Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan 3ayak.org'da: "sony cyber-shot dsc t20 için servis çağrısı"

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

Etiket:

ev hakkındaki yazılar:

Yazımın esin kaynağı otobüs durağında beklerken hemen yanımızda inşaatının tamamlanması yakın olan bir binanın üstündeki büyük branda reklamdı : Satılık Küçük Daireler.

\

Sonra içeriğini arastırayım dedim ve arkadaşlarıma sordum. Meğer "satılık küçük daireler" 1 oda + 1 salondan olusuyormus.

Hayatımda ilk defa 1 oda ve 1 salondan ( tabiki mutfagı banyosu var. ) olusan bir dairenin varlığından haberdar oldum arkadaslarım sözleriyle. Ancak kafamda söyle bir soru belirdi bir anda. "kim sığar bu kutucuk kadar evlere ?"

18 ahkam var
Etiketler: , , ,

Sincaplar ışık tutuyor yoluma
Gece parlayan yıldızlar var yukarıda
Orman kalabalık ve şen şakrak her zamanki gibi
Flüt ve gitar sesi kahkahalar arasında
Sincaplar ışık tutuyor yoluma
Baykuşlar selam veriyor
Yılanlar dans ediyorlar, kaplanlar gurur saçıyor.
Ellerim boşluk tadında
Gözlerim her yeri görüyor.
Sincaplar zıplayarak
Gülerek ve konuşarak
Mumlarını damlatmamaya devam ediyorlar
Işık tutarlarken yoluma,
Takip ediyorum onları
Peşlerindeyim
Bana çikolatadan yaptıkları evi gösterene kadar

2 ahkam var

Ey karanlık, ey evimin nahoş karanlığı..
3 senedir mahkumum sana. Hangi mahkum mutludur ha?
Evim..
Senin için ufacık, küçücüksün ebatlarında ama sıkıntılarla dolusun. Duvarlarını aydınlatan televizyonun ışığı ya da o kutudan gelen ses sahte mutluluk kaynakları bana. Kaç adımsın diye saydım bugün ilk defa seni, 3 yıldan sonra. Banyo girişten 4 adım, çıktım banyodan yatak odası 2 adım, çıktım odadan mutfağın lavabosu 7 adım. Pencereye ne hacet?1 adım olsa ne yazar? Ne zaman oradan dışarı baktım ki? Sevgiyle yeni günün güneşini bünyeme hapsedip ciğerlerime havayı çektim ki? Sen bilirsin, neredeyse hiç..
Ne kadar küçükmüşsün gerçekten. Ya bir de kocaman olsaydın ha? Apaydınlık olsaydın? Eski püskü bir Beşiktaş dairesi yerine havalı bir Etiler dairesi olsaydın? Acaba daha mı mutlu olurduk seninle? Ben sende yaşadığım sürece aşka, sevgiye, kucağa, buluşmalara ihtiyaç duydum, sevdiğimi hergün görmenin heyecanını hissettim.. Aşka daha çok sarıldım ben. Onun değerini daha çok bildim.Onu daha çok boğdum, sıktım ama aynı zamanda ona sarıldım da ben.. Onu sardım yorgan gibi kendime.. Çünkü yorganlar yetmedi bana pamuk dolu. Kuş tüyü yastıkların zenginliğiyle, bomboş buzdolabının fakirliği arasında gittim geldim ben sende. Sonuca bakıyorum hep. Mutsuzum. Her yalnız yaşayan kişinin yaşadığı mutsuzluğu yaşıyorum. Çoğu itiraf edemiyor ama öyleler ya da öyle olacaklar biliyorum çünkü bir yerde onlarda buna doyacaklar. Ben bu akşam bile sana gelen tüm yol boyunca ağlıyorsam zaten mutlu değilimdir.
Bir gün seni aldatmanın hayalini kuruyorum. Bu hayatımdaki tek ve anlamlı aldatma olacak çünkü o zaman seni boyutları önemli olmayan bir evle ve sevdiğim adamla terk ediyor olacağım.
Ama o gün sana etmediğim kadar minnet edeceğim. Bittiğin için, bunca yıl bağrış çağrışlarıma katlandığın için, sana özenmediğim için ama yine de bana çatı olduğun için.
O gün gelirse, sana minnet edeceğim. Söz veriyorum..

