Bir şiir(cik) var şimdi...
Belki de az(cık)!
Yazdığım, bir kısmını paylaştığım.
Geceydi vakit, edepsizdi…
Nubuk düşlerim vardı!
Parlatmaya sünger bulamadığım…
Moralim, salaş bir can sıkkınlığına esir olmuş.
Kelebekler bile özgür kılmış kendini;
Kozaların gözyaşlarında…
Burukluk hep var!
Kalbimin en derin köşelerinde...
Derman; onda, bunda, şunda...
Bende yok!
Ya, yarın onu görürsem tedirginliklerim var;
Ya, onu gördüğümde dilim tutulur bir şey diyemem acabalarım var...
Var oğlu var.
Hal bu ki hiçbir şey yok...
O yoksa!
Tamamen içten bunlar...
Güdülerin kendini bulduğu anlara hediye olsun...
Atabilmek için sürekli direnen kalplere; armağan olsun...
Sana, bana, ona, buna, şuna olsun...
Yeter ki olmasın aşksız bir hayat...
Direnç olsun düşlerime,
Bir film olsun sonra…
“Mutluluk valsi” filmin adı...
Bir dam, bir gam, birde kavalye...
Ağlayan bir senarist;
Yüreksiz bir yönetmen.
Bir film olsun kimsesiz...
Geriye kalan bir klavye vardı birde kavalye…
‘Dam’ hala aynı,
‘Dam’lar hala aynı…
Gözyaşı aynı
Hem dam, hem damlar;
Kavalyesiz…
Ve film bitti!
Sabah oldu yine, şakayla sevişircesine...
Kocaman bir Cumartesi günüydü göz kırptığımız...
Mesaimiz vardı geceden kalan...
Ve mesaisi sabaha çarpan insan/insanlar.
Hayırlı işler bu vaktin emekçilerine...
Tatile hemen girin ümidiyle...
”Hisseli (aşk) çalışanları”…
Bir kaç sene önce şarkıcı Emrah'a babalık davası açan Ebru Çolak, AİHM'de Türkiye aleyhine açtığı davayı kazandı.
Türkiye, Çolak'a ve oğluna mahkeme masrafları da dahil olmak üzere 14 bin avro tazminat ödeyecek.