya, şimdi o kadehin arkasına saklanıp seyrediyorsam ışık oyunlarını, yansımaları, anlıyorum ki yanılsamalarımdanmış… gözyaşlarım öylesine süzülüp yanağımdan, kalbimden akıyor her yerime. ve içimde külçelerce bir ağırlık
değer ne ki değersizliği bilip uzak durayım
doğru neredeki yanlışı görünce uzaklaşayım
hadi gel sen de geç üstümden, geç içimden, yak, yık, sök, çiz, yırt, parçala
duyumsamak? algılamak?
yok öyle bir dünya artık buralarda, yok, kalmadı
çektiğim acılara değmiyor bile
teğetim dünyaya çünkü ben
teğetim
geçip gidiyorum işte
her gün biraz daha,
birazları biriktirip eski ve büzgülü bir kesede oldukçalara, onca mesaiden sonra oldukçalardan çoklara terfi edip,
çoklardan da hiçlere sapıp aniden, refleks ustalığı ile direksiyonu kırıp, hemen az ilerden? yoksa oldukça mı? çok mu ilerden?
boş veriyorum artık:
ileri bile yok
………………..

“Bunu okuyacağını biliyorum dostum. Belki söyleyemediklerimi artık söylemem gerekiyor “
Beni yenemediler dostum. Onlara yenilmedim. Güçlü olmak zorundaydım ve oldum da. Senin sayende. Bir seneye yakın zamandır senin yardımınla ayakta durdum. Yıkılmadım. Aklımı kaçırdığımı hissettiğim anlarım çok oldu. Sen sadece gülüp geçtin. Söylediğin iki yâda üç kelimeyle bütün ruh halimi değiştirebiliyordun çünkü.
Bana asıl kaybetmenin ne demek olduğunu öğrettin. Senin sayende öğrendim; neyi kaybedersem ağlamam gerektiğini. O zaman anladım kazandığımı. O zaman anladım bu kazancımın kardeşim olduğunu.

Cubugu dudaklarima yerlestirip…derin bir nefesle ucunu tutusturdum, yapmadigim bu ritüeli sanki ilk nefeste…ruhumun yüzyillar öncesine cekmistim, nerde ne yapilacagini nerden biliyordum ????cubugu ona uzatinca , benimde ayni sekilde tutugunu onun ellerine bakinca anladim...sanki kulagima bir ses

Kocaman yesil bir arazi görüyorum….dev bir golf sahasi gibi…cok parlak bir isik.Sanki ufuk cizgisi hic yok gibi..sonsuz bir derinlik hissi..
Annem benim elinden tutmus 3 yada 4 yaslarindaki halimle o dev yesil arazide yürütüyor…cok büyük bir huzur ..annem ne kadar güzel gözlerimi alamiyorum …annemi seyretmekten..ve etrafima bakmaktan ayaklarmla sek sek yaparak kosarcasina ve annemin ellerini sikica tutarak yürüyorum…….ne kadar güzel burasi…..sanki gözlerimiz konusuyor.. hic duymadigim tinilar var…cok derin…….cok güzelllllllllllllllllllllllll
Birden vücüdumda sicak birseyin gezdigi hissi geldi…ve düsüyorum…tutun beni düsüyorummmmm
Sesler yakinlasti….bir masaya düstüm cok canim aciyor…göüslerimden garip ikitane metalle bana bir seyler yapiyorlar…ne bu gürültü……??????
-nabiz geldi diye bagiran bir ses ve bir cift mavi göz.
Etrafta dolu doktor ,hemsire…bana ismimi soran mavi gözler…..
Nerdeyim ben ???
Ne oldu??
Yaralanan benmiydim ?cigerlerim yerinden sökülüyor sanki..bacagimda garip bir aci..agizlari maskeli birileri bana dikis atiyor..hislerim geri geldi..beni uyusturun diyorum algiliyorum herseyi….hemen bir iyne yapiyorlar..
Doktor bu arada yanima oturup. azindaki maskeyi indirip, bana olanlari anlatiyor….
-yakininlariniz yoldaymis ceptelinizden haber verildi diyo…
Patlayan sey günesin altinda saatlerce beklemis soda kasasinin yere düsmesiyle siselerin infilaki…insanin aklina gelmesi zor bir kaza…!!!!!!!!
ve infilak eden soda siselerinden ucan kalin bir sise benim bacagimdaki ana damara saplanmis….ben nerdeyse vücudumdaki kanin yarisini kaybetmisim ..vücüt soka girmis…kalp durmus…bana elektro sok yapilmis…göüs kafesim ondan agriyor cigerlerim ondan sökülüyor gibi…….kazaya bakin!!!!!!!
Yahuu !!! bu gün benim yas günüm…kafami ceviriyorum Can hoca , ellerimi tutuyor…
-ah benim vefali kizim bak ..birde arkadasina kan veremedin diye üzüldün.. burdan giderken…..yavrum kan vermis olsaydin seni geri getirmemiz mümkün olmazdi ..bu gün senin ikinci yas günün ...
evet Oyayla benim yasgünümüz benimkisi ikinci.Acaba görecek iyi günlermi var?
Bacagimi dikiyorlar halen parcalanmis damarlarimi.Derken bu sefer hastanede olan oyanin ailesi benim ailem…uufff kaos kimin kime üzüldügü belli degil….belli bir süre sonra beni acil ortamindan cikartip odaya aliyorlar….….gene tüm arkadaslarimiz hastaneye akiyor….komedi gibi…….gercek bir komodi, gibisi fazla…:-)))))))
Herkes Can amcanin dediklerini konusuyor
-zez eger oyaya kan verseymis ,kurtarilamazmis…….yaaaa... iste bazen hayatlarimizda ..elimizden kacan seyler vardir…isler,asklar,firsatlar kacar giderler…üzülürüz..oysa yasam …bazen kurgusunu bizden evvel yapmistir..yahutta kurguyu bizim iyiligimiz gelecegimiz adina coktan isleme almistir….
mutlak yasamda benim yasadigim tarzda seyler basina gelmis bir tomar insan vardir…yada su anda okurken bende böyle garip birsey yasadim diyen….yasam cok kisa…bir okadar muhtesem güzellikte…yasamda gercekten neyi istediginize lütfen karar verin ve uygulamaya almak icin zaman kaybetmeyin.Cünki evden cikarken kapiyi son kapatisimiz olup olmadigini hic birimiz bilmiyoruz.