Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan ucandaire.org'da: "Chewbacca, bir garip kaçkın"

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

Etiket:

efe hakkındaki yazılar:

Zenginden alip, yoksula veren ağalarin korkulu rüyası, devletin vergi memurlarını öldüren ama devletin malına dokunmayan İzmir Ödemiş 1856 doğumlu, varlıklı bir yörük ailesinin çocuğu Egenin Robin Hood'u dur.

Osmanlı ile girdiği amansız mücadele sonucu yakalandığı zaman derisi yüzülmüş ve kellesi uçurulmuştur. Buna rağmen eşi ayaklarındaki bir lekeden dolayı cesedi teşhis etmiştir.
En meşhur sözü;
’Cesareti korkunun koynunda görmüş,toprağa baş,yıldızlara düş sermişlerdenim.Ateşler yakarım,ateş böcekleriyle.’’
Ardından günümüze bir türkü, bir film ve destansı yiğitliği kalmıştır.

2 ahkam var
tuttum
21

VAKİT

kalbine gömdüğüm deli gömleğim
yalnızlığım
sürçüyorum bedeninde
tam oranda, mızrabın rahmindeyim
gel, esrârını çaldığın ilk günaha âh edelim
ne vakit unutulmuş intiharların figüranı olsam
süslü boşluğumuz pek halim selim
antikacılar üzülmez sevgilim
acılarımız asarı atika artık, hadi ölelim
hadi, bıçkın bir rüzgâr duruyor bak
bak, dudakları etli bir saat ağlıyor vakitsiz
hadi, kır bu erselik yanlışı
yeli kovan süreksizliğim

18 ahkam var
Etiketler: , , , ,

herşey o saatin çıkardığı ses ile başladı. nik nak nik nak... dilim dönmezdi söyleyemezdim tik tak tik tak. adı ordan kaldı. Efeydi iriydi babaydı. 5 kızı vardı 1 erkek çocuğu. hiçbirisini ayırmazmış. sonra teker teker evlendirdi. torun sahibi oldu. sülalesi kalabalıktı. seneler sonra konuşmaya başladığımda ve duyulanları anladığımda onun beni nasıl sevdiğini anlamıştım çok küçük olsam da...

Adı Hasandı. Adalı Hasan. 25 sene kahve işletti. herkes onun mertliğini ve cömertliğini bilirdi. bir de ada macerasını. zaten kahvesinin adı da Adalıydı. dedem di benim saçları her zaman gür sözü her zaman sert. efem derdi bana. ben uzaktım ona diğer torunları hep yanındaydı hemen her gün severdi onları... ben sadece yazları görürdüm Adalı Hasan' ı. Hacı oldu geldi. o saatten sonra ağzına ne rakı koydu ne de küfür. uzun süre en iyi oynadığı oyunu bile oynamadı. pokeri, tavlayı, okeyi... hatırlıyorum geceleri gelirdi kahveden çocuktum uyuyakalırdım ama bilirdim geleceği zamanı. hemen masa kurulurdu. afyon soğuk yer. onbeş tatilde gittiğimizde özlediğim o sıcak soba ortamına kavuşurduk. Adalı geldiğinde rakı eksik olmazdı masada tabi hacca gitmeden önce... bana da içirmişti çay bardağında. iç efem demişti...

20 ahkam var
\
\
\
kavak yelleri dizisi şimdilerde hepimizin beğeniyle izlediği dizilerden biri haline geldi. Dizide üniversiteye hazırlanan 3 yakın arkadaşın hayatları anlatılıyor. bu 3 yakın arkadaş aslı(pelin karahan) efe(dağhan külegeç) deniz(ibrahim kendirici)normal hayatlarını sürdürürken kasabaya alamanyadan dizinin kötü kızı mine(aslı enver) gelir. Böylece işler karışmaya başlar. mine bu arkadaşların arasına girmek ister.ama başaramaz. dizide daha bir çok değişik şeyler yaşanıyor.. izlerken de keyifle izleniyor. her bölümde heyecanla izleyeceğiniz bir dizi izlemeyen için izlemeleri tavsiye edilir. küçük büyük herkes beğenerek iziliyor bu diziyi. büyüdükçe büyüyüyen dizi kavak yelleri .....:)
\
2 ahkam var
Milli Mücadele Kahramanı Zeybek
Milli Mücadele Kahramanı Zeybek
Geçen hafta kuzenimin düğününe katılmak için Aydın’a gittim. Damadın ve arkadaşlarının aynı folklor ekibinde Zeybek oynadıklarını nişan, kına gecesi ve bilumum bir araya gelişlerimizde gözümüze soka soka Aydın Zeybeği gösterisi yapmalarından biliyordum, hatta o kadar çok izlemiştik ki içimiz bunalmıştı ki. Neyse bu düğün artık son, bir daha izlemeyeceğiz diye kendime moral veriyordum ki; yuh be dedirtecek bir olay oldu. Bu günlük hayatında bile zeybek oynar gibi yaylanarak yürüyen mağrur efelerin, düğündeki batı müziği orkestrasının Rumca bir şarkı söylemesiyle neşe içinde toplanarak Sirtaki oynadıklarını ve Rumca şarkının sözlerini ezbere söylemeye başladıklarını görünce yüreğim kavruldu.
Gençlerin Dedesi
Gençlerin Dedesi
Zira gençlerin gerçekten efe olan dedeleri Aydın’ın işgalinde dağa çıkıp, direnmiş, içlerinden Yörük Ali Efe gibi milli mücadele kahramanı çıkarmamışlar mıydı? Yoksa ben mi yanlış hatırlıyordum. Oysa hem Kuvvacı olan efe dedeme, hem de subay olan öteki dedeme ait
İstiklal Madalyası
İstiklal Madalyası
istiklal madalyaları ülkemi işgal eden zalim Yunan Ordusunu İzmir’den denize döktükleri Kurtuluş Savaşı’nda gösterdikleri kahramanlıklar için verilmemiş miydi? Belki de çocuklukta dinlediğim hatıraları birbirine karıştırmışımdır. Kim bilir?

