

Big Bang’e duyduğum merak zaten hat safhada iken CERN deneyi ile daha da arttı. Tabi bu olayın sırlarına erişmek için ya zamanda yolculuk yapmak gerekiyor ya da ilahi bir kuvvete erişmek gerekiyor. Peki ya zamanda yolculuk mümkün olabilir mi? Teoride mümkün mü? Mümkün olsa ortaya çıkabilecek durumlar neler olabilir?

Bilim dünyası zamanda yolculuk konusuna biraz temkinli yaklaşıyor. Ama yolculuğun mümkünlüğünü hiç de reddetmiyor ve bunun için sorular soruyor. Konuyla ilgili soruları ciddi şekilde ilk yanıtlayan pek de garip olmayan şekilde Einstein’ın Görecelik Teoremi. Einstein bu teoreminde hiçbir cismin ışık hızını geçemeyeceğini ve bu sebeple zamanda yolculuğun mümkün olmadığını belirtiyor. Bu noktada ‘ışık hızı’ önemli bir yer tutar.
Her gun medyada, internette ilginc iddialarin oldugu haberlerle karsilasiyoruz. Astroloji, UFOlar, yeraltindan gelen sesler, Ay'in oteki yuzu, Mars'ta insan yuzu ve piramitler, kayip kitalar ve irklar, uzaydan gelen DNAlar, hatta evrenin ve hayatin olusumunu kutsal kitaplar ve birtakim arkeolojik bulgularla kanitlamaya calisan son derece sansasyonel iddialar karsisinda zeki ve egitimli insanlar bile yanilgiya dusebiliyorlar.
Bu iddialarin cogunun tersini ispatlamasi zor olmasindan dolayi, tembel bir zihne bombardiman halinde tekarlanan yanlis bilgiler bir sure sonra kendini kabul ettiriyor ve problem burada basliyor.
Işık, zaman, kütleçekimi gibi konuları açıklayan, 20.yüzyıl fiziğine damgasını vuran kuramların sahibi, ünlü fizikçi Einstein 'in biyografisi, kuramları, bunlarla ilgili açıklamaları, yaşamının çeşitli kesitlerini sergileyen fotoğraflarını, Amerikan Fizik Enstitüsü'nün hazırladığı bu sitedebulabilirsiniz. Ayrıca sitedeki "exhibits" butonuyla da diğer fizikçilerle ilgili sayfalara ulaşabilirsiniz.
Kandırıldık! 1999 yılında Kanadalı araştırmacılar, Einstein'ın beyni büyüktü, dehasının sırrı burada saklı olabilir demişlerdi -koca kafalı bir dehayım diye nasıl sevinmiştim-. Ancak bugün, Avustralyalı araştırmacılar koca kafayla zekanın ilgisi yokmuş diyorlar. Araştırmacılar, beyin büyüklüğü ve zeka arasındaki ilişkiyi inceledikleri çalışmanın sonuçlarını, 6-10 Ağustos tarihleri arasında düzenlenen 11. Uluslararası İnsan Genetiği Kongresinde açıklamışlar. Türler arasında farklı beyin büyüklüğü, zeka farkının göstergesi olabilirmiş, ancak aynı tür söz konusu olunca bu pek de önemli bir faktör değilmiş. H.G. Wells'in -evet, her fırsatta Wells'i araya sıkıştırıyorum çünkü hastasıyım- koca kafalı uzaylı tasviri de fos çıktı -tamam, metafor olduğunu ben de biliyorum-. Üstelik hızla gelişen teknolojiye rağmen, son 50.000 yılda insanoğlunun zekasının geliştiğine dair hiçbir kanıt yokmuş. Anlayacağınız aynı tas aynı hamam, hatta aptallaşıyor muyuz ne?