Bir yanda, televizyonlarda hemen hemen her gün para dağıtan yarışmalar, bir yanda yıllarca emek verip üç kuruşa emekli olan insanlar. Birbirinden ne kadar uzak gibi görünse de, göründüğü gibi değildir her şey. Tek bir yarışmada binlerce yeni paraya bir anda sahip olma kolaylığı!!! getiren sistem, yıllar boyunca emeğini çalıştığı işe vakfeden insanlara o kadar anlayışlı davranmaz. Bir parmak bal çalınan ağızlar, bu yarışmalar ve daha pek çok enstrüman, zaten yoksulluğun pençesine bırakılmış topluma bir ur gibi yerleşir, hazırcılık denen kötülüğün yeşermesi için var gücüyle katkısını yapar. İnsan güdüsünün kolaya zayıflığını besleyen bu ruh durumu bir yana, çalışanın haklarından yapılan kısıtlamalar, hak arama çabalarına getirilen baskılar, kayırmacı iş bulma sistemi gibi gerçeklerde yeni sistemi pek güzel beslerler.

Geçen gün Beyoğlu'nda gezerken minik, sevimli bir dükkan gözüme çarptı. Hemen giriverdim.
İçeri girer girmez renklerin cıvıltısı karşıladı sanki beni ve sağ köşede duran, dev bir çam ağacını andıran süslü nesne dikkatimi çekti.
Adı 'Nahıl'mış.
Eskiden kullanımı oldukça popülermiş fakat bugün de Anadolu'nun bazı bölgelerinde hala kullanılmakta imiş. Bakıyorum, üzerinde renk renk, desen desen el işi eşyalar asılı. Dükkandaki çalışanlar bu nahılı; paylaşımı, güzelliği, bereketi ve mutluluğu temsil etsin diye dükkana yerleştirmişler. Dükkanda çalışanlar Kadın Emeği Değerlendirme Vakfı (KEDV) İktisadi İşletmesi'nden güleryüzlü gönüllüler. Dükkanın amacını sorduğumda, bana, Türkiye'nin kalkınmaya öncelik verilen bölgelerindeki ev hanımlarının ve genç kızların el işi göz nuru yaptıkları her türlü eşyayı satarak gelirlerini bahsedilen bölgelerdeki hanımlara ulaştırmak olduğunu kısaca özetliyorlar.
Sürü ilmine vakıf olan,
Göklerin sardalyaları sığırcıklara,
Denizlerin sığırcıkları sardalyalara...
Prelude
Hava kapalı. Ağır aksak iniyorum Yıldız yokuşundan...Işıklara dek yürüdüm. Yolun karşısına geçip, dükkanlar kapanmadan papuç alacağım.
Yine kırmızı kahretsin!
54
53
52
(ne güzel kız, bu kadar mı hoş olunur, biraz kısa ama)
.
19
18
17
(arkadan ittirmeseler olmaz, yuh ya!)
.
7
6
5
(ne güzel kız)
.
1
0
Adım atarken bir anlık gaflet, gökyüzüne kayışı nazarımın...Bir an için de olsa, ne olmadık şey günlük hayatta ne insanlara ne kaldırımlara bakmamak...Muhatab almak devcileyin gri bir kütleyi, tüm ihtişamı ile gökyüzünü....Ve ve....

Kar serpiştiriyordu fena halde…
Esen rüzgarın şiddetiyle, tanecikler yön değiştirerek yüzümü yalıyorlardı, bazısı yanaklarıma, alnıma yapışıyor, kimi ise kirpiklerimde takılıp kalıyordu.
Hava feci soğuktu. Dünyanın bütün düzensizlikleri kar taneleri gibi yavaş yavaş hayatıma birikiyordu. Hiç bitmeyen bir koşuşturmanın gönüllü üyesiydim. Dünyanın hızına yetişemiyordum! İnsanlar içinde yaşamadıkları şartlar hakkında ne kadar da kolay fikir yürütebiliyorlardı: Şaşıyordum.
Önemli gün. Saat 12'ye 10 var.Gene gitti iki saatim. Oysa gene biraz bakayım diye oturmuştum bilgisayarın başına.
Aslına bakarsan yarın öyle mühim ki, aylardır bugünü bekliyor ve bunun için uğraşıyorum. İşim anlamında önemli.
Bu gece çok az uyuyacağım muhtemel ve yazı yazıp duracağım, bıla bıla..
Ben gene bu iki saat boyunca kocaman bir işi halledebilecekken dün saatlerimi harcadığım bir porno sitesi vardı, kaydetmemişim de, onu aradım nette velakin bulamadım.

Dün gece, Genç Bakış adlı programın konuğu Kayahan'dı. Ünlü besteci, Nilüfer'in daha önce yaptığı açıklamalara yanıt verdi. Sanatçı, kendisine ait bestelerin izin alınmadan kullanılması nedeniyle üzgündü. Herhangi bir yasaklama olmadığını söyleyen Kayahan, zaten Nilüfer'in bu şarkıları söylemeye devam ettiğini de ekledi.
Nilüfer, Nebil Özgentürk'ün programında Kayahan'ın on yedi parçayı söylemesini yasakladığını söylemişti. Yaklaşık iki saat süren konserlerinde bunlardan sadece üç dört tanesini seslendirdiğini belirten Nilüfer, ayrıca Özgentürk'ün bir sorusuna cevap olarak: "Hayır, bu parçaları söylememek benim çocukluğumu elimden almak olmaz, yani öyle hissetmem. Şarkıları söylememem sadece halkı üzer, bu dinleyiciye verilmiş bir ceza olur." şeklinde konuşmuştu.