Yunanistan Cumhurbaşkanı muhterem Papulyas adlı zat biliyorsunuz Ermenistan’ı ziyaret edip sözde Ermeni soykırımı hakkında inciler dizdi. Bu zatın cumhurbaşkanı olduğu ülke, İngiliz emperyalizminin av köpeği olup, 15 Mayıs 1919 günü benim güzel şehrimi işgal etmiş miydi yoksa ben mi yanlış hatırlıyordum? Yine aynı yere döndük. Hay Allah. Beni bu kadar yanıltan hafızam mı yoksa ruh halim mi? Deliriyorum sanırım. İşte bu zatın temsil ettiği devletin işgal ordusu 88 yıl önce camilere doldurup yaktığı Türkler’e soykırımın kralını yapmaya çalışmış olamaz değil mi? Yok yok öyle olsaydı konuşur muydu bu adam böyle? Hiç sanmam. Çünkü Yunanlılar bizim kardeşimiz, hatta Başbakanları Karamanlı Kostak, bizim başbakanımızın dostu, aftosu olamaz değil mi? Zaten Yunanistan’ın 1980’li yıllarda Terör Örgütü PKK’nın evi olan Bekaa Vadisi’ne komando subayları göndererek silahlı eğitim verdikleri de ancak Nur Batur gibi güvenilmez, faşist bir gazetecinin iftiralarıdır kesin. Zaten başlığında Türkiye Türklerindir yazan Hürriyet Gazetesinde çalışıyor. Ha bir de delirmeye yüz tutmuş beynimin kıvrımlarında “Ulan bu PKK Bekaa Vadisi’ne nasıl yerleşmişti?” diye bir soru vızıldayıp duruyor. Yok yok soykırıma uğramış zavallı Ermeni Halkının kurtuluşu, yok pardon intikamı için mücadele edip hak, hukuk, adalet yönünden çok gelişmiş Avrupa Ülkelerinde görevli Diplomatlarımızın katili terörist Asala’dan boşalmış kamplara yerleşmiş olduğunu düşünmek olsa olsa benim paranoyak aklımın ürünüdür. Hatta 1980’lerin başında Türk Silahlı Kuvvetlerinin dağda öldürdüğü PKK teröristlerinden bazılarının sünnetsiz Ermeniler olması kesin bir tesadüf. En olmaz şeylerden biri de, Lice’li rahmetli işadamımız Behçet Cantürk’ün annesinin Ermeni olması münasebetiyle Suriye’de tanıştığı Muhaberatta görevli dayı oğulları ile birlikte PKK aracılığıyla silah ve uyuşturucu kaçakçılığı yaptığı ise külliyen bir iftiradan başka bir şey olamaz. İyice saçmaladım. Bu ilaçlarla içki içmemek gerekiyor sanırım. Çünkü aklıma delice düşünceler üşüşüyor. Bu zavallı gariban, Türk Milletine hiçbir zararı dokunmamış sempatik Ermenilerin, Rus silahları ile Azerileri katletmiş

Hocalı Katliamı
Hocalı Katliamı
olabilecekleri düşüncesi gerçekliğin yakınından bile geçemez. Bu hastalıklı zihnim, okuduklarımı birbirine karıştırarak bana oyunlar oynuyor. Ülkemin dört bir yanındaki düşmanlarımızın birbiri ile işbirliği saplantısı yarattı. Şimdi bilgisayarın kapatıp hemen doktora gideceğim. Milliyetçilik sandığım paranoyadan kurtulmak için bir şeyler yapmam lazım. Geceleri bir uyuyabilsem bütün sıkıntım biter... Hamidiye Alaylarındaki Kürtler Ermenileri öldürdüğü halde, bugün Ermeniler PKK’ya destek veriyor. Doktor bana yardım et!

13 ahkam var

Mim Nehri

geri »

Arama

pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

etiket menüsü

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu