Söyleyecek bir şey bulamamak ne kötü değil mi? Ne kadar sık bulamayız söyleyecek şeyleri. Yada ne kadar sık söylediğimiz şeylerin söylemememiz gereken şeyler olduğunu söyleriz. Ne kadar çok özür dilersek o kadar cesaretimiz artar o kadar yavşaklaşırız işte... Sıradan olmamak için çabalarken ne kadar sıradanlaşırız oysa. Geleceği yaratmak için geçmişten oluruz ve ne kadar kafamız karışır bu karmaşada biz ne yaptığımızı bildiğimizi iddaa ederken. İnatla ve ısrarla eleştirilmekten nefret ederken ne kadar çok eleştiride bulunuruz. Ve her ikisininde hiç bir şeyi değiştirmediğini ne kadar geç farketmeyiz. Yanlışın yanlış olduğunu anlamak ne kadar felsefik bir hüzün taşır irade için. Bu durumlarda susmayı tercih ederim genelde. Ve sustukça o kadar çok yalan söylerizki kendimize. Başkalarına söylenen yalanları tercih eder oluruz ve alışkanlık haline getiririz bunu...
A.B.D. tarım bakanlığı web sitesi'nde yayınlanan bir makale kuru eriğinin hiç bilmediğimiz faydalarını ortaya koyuyor.
Yapılan bir araştırmaya göre kuru erik piyasada bulunan gıdalar arasında en yüksek antioksidan oranına sahip gıda. Bu kulvarda kuru erik en yakın rakibi kuru üzümden yaklaşık 2 kat daha önde bulunuyor.
Peki bu antioksidanlar ne iş yaparlar?
Vücutta, kanser yapıcı etkiye sahip serbest radikaller ile savaşırlar. aynı zamanda yaşlanmayı geciktirici etkiye de sahiptirler.
Hani şöyle yazın çeşit çeşit meyve yeriz ya
Kirazından kayısına eriğinden vişnesine
işte Manisa belediyesi temayla ortaklaşa bir kampanya düzenlemiş
bir çekirdek bir agaçtır diyerek her çekirdekte bir ağacın saklı olduğunu insanlara hatırlatıyorlar
işte bu yüzden de çekirdekleri belirli merkezlerde toplayarak ekim kasım aylarında paraşütçülerin ve gönüllülerin vasıtasıyla dağlara bayırlara dikeceklermiş
yani hani şu hayatta bir dikili ağacım bile olmadı diyenler için mükemmel bir fırsat
bırakın ağacı ormanınız olacak hemi de burdan uzakta manisada