Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan bildirgec.org'da: "Yüzüklerin efendisinden bir gerçek"

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

Etiket:

duygusal hakkındaki yazılar:

Etiketler: , ,

İ Y İ K İ DE...... Saturday, December 8th 2007, 12:02 AM

NE AŞKLAR YAŞADIM ÖMRÜMCE NE AŞKLAR...
KİMİNDE:
UN UFAK OLDUM,KOCA KAYALAR GİBİ
YAVAŞ,YAVAŞ,PARÇA,PARÇA
YOK OLDUM SAHİLLERİNDE
KİMİNİN..
DELİ DALGALAR GİBİ AZGIN,HIRÇIN YÜREĞİM YOKOLMUŞCASINA
MİLYONLARCA PARÇA
ACILARINI ÇEKEMEZ OLDUM,

NE AŞKLAR YAŞADIM ÖMRÜMCE NE AŞKLAR...
BÜLBÜL OLDUM GÜLBAHÇELERİNDE
DİKENİNE DAYAYIP YÜREĞİMİ
KARŞILIKSIZ VERDİM KANIMLA RENGİNİ
SOLAR DİYE KORKARAK,GÜLÜME...
YOK OLDU SONBAHARLARLA DARMADAĞIN..
NE BİR RENK,NE BİR KOKU.

2 ahkam var
İşyerinde Psikolojik Taciz
İşyerinde Psikolojik Taciz

Nedir bu mobbing kavramı? Diğer bir deyişle, takım elbiseli psikopatların hastalığı. Şurada tanımlandığı üzre, mobbing, "psikolojik şiddet, baskı, kuşatma, taciz, rahatsız etme veya sıkıntı vermek anlamına gelen, Latince kökenli sözcük". Hiyerarşik gruplarda ve kontrolün zayıf olduğu örgütlerde, gücü elinde tutan kişi ya da topluluğun altında bulunanlara uzun süreli, düzenli psikolojik baskı uygulaması. Son zamanlarda sosyoloji ve hukuk gibi ilgili alanlarda üzerinde çalışılan bir konu olarak dikkat çekiyor.

11 ahkam var

Çitlerle örülmüş sokağımız...
Şimdi ayak seslerimizin yerini koskoca bir ıssızlık almış.Sokağımızı bizim yapan hiçbir şey kalmamış.Biz onu kandırmışız; o bizi aldatmış... Oysa en masum heyecanlarımızda, sınırları zorlayan en öfkeli anlarımızda, en telepatik sessizliklerimizde sabırla bizi kucaklayan o değil miydi?
Ağaçlarını kesmişler bizden habersiz...Biz?..

\
Oraya her gidişim düşünsel ve düşsel travmalara yol açıyor.Şimdi sen olsaydın ''O zaman gitme'' derdin.Oraya her gidişim istemsizce tükettiğim çocukluğuma götürüyor beni.Oraya her gidişim bir kez daha sorgulatıyor duygularımı.Sanki yitirilmiş sevdamın kutsal mabedi gibi.Artık çitlerle örülmüş sokağımız.Ne sokağımız kalmış ne de ''Biz''...Oraya her gidişim bir kere daha yüzleştiriyor beni ertelemeye çalıştıklarımla. Yine de derinden seviyorum sokağımızı.Belki bizim değil artık; ama bizimdi zamanında.Belki çocuk değilim artık; ama çocuktum zamanında...

2 ahkam var
Etiketler: , ,
\
Herkes duygusal bir şeyler yazmayı seviyor. Sürekli duygusallık içinde mi yaşıyor bunlar? nedir bu kadar duygusal yapan insanları bilinmez. Hadi bayanları anlıyoruz. Duygusal olmaları her olaya duygusal açıdan bakmaları gayet normal. Ya erkekler? Her gün bu tür yazılar yazan yazarlar var. Nedir bu durumun özeti. Duygusal yazılar yazan erkekler kadınları kendi eksenine daha çabuk mu çekiyor. Gazeteler de, dergiler de,internet üzerindeki formlarda erkeklerin sürekli olarak bu tür yazılar yazdığını görüyoruz. Meselenin amacını henüz kimse bilmiyor. Ancak bilinen şu ki bu insanlar 24 saat romantizm yaşamıyor ve duygusal olmuyor. Ancak böyle görünmek onların zırhlı hale getiriyor ve avlarına daha çabuk ulaşıyormuş gibi görünüyor. Buyurun size duygusal bir yazı..

- Fena bir geceydi. Yıldızlar ve denizin üzerine vuran şehir ışıkları her an bana onu hatırlatıyor ve bu hatırlatmalar canımı yakıyordu. Ve sanki bütün yıldızlar sadece benim tepemde durmuş ona olan özlemime inat parlıyorlardı. O kadar içkiyi bu bünye kaldırma biliyorum. Sanırım ona olan özlememi azaltmak için bütün yemeklerden yedim. Ve içim gaz doldu. İnsanın içinde gaz olmasına rağmen birini seviyor olması ve özlüyor olması ne güzel. Camı açıp içimde biriken gazı atmosfere yaymak istiyorum. Bu evin duvarlarına onun kokusu sinmiş bu kokuya ihanet etmek istemiyorum. Tuvalete doğru ilerken koridordaki karanlıkta onunla kaç kez öpüştüğümü hatırlamıyorum. Anca bu loş koridor sevişme öncesi buluşma noktamızmış gibi beni zevklendiriyor her zaman. Tuvaletin kapısını açıyorum. Kakam yok ancak onu düşünecek en sessiz yerin burası olduğunu düşünüyorum. Her sabah bu lavabonun önünde traş olurken gelir beni öperdi. Hüzünle bakıyorum lavaboya ve kırmızı el şeklinde sabunluğa. Pazardan almıştık eve gelirken el ele tutuşup bütün esnafı aşkımıza tanık etmiştik. Şimdi o sabunluğun içi boş. Onun sevdiği kokulu sabunlardan almak istemiyorum bile. Donumu sıyırıp oturuyorum klozete ve onun bende bıraktığı tüm izleri ve güzellikleri düşünüyorum. İçimde biriken gazlar seri halde çıkarken bu duruma aldırmıyor şu an evde olmasının beni ne kadar mutlu edeceğini düşünüyorum. Birden kakam da geliyor. Buraya kadar geldim madem yapıp çıkayım diyorum. Akşam onun sevdiği yemeklerden o kadar fazla yemişim ki kabız olmuşcasına zorlanıyorum. İçimden çıkan tüm artıklar onun adına yenmiş olduğu için içimden çıkmalarına üzülüyorum. Kakam bitiyor. Kalkıyorum. Sanki özleminden başım dönüyor. Ellerimi yıkıyorum beni ensemden öptüğünde gözlerini gördüğüm lavabo aynasına derin derin bakıyorum. İçimden ne kadar çok yemişim diyorum. Sifonu bir kez daha çekiyorum. Aynı koridordan yeniden geçip odaya geliyorum. Kanepeye uzanıyorum ve içimde bir parça daha kalan gazı dışarıya atıp camı açıyorum. Sonra kıçı çevirip onun hayeli ile biraz daha uyumak istiyorum. Kabızlığım geçene kadar evden çıkmak istemiyor bu evde olmasa da o varmış gibi ayaklarımı sehpaya uzatmıyorum.

4 ahkam var

Saat 8:30'da uyanması gerekirken 06:00'dan itibaren her saat başı uyanmıştı. Uykusu bölük pörçüktü şimdi. Ayrı odalarda yatıyorlardı üstelik. Onun kokusunu içine çekmeden, onu öpemeden geçen koca bir gece.. Tahammül sınırlarını aştırdığınız zaman bir insana, sizi yanınızda bile istemez. Gece böyle geçmişti işte. Başı ağrıyordu, her yer karmakarışıktı. Yorgan yere düşmüş, içki kadehleri yerlerde.. Zaten sadece o içki kadehleriydi kavgalarından önce keyifli olduklarını anlatan bize.
Şimdi keyif huzur hak getire. Kolaysa şimdi bütün herşeyi düzelt, ilişkiyi yoluna koy..
Not yazdı ona küçücük. Sevgisini ifade etti bir kez daha, uyanınca okusun diye bıraktı cüzdanının yanına.
Evden çıkmadan önce onu 3 kere öptü. Bir kere boynundan, bir kere sırtından, bir kere de ... Her birinde kıpırdandı çocuk, sanki rahatsız edilmek istemiyor ama öp beni diyordu..
Anahtarını alması gerekirdi evden çıkarken, ne hikmetse unuttu(!) ya da unutmuş görüntüsü altında çocuğu görmek için bahane yarattı. Böyle yanına anahtarı vermek için gelecekti ve bir kere daha görecekti onu. Ne doyumsuz sevgi..
Yolda insanlara baktı, sevgililere imrendi işe gidene dek. Vedalaşanlar, öpüşenler ve böyleleri. O ise yarattığı gerginlik ve kırgınlığı nasıl düzelteceğinin peşindeydi.
Sevdiği adamın zorla duygusal biri olacağını zannediyordu. Kendi öyle ya. Hani şu her ilişkide gördüğünüz ben böyleyim o da böyle olsun krizleri. Zorunda değil ki. Pekala böyle ruhsuz kalabilir. Yaşam tarzı bu. Her kadına aynı şekilde davranmış. Senin farkın ne? Hem kimin kimi robotlaştırmaya hakkı var? Kim kime zorla bir şey yaptırabilir? Zorlayarak kendini okşatmak ya da sevgi sözcükleri söyletmek haz verecek mi? Offf dedi ki ne off.. Ne olurdu bunları dün gece içkileri devirdikten hemen sonra ve kavgadan hemen önce düşünebilseydi? Bunlar yaşanmazdı. Bu yüzden, bugünden itibaren kıçını dönüp uyuyabilmenin cesaretini ve rahatlığını yaşaması gerektiğine kendini inandırdı kız yoksa daha çok üzülecekti.. Daha çok beklerdi sevilip okşanmayı..

0 ahkam var

Mim Nehri

geri »

Arama

Merhaba

hafif.org enteresan şeyler araştırıp, birbirimizle paylaştığımız bir topluluk blogudur. Aynı zamanda gelirini yazarları ile paylaşan pillinetwork'ün bir parçasıdır. isterseniz siz de katılabilirsiniz.
pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

etiket menüsü

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu