14 kasım 2007, 25 yaşıma bastım ve pek mutlu bir hayatım olduğu söylenemez. iş hayatım berbat, evleneli 20 ay oldu güzel gidiyor ancak sıkıntılar diz boyu. masrafların ölçüsü yok. evlenmek isteyenlere evlilik aşamasında olanlara bir nasihatım olsun: eksiklerinizin olduğunu hissediyorsanız evlenmeyin. 23 evlilik için erken bir yaştı belki ama yaptım, evlendim. pişman değilim. keşke 30 yaşımda evlenseydim.
14 kasım 2007, 25 yaşıma bastım ve pek mutlu bir hayatım olduğu söylenemez. bir çok şeyi unuttum. arkadaşlıkları, alemleri, gece hayatını, eylenmeyi bir yerde ve yeniden aşık olmayı. derdim yaşamak için çalışmak, çalışmak için yaşamak...

Başlığa bakmayın.
Şimdiki bazı erkeklerin ense traşından geçtim, kendisini görmek mümkün değil.Hadi saçını temiz bakabiliyorsa, uzatsın.Ama ensede biten kıl mı tüy mü ne olduğu belirsiz şeyler gerçekten, çok iğrenç duruyor.Hele tırnaklar, çorba kaşıklayacak kadar uzunsa, yüzündeki kılıyla, burnundaki tüyüyle uğraşıp, kaşlarını aldırıyorsa, bunun yanında kol altındaki kılları kurdela bağlayacak kadar uzatıp,
bunu da çağdaş olmaya yorumluyorsa, ayaklarının kokusundan, burun direğiniz şiddetli depremlerle sarsılıyorsa, ağzındaki dişler ve kokusu size bugünkü menüyü söylüyorsa, tüm bunlar o erkeği yeterince itici kılalacaktır zaten.En azından hala bu kriterlerden bir çoğu, ilk etapta, biz kadınların en çok dikkat ettiği, fiziksel özellikler.
Ama bu erkeği tam anlamıyla erkek yapan özelliklerin, sadece vitrin kısmı.Emin olun; ne yakışıklılık, ne karizma,
yukarıda saydığım özelliklerden en az birine sahip bir erkeği kurtaramıyor.Peki bir kadın, nasıl bir erkek ister?Günümüz erkeğine bakınca, kadınların fazla bir tercih şansının kalmadığını düşünüyorum.Öncelikle sarsılmaz bir kişilik istiyor kadınlar.Kendi kendisiyle barışık olabilecek kadar, kendine, hareketlerine, oturuş kalkışına, giyimine, konuşmasına dikkat eden, kendine güvenli, saygı uyandıran bir erkek.İşini, parasını, kariyerini, tüm herşeyini
kaybetmiş bile olsa, batan gemiyi terketmeyen bir kaptandır erkek. Bütün metanetiyle kendisini ve ailesini ayakta tutabilen, şirket patronuyken sahip olduğu gururu hiç eksiltmeksizin, simit satabilecek, inşaatta çalışıp, hamallık yapabilecek adamdır erkek. Bekarsa, ana babasını, kardeşlerini, evliyse, bunlarla beraber, eşini ve çocuklarını başında tac olarak, hiç sarsmadan taşıyabilen ve oradan asla indirmeyen bir hakandır erkek.İşsiz kaldı diye cebindeki tüm meteliği, şişede balık olmayı değil, bir lokmayı evladına bulabilendir erkek.Kendisini doğuran ananın aşkına, ana, avrat, bacı değerlerini ağzından kusmayan, asla kusturmayacak olan adamdır erkek. Kadını; sırf arkadaşlarıyla oynadığı tavla uğruna, zar niyetine atmayan adamdır erkek. Erkekliği playboylarda, kadının etinde, şişe diplerinde, acize atılan naralarda aramak değildir erkeklik. Siz buldunuz da biz mi kaybettik?
Gazetelelerin ve dergilerin vazgeçilmez konularından biridir cinsellik. Ve yüzyıllardır kadın ne siter, erkek ne ister korularını takiben birçok istatislik yapılmıştır. Nerede ne şekilde yapıldıgını bilmedigimiz ama okununca sanki evet siz de öylesiniz diyen bir çok iddialı yazı vardır.
Sabah gazatesinde görmüş oldugum ve "yüzyılın seks trendleri" gibi iddialı biz sözle giriş yapmış olan yazı hülya dergisine ait imiş. Mişler mışlar o nedenle kadın üzerinden yola çıkılan yazıda istatiksel olarak %lerde kendini bulmayı düşünen kadınları hedef almakta.