Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan sinepil.org'da: "Fast and Furious 4 (2009)"

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

Etiket:

evcil hayvanlar hakkındaki yazılar:

\

ALTIN KULE
Beş yaşındaydım, aklı başındaydım.
Fakirdik biz ama gururluyduk, Ankara'daydık bir tepede.
Babam yoktu, ablam vardı,
Abim yoktu, anam vardı.
Çevremizde bizi seven vardı, kıran vardı.
Bahçemiz vardı, kedim vardı.
Bir şeyler veremezdim ama,
Yanıma gelirdi, atlardı, zıplardı.
Tırmalardı! el şakası yapınca,
Ben ağlayınca ağlardı.
Bir gün duydum ki, kokmuş bir balık yüzünden,
Mahallenin afili delikanlısı Karabaş'la,
Karakucağa girişmişler,
Bizimkini bahçeye zor yetiştirmişler.
“Kedin ölüyor” dediler,
Kötü şey herhalde ölmek dedikleri.
Bir şeyler yapmalıyım, dedim,
Kedimi sırtıma yükledim.
Dedim ya beş yaşındaydım, aklı başındaydım.
Altın kuleye gidip altın isteyecektim oradakilerden;
Sonra kedimi doktora götürecektim, gecikmeden.
Her gün güneş batarken ufukta belirirdi.
Kocamandı, altındandı, sıcacıktı çorba gibi.
Bilemezdim oraya nasıl gidilirdi?
Acaba arabaya mı binilirdi?
Dümdüz yürünür müydü,
binalar hesaba katılmadan?
Atıldım caddeye düşünmeden,
Kahvedeki amcalar gibi miskinleşmeden.
Bir araba gördü öteden,
Durunca bindim içine itiraz dinlemeden.
İşaret ettim altın kuleyi,
Şoförün gözlerinde gördüm gülümsemeyi.
Yinede götürdü oraya beni.
Sanki daha kocamandı boyu-eni!
Altın değildi artık! Sıcacıkta değildi çorba gibi.
Yahu bildiğimiz binalardandı bu!
Oysa her hayalime göz kırpardı bu.
Dayanacak hali yoktu dizlerimin,
Yaşlarla dolan gözlerimin,
Ölme diye yakaran sözlerimin,
Sonu geliyordu; kedim ölüyordu.
Ve yanıma biri yanaştı beyazlar içinde,
Anlattı bana her şeyi başka bir biçimde.
“Ben veteriner hekimim bu bina içinde”
dedi ve Altın Kule ye girdik.
Kedim ve ben bu amcayı pek sevdik.
Devam edeyim mutlu sona da erdik…
Arka ayakları olmayan zavallıcık;
Takılan tekerle oldu zıpırcık.
Bahçede yine koşuyordu.
Tekerlere yavaştan alışıyordu.
Altın kuleye ne mi oldu?
Öğrendim; Altın Kule altın değildi,
Sadece güneş vurduğu için parlıyordu.
Ama bildiğim ilk altından adamlar orada çalışıyordu.

zabun

2 ahkam var

Kuşadası'nda yaşayan bir arkadaşım (C) haber vermeksizin İstanbul'a gelerek beni bulduğunda, neden haber vermediğini sorgulamama gerek yoktu, çünkü 11 yıl önce cep telefonları bu kadar yaygın kullanılmıyordu ve insanlar normal telefonla aramak yerine şehirlerarası bir yolculuğu rahatlıkla göze alabiliyorlardı, hiç bir şey şu anki kadar karmaşık olmadığı gibi, ilişkiler de, durmaksızın didişmeye ve birbirini her anlamda iğdiş etmeye dayanmıyordu; fark etmiyordu, bir arkadaşın, dünyanın öbür ucundan bile habersiz gelebilir ve senin evinde istediği kadar kalabilirdi, ne gideceği zamanı önceden söyleme gereksinimi duyardı o, ne de sen sorardın... Senden yapmanı isteyebileceği şeyler için önceden her hangi bir yalakalık yapması ya da imada bulunması da gerekmezdi, normaldi şu: Yeşilköy'deki büyük fuar yerine açılan evcil hayvan fuarına gideceğiz, sonra İstanbul'daki bütün evcil hayvan dükkanlarını gezeceğiz, alacaklarımızı aldıktan sonra, sen beni Kuşadası'na götüreceksin, sonra ne yaparsan yaparsın... Rica ya da başka şeylere gerek olmaması, onunla aranda kaba bir üstünlük eksikliği varmış gibi algılanmazdı; arkadaşın bunu yapacağını düşünüyorsa sen de yapardın: öyleydi o zamanlar.

1 ahkam var

Mim Nehri

geri »

Arama

pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

etiket menüsü

çok tutulan evcil hayvanlar yazıları

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu