
Bahsettiğimiz şey bir insanlık suçu, bir en uç cehalet ve hoşgörüsüzlük örneği. İran'da 1979 da gerçekleştirilen islami devrim sonucunda eşcinsellik "suç" kabul edildi. Yani adam öldürmek, gasp yapmak, hırsızlık yapmak gibi bir şey; yakalanırsanız işkence görüyor, hapse giriyor, kırbaçlanıyor, hatta asılabiliyorsunuz! (2005 yılında 17 ve 18 yaşlarındaki iki eşcinsel genç Meşhed kentindeki halka açık bir meydanda 228 kez kırbaçlandıktan sonra asılarak idam edildiler)

Bir kız arkadaşım "azınlıkların içinde bulundukları toplumlar tarafından diskrimine edilmesi" konulu bir ödev hazırlıyordu. Burada azınlıktaki toplumları (Ermeniler, Yahudiler, vb.), Türkiyede çalışan yabancılarla anketler yapıyor, durumlarını inceliyordu. Ben de ona bir fikir verdim; "sex her zaman satar, bu ödevin içine biraz sex karıştıralım" dedim. "Nasıl?" diye sorunca, Eşcinsel ve transeksüellerin de toplumda azınlık oluşturduğunu ve cinsel tercihleri gözetilerek diskriminasyona uğradığını, onları da araştırmaya dahil etmesinin ilgi çekeceğini söyledim, fikrim kabul edildi ve uygulamaya koyulduk. Hatta ödeve görüntü unsurunu da katmak için bir de kamera sırtlandık (o zamanlar oole cepte taşınmıyodu kameralar) ve yola koyulduk. Çatalla kovalanmamızla sonuçlanan bir kaç girişimden sonra, sonunda Ankara'da travesti bar olarak bilinen bir yere gittik ve öğrenci olduğumuzu, bir ödev hazırladığımızı, izin almak (ve tabii racona uymak) koşuluyla içerideki insanlarla anket yapıp yapamayacağımızı sorduk. Bizi şaşırtan bir şekilde kibar ve olumlu bir tepki verdiler ve içeriye buyur ettiler.

"Sen eğer erkek olsaydın, seninle evlenirdim."
"Biz çok iyi anlaşıyoruz be kanka, kız arkadaşımla bile böyle anlaşamıyorum."
İşte bu noktada, cinsiyetiniz önünüzde aşılamaz bir duvardır. Toplumun önyargılarından, alışkanlıklarınızı yıkmaktan korkarsınız. Hemcinsiniz bir bilim adamına,şarkıcıya ya da ressama hayran olursunuz. Bu hayranlığın altında güçlü bir hoşlanma ve aşk gizlidir. Ama siz bunu hiç düşünmezsiniz, farkına bile varmazsınız.