5 ahkam var
Etiketler: , ,

Aynaya baktım, yüzüm bok gibiydi…

Dışarıda uğuldayan rüzgâr, penceremin önünde, sonbahar yüzünden yaprakları dökülmüş çıplak ve savunmasız duran ağacın sert dallarının cama sürtmesine sebep oluyordu. Rüzgâr onları yalayıp geçiyor ve onlarda hem cama hem de evin dış cephe duvarına sürtünerek ürkütücü sesler çıkartıyorlardı. Kirasını yeni denkleştirip verdiğim evimde o çok sevdiğim yalnızlığımla başbaşaydım. Pencerenin önüne doğru yaklaştım ve karanlık sokağı, çamur rengi zayıf ışığıyla aydınlatan sokak lambasına doğru baktım. Tam ışığın olduğu yerde kelebek büyüklüğünde böceklerin aptal gibi uçuşmalarını izledim. Köpeğin biri boğazına bıçak saplanmış gibi havlıyor, arada bir uluma sesleri çıkartıyordu. Her zamanki kirli beyaz köpek olmalıydı bu. Her gece karanlık basar basmaz havlamaya başlar ve ben uyuyana kadar susmazdı. Yarı bodrum ve o köpeğin serenat yaptığı bölgeye en yakın olan ev benimkiydi. Pencereyi açtım ve döndüm. Cep telefonunun ciyaklamasını duyarak salona, şarj aletinin yanına doğru koştum, acaba kaç kere çalmıştı? Ne zamandır şarj ediliyordu telefon. Üç gündür arayan soran yoktu ve sabahtan beri şarjda unutmuştum telefonu.
Telefonu kaptım ve kim olduğuna bakmadan açtım. Üç gün önce beni terk eden, sevgilim (yada eski sevgilim) arıyordu. “Neredeydin üç gündür piç!” dedi. Sakin bir ses tonuyla “evdeydim” dedim. “İşe gitmiyor musun?”
“Seni hala ilgilendiriyor mu?”
“İşe gittin mi, gitmedin mi?
“Gitmedim”
“Neden gitmedin işe?”
“Bu gün mü?”
“Deniz, üç gündür neden işe gitmiyorsun?”
“Seni hala ilgilendiriyor mu?”
“Bu neden üç gündür işe gitmediğine bağlı”
“Beni neden terk ettin?”
“Önce ben sordum Deniz, kontör bitiyor.”
“Ben seni arayım o zaman”
“Hayır çabuk söyle kovuldun mu?”
“Hayır istifa ettim”
“Lanet olsun Deniz, başka hiçbir şey demiyorum.”
“Ayrıldık mı?”
“Def ol!”
Telefonu yüzüme kapadı ve köpeğin havlama sesi bir daha duyuldu. Buzdolabını açıp son kalan şişe birayı çektim. Çakmağın tersiyle kapağı fırlattım ve tüm gücümle şişeyi kafama diktim. Büyük bir iş yapıyormuş gibi havaya girdim ve arkasından bir temiz geğirdim. Telefon çaldı ve kimin aradığına bakmadan kapatma tuşuna basılı tuttum. Tuttum, tuttum yine de kapanmıyordu. En sonunda dayanamadım ve baktım ekranda kimin adının yazdığına. Yeşil ekranda siyah “annem-can” yazıyordu. Annemdi bu! Tam o sırada “çat” diye kapandı telefon. Koydum köşeye telefonu ve bir kere daha diktim birayı kafama. Pencerenin açık kalmış olduğunu ve oradan içeri sızan casus buzlu havanın belime vurduğunu hissettim. Pencereye koşarken o iğrenç havlama sesinin kulağımın zarına zarına tekmelemesiyle irkildim. Köpek gelmiş ve dibimde anırıyordu. O iğrenç salyalı dişleriyle tam karşımdaydı ve gereksiz nefreti gözlerinde şimşek gibi çakıyordu. Islak pembe dili titriyor nefesi soğuk havada buhar olup fışkırıyordu. Bana gelmişti, beni bulmuştu sanki hayatının amacı yerine getirilmiş gibi…
Şişeyi fırlattım kafasına ve bağırdım:
“Kapa çeneni kancık”
Miyavlayan ayı korkarak kaçtı. Tekrar baktım aynaya, yüzüm hala bok gibiydi…

58 ahkam var
1 2 3 ... 9 Sonraki

Mim Nehri

geri »

Arama

pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

etiket menüsü

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